12 Temmuz 2009 Pazar

Burak Yılmaz


Burak Yılmaz'ın kariyeri ilginç bir doğrultuda seyrediyor. Hani, ekonomide "V tipi" diye bir şey vardır ya, aynen öyle. Yükseliş, düşüş ardından tekrar yükseliş. Yılmaz Vural'ın Antalyaspor'u küme düşerek kötü bir finişe imza atsa da 4 büyüklere oyuncu ihraç etmeyi başarmış efsanevi bir takım olmuştu, o ihraçlardan biri de Burak Yılmaz'dı.

Hatırlıyorum da Burak, Beşiktaş'ta sezona çok iyi başlamıştı. Neredeyse her maç gol atıyordu. Jean Tigana yönetimindeki gençleştirme operasyonunun Serdar Kurtuluş'la birlikte en önemli meyvesiydi.

Şimdi, Serdar Gaziantep'te; Burak Eskişehir'de. Serdar, Beşiktaş'tan direkt Gaziantepspor'a gitti, Burak'ın kariyeri ayrıca Manisaspor ve Fenerbahçe'yle renklendi. Manisaspor'da çok kısa bir dönem oynamasına rağmen kendini bulması, ona yeniden İstanbul kapılarını açmıştı ki Fenerbahçe'de kronikleşen yerli sağ açık harcama hastalığının kurbanı oldu.

Burak, Eskişehirspor'da faydalı olacaktır. En azından Rıza Çalımbay'ın bol rotasyonlu kadro kurgusunda kendine yer bulacaktır. Manisa ve Antalya'da forvet gibi oynaması, ona büyüklerin kapılarını açmıştı. İstanbul'daki sağ açıklık nöbeti onun sonu oldu.

Ümit Karan, Youla ve Burak Yılmaz ile ciddi bir hücum rotasyonuna sahip oldu Eskişehirspor. Başka hangi Anadolu takımında, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ta oynamış forvet elemanları var ki! Batuhan meselesi de olmayacak şey değil; eğer Bobo, başka bir takıma transfer olmazsa Batuhan, büyük bir ihtimalle Eskişehirspor'a kiralanacaktır. Anlaşılan yeni sezonda, ilginç bir Es Es seyredeceğiz!

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Şanlıurfa GAP Stadyumu


Transfer gündemi seyrekleşince ne zamandır aklımda olan Urfa Stadyumu'nu incelemek istedim. Urfa'yı gidip gezmesem de wowturkey.com'dan aldığım bilgilerle gezmiş kadar oldum.

Şanlıurfa GAP Stadyumu, 1991'de temeli atılmış bir inşaat ve bugün hala kullanılamıyor. Dile kolay, aradan tam 18 sene geçmiş. O gün doğan çocuklar, bugün üniversite sınav sonuçlarını bekliyorlar.

Alınan son haberlere göre stadyumun 2009-2010 sezonu için açılması bekleniyor ama bu beklemede maalesef ki bir kesinlik yok. Aslına bakarsanız, stadyum içindeki tüm inşaat bitmiş durumda. Çevre düzenlemesi yüzünden açılışın yapılamadığı söyleniyor ama ne kadar doğru, tam olarak bilmiyorum.

30 bin seyirci kapasiteli stadyum, Olimpik stadyum görünümünde. Forumlarda Berlin Olimpiyat Stadyumu'na benzetiliyor fakat, ne yalan söyleyeyim Urfa Stadyumu, resmi kayıtlarda daha yeni bitmiş gibi gözükse de Almanya'daki benzerinden çok daha demode duruyor.

Ülkemizin hayali, bir Avrupa Şampiyonası düzenlemek elbette. GAP Stadyumu, tam olarak tamamlanabilirse rahatlıkla aday şehirler arasına girebilir. Bu konudaki en büyük eksiklik, konaklama sorunu. O da çözülürse hiçbir sorun kalmaz.

Fotoğrafları yukarıda da yazdığım gibi "wowturkey"den aldım. Böyle stadyumlar için bir tek dileğim var; umarım, ulusal takımın hazırlık maçlarında ziyan edilmezler de resmi anlamı olan ulusal maçlarda yahut Super Kupa ya da Fortis Türkiye Kupası finallerinde kullanılırlar yoksa gidip görmedikten sonra Ağrı'ya Maracana diksen ne faydası var?

Gaziantepspor'da İlginç İşler


Gaziantepspor, büyük takımların yardımcı kuvvetidir. Yıllarca, futbolcu yetiştirip 4 büyüklere ihraç eden Antep, daha sonra bu durumu yabancı futbolcularda da uygulamaya başladı. Çetrefilli bir kariyerden sonra Roma'ya giden Lima ve daha 1 sezon oynamasına rağmen efsane olan Tabata bu örneklerden bazıları.

Geçen sezon, Nurullah Sağlam yönetiminde başlayan değişim; bu sezon, Jose Couceiro eşliğinde devam ediyor, en azından devam etmeye çalışıyor. Transfer sezonunda yapılan hamleler, Gaziantepspor'un kimliğini değiştirecek gibi.

Gaziantep'in şu ana kadarki en önemli transferi, Serdar Kurtuluş. İsmail Köybaşı karşılığında alınan Serdar, sağ bekte değil de ön liberoda oynatılırsa çok daha faydalı olur gibime geliyor. Serdar Kurtuluş'un ön libero oynamasındaki en büyük engel, Gaziantep kadrosunda bu bölgenin dolu olması.

Gaziantepspor, ikinci Julio Cesar'ını da Romanya'da buldu. Hakkında daha önce uzun uzun yazmıştık. Okumak isterseniz, sizi buraya alalım.

Gençlerbirliği'nden alınan Ümit Tütünci, patlaması beklenen bir bomba fakat patlamama ihtimali de bir hayli yüksek. Ömrü kiralarda geçen Ümit, iyi bir rotasyon elemanı olacaktır.

Sarıyer'den alınan Ertan Koç ve Gökhan Ünver, alt liglerde TSL'nin dikkatini çeken futbolculardandı. Hatta, 4 büyüklerin bile bu oyuncuların peşinde olduğu söyleniyordu. Ertan Koç, tam bir santrafor; Gökhan Ünver'se biraz daha geride oynayan bir futbolcu. Direkt 11'e girmeleri zor ama şans bulabileceklerinden eminim.

Galatasaray'dan alınan Gökhan Öztürk'se tartışmalı bir şekilde Sarı Kırmızılılar'dan ayrılmıştı. Fenerbahçe'yle anlaştığı dedikoduları yayıldıktan sonra Gaziantepspor'da karar kılmıştı. Yüksek kalitede bir futbolcu olduğundan söz ediliyor ama Serdar Kurtuluş için söylediklerim aynen onun için de geçerli. Mevkisindeki doluluk, yedek kalma riskini bir hayli arttırıyor.

Gaziantepspor'un bu transferlere ek olarak bir kaleci, bir de santrafor aradığı biliniyor. Başkan İbrahim Kızıl, ses getirecek transferler yapacaklarını söylese de henüz öyle bir sesin tıkırtıları yok. Blogun daimi okuyucuları, Gaziantepspor'un transferlerine ayrı bir önem verdiğimi bilir. Bu iki mevkiye kimler alınacak, çok merak ediyorum!

Yukarıdakileri yazarken aklımın bir köşesinden Gaziantepspor'un Gallerli taraftarını düşündüm. Acaba, o takımından yeni sezon için neler bekliyor, transferlerden memnun mu? Gallerli Anteplinin ismini unuttuğum için burada yazamadım ama hatırlayan dostlar olursa, yardımlarını bekliyoruz!

10 Temmuz 2009 Cuma

İBB Çalışıyor (Mu?)


İstanbul Büyükşehir Belediyespor yıllardır ne uzayan ne de kısalan bir takım görüntüsünde. 4 büyüklere karşı inanılmaz oyunlar çıkartan ve en olmadık maçlardan puan ya da puanlarla dönen İBB, kendi ayarındaki Anadolu takımlarına kaybettiği puanlar yüzünden ilk 6'nın kenarından bile geçemiyor.

Geçenlerde Abdullah Avcı'nın röportajına rastladım, Avcı bu sezon her şeyin daha farklı olacağını, hedeflerinin ligin üst tarafı olduğunu söylüyordu. Galiba, Abdullah Avcı da İBB'deki dördüncü sezonunda bir şeyler yapması gerektiğinin farkında. Yoksa, kaliteli bir teknik adam olarak "gezegen" teknik direktörler sınıfına girmek zorunda kalacak.

Erman Kılıç'ı Sivas'a vererek karşılığında Herve Tum ve Kanfory Sylla'yı alan İBB kârda gözüküyor. Evet, Erman Kılıç çok kaliteli bir futbolcuydu ama Tum ve Sylla gibi direkt 11 oynayabilecek iki oyuncuyu kadroya katabilmek her zaman daha önemli. Özellikle Tum, İBB'de oldukça etkili olacaktır. Sylla da defansif bölgenin neresine koyarsan koy, sorunsuzca oynayan bir futbolcu.

Eskişehirspor'un kapısından dönen Taner Gülleri, İBB adına bu sezonun en büyük yıldızı. Kocaelispor'daki performansıyla "alt lig kralı" ünvanından kurtulan Taner, burada da gollerine devam edecektir. Tum'la benzer fiziksel özelliklere sahip olması, takım için en büyük soru işareti.

Fenerbahçe'den alınan Can Arat, İstanbul'dan ayrılmak istemeyen fakat 3 büyüklerde oynayacak kapasitesi olmayan futbolcu akımının son temsilcilerinden. Vasat bir stoper olduğunu düşünüyorum.

Konyaspor'dan alınan kaleci Oğuzhan Bahadır, takımı küme düşmesine rağmen çok da kötü oynamamıştı. Bu transferle İBB'nin Hasagiç vakası bitmiş oluyor. Bakalım gazetelerimiz, Hasagiç'i ne zaman Fenerbahçe'ye getirecek?

Emmanuel Nsumbu çok övülen bir futbolcu. Blog camiasında da hakkındaki yazılara rastlayabilirsiniz. Trabzonspor'a giden Tjikuzu'nun yerini alacak olan Nsumbu, aldığı övgüler değerinde performans gösterebilecek mi, hep birlikte göreceğiz!

Bir Atasözü Lazım


Günlerce süren Mehmet Topuz olayından sonra Kayserispor ile Gençlerbirliği'nin arasında James Troisi davasının çıkması, tek kelimeyle ironidir. Televizyonları gezip etik dersi veren Süleyman Hurma'nın bu konuda baş aktör olması, ironinin bir başka boyutudur.

Troisi, Gençlerbirliği'ne Newcastle UTD.'dan transfer edilmişti. Adana'daki Kayserispor maçı haricinde çok da iyi oynadığı bir maç hatırlamıyorum. Kayserispor yöneticileri de galiba, o maçın büyüsüne kapılarak gemileri yaktılar.

Mesele anlayabildiğim kadarıyla şöyle; Troisi, Gençlerbirliği'ne transfer olurken bir ön protokol imzalamış ve Gençlerbirliği, bu protokole sadık kalınması için 1 milyon Dolar tazminat maddesi koydurmuş.

İşte, Kayserispor burada bir açık yakaladığını iddia ediyor. 1 milyon Dolar'ı Gençlerbirliği hesabına yatıran Kayserispor yöneticileri, oyuncunun serbest kaldığını söylüyorlar.

Troisi, ön protokolun ardından Gençlerbirliği'yle resmî olarak anlaşmış ve Gençlerbirliği kulübünün futbolcusu olmuştu. Buradaki en can alıcı soru, sözleşme resmiyete döküldüğüne göre ön protokol otomatikman kullanımdan kalkar mı?

Gençlerbirliği, bu soruyu evet diye yanıtlıyor; Kayserispor'sa hayır diyor. Dün Ankara'ya getirilen Troisi'yse öğleden sonra Kayseri'ye götürüldü ve ilk idmanına çıktı. Gençlerbirliği de bu gelişmelerin ardından FIFA'ya başvuracağını açıkladı.

İşte tam burada, bize bir atasözü gerekiyor. Onu da sizlere bırakıyorum!

09 Temmuz 2009 Perşembe

Mucizeler


Sıkıntılarla boğuşan ve tüm bir sezonu böyle geçiren takımlar, beklenenin aksine mutlu sona en yakın olanlardır. Galatasaray'ın Gerets'le yaşadığı mucizevi şampiyonluk ve Diyarbakırspor'un ligden çekilme arifesindeyken birçok iddialı takımı geride bırakıp TSL'ye yükselmesi, bu durumun en göze batan örneklerinden.

İki hafta önce Nurullah Sağlam'la anlaşan Diyarbakırspor, geçtiğimiz günlerde Sağlam'la yollarını ayırdı. İstifa nedeni, Diyarbakırspor'daki ekonomik kriz sebebiyle alınamayan futbolculardı.

Göreve şimdi, Ziya Doğan getirildi. Malatyaspor'daki efsanevi Basel maçlarıyla kariyerinin zirvelerine çıkan, Trabzonspor'daki ilk döneminde zirve yürüyüşüne devam eden Doğan, ardından gelen günlerde diplere doğru yuvarlanmaya başladı. Diyarbakırspor durağı, onun için de hayati bir önem taşıyor.

Liglerin başlamasına yaklaşık 1 ay kala yani bugün TSL manzarasına bakınca, Diyarbakırspor düşmeye en yakın takım gibi görünüyor fakat, yukarıda anlattığım sebeplerle Diyarbakırspor, yeni bir mucizeye imza atabilir. Bu ihtimal, hiç de az değil!

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Bursaspor'da Doğru İşler


Bursaspor, transfer borsasında ağır adımlarla hareket ediyor. Uzun bir süre, yalnızca spekülasyonlar etrafında dönen transfer gündemi, artık imza aşamasında. Ramazan Sal ve Turgay Bahadır'dan sonra bugün iki isim daha Bursaspor kadrosuna katıldı.

Tanıdık olandan başlayalım. Trabzonspor'un eski kaptanı Hüseyin Çimşir, İspanya, Yunanistan ve Ukrayna derken Bursaspor'un kadrosuna katıldı. Umarım bir gün, sahiden Avrupa'ya açılabilen futbolcular görebiliriz.

Hüseyin, Mustafa Sarp'tan boşalan alan için yeterli bir oyuncudur; defansif olarak sorun yaratmaz ama ofansta dengeler değişebilir. Sonuç olarak Hüseyin, çalışkan bir futbolcudur; işler iyi giderken göze batmaz, kötüleşince günah keçisi seçilir.

Bursaspor'un şu ana kadarki en büyük transfer bombası, Pablo Martin Batalla'yla patladı. Geçen yıl Kolombiya takımı Deportivo Cali'de kiralık oynayan Batalla, oyun kurucu olarak forma giyiyor. Batalla'nın Velez kariyerini de ayrıca değerlendirmek lazım.

Batalla'nın videolarına göz attıysanız Bursaspor'un olumlu anlamda "felaket" bir 10 numara transferi yaptığını düşünebilirsiniz ama biraz daha, en azından sezon açılana dek beklemekte fayda var. Ben 21 Haziran'da oynadığı maçın görüntülerini izledim ve Batalla'nın bilek hakimiyetiyle sert şutlarına tanık oldum. Video transferleri, Nartallo gibi futbolcuları ülkemize getirdiği için biraz daha bekleyelim derim. Ama düşüncem, Bursaspor'un doğru bir transfer yaptığı yönünde.

Hüseyin Çimşir'in Bursaspor'a transferiyle M'Bami gelişmeleri askıya alındı zannediyorum. O transfer de gerçekleşirse Bursaspor'un yükseliş hamleleri daha da sıklaşacaktır. Bursaspor'un kötü bir kadrosu olduğunu kesinlikle söyleyemeyiz. Bu saatten sonra yapılacak transferler, mevcut kaliteyi bir, iki "tık" daha yukarı çekmek amacıyladır. Şu anki görünümde, Bursaspor'un ilk 6'ya rahatlıkla girebileceğini düşünüyorum.

Beşiktaş'ın Halet-i Ruhiyesi


"Halet-i Ruhiyeler" bölümünde sıra Beşiktaş'a geldi. Geçtiğimiz sezon, devre arası yapılan transferlerle şampiyonluğu kazanan Beşiktaş, bu transfer dönemini de hiç ummadığım biçimde hareketli geçirdi. Genelde, yerleşmiş kuraldır; şampiyon olan takım, iskeleti korumak düsturuna bağlanır ve kaliteli birkaç isim haricinde transfer yapmaz; bu kez âdet bozuldu.

Kaleden başlayalım; Rüştü ve Hakan, TSL'yi rahatlıkla götürebilecek kaleciler. CL için de büyük bir sorun çıkacağını zannetmiyorum. En azından ikisi de verilen görevi en iyi şekilde yapacak derecede profesyoneller.

Sağ bek, Rıdvan ve Erhan Güven transferlerine rağmen yine Ekrem Dağ'ın olacaktır. Ekrem, omzundan ciddi bir sakatlık geçirse de sezon başlangıcına dek düzeleceğini düşünüyorum. Dün gece biten Ferrari transferinden sonra Beşiktaş'ın stoper rotasyonu, Ferrari-Toraman ya da Ferrari-Sivok şeklinde oluşacaktır. İbrahim Toraman'ın sağ bek olarak kullanılma ihtimali, sağa alınan üç futbolcuyla birlikte neredeyse sıfırlandı. İbrahim, ciddi bir ameliyat geçirdiği için sezon başı Beşiktaş savunması, Ferrari-Sivok ikilisine emanet olacak. Sol beke alınan İsmail Köybaşı çok büyük bir yetenek ama İbrahim Üzülmez, ciddi anlamda büyük bir tehlike. Belki de çoğu kişi beklemiyor ama İbrahim, İsmail'den de formayı kaparsa hiç şaşırmam.

Mustafa Denizli, pragmatik düşünerek her maça farklı taktikler ve kadrolar çıkarsa da genellikle 4-3-3 sistemini tercih ettiğini söyleyebiliriz. Defans hattını geçtiğimize göre sıra, orta saha 3'lüsünde. Hattın en gerisinde elbette ki Ernst oynayacak. Şampiyonluğun en kilit isimlerinden olan Ernst, özellikle CL'de Beşiktaş'ın kaderini çizebilir. Ernst'in hemen önünde Fink ve Tello'nun oynayacağını düşünüyorum. Fink için alınan referanslar gayet olumlu. Ernst'in hücumcu versiyonu olduğu doğrultusunda çoğu kişi birleşiyor. Maaşına zam isteyen Tello'ysa geçen sezonun 20 ile 30. haftaları arasındaki performansıyla sol bek alınıp oyun kurucu oynamanın inceliklerini gösterdi ve bu artışı hak etti. Yeni sezonda da formasını kaptırmayacaktır.

Gelelim hücum hattına. Nihat Kahveci transferiyle iyice zenginleşen bu bölge, Delgado'nun sakatlığıyla biraz sarsıldı. Mustafa Denizli'nin sol açık gibi oynattığı Delgado-Yusuf rotasyonu böylelikle bir kişi eksildi. Bu bölgeye büyük bir ihtimalle yeni bir transfer yapılacak.

Sağ forvet olarak, özellikle sezon başında Holosko'nun oynayacağını düşünüyorum. Nihat Kahveci, askerlik nedeniyle geç başladığı sezonda takımın temposuna biraz zor uyum sağlayacaktır. Hedef santrafor olarak Bobo, Nobre ve Batuhan, rotasyonda görülen isimler. İç sahada Bobo'yla, dışarıda Nobre'yle, maçın sıkıştığı anlarda Batuhan'la oynamak, en doğrusu gibi gözüküyor. Bobo'nun transferi hakkında her gün yeni bir haber ortaya atıldığı için pek de emin konuşmamak lazım. Bobo, Beşiktaş'tan ayrılıp başka bir takıma giderse bölgesine yeni bir oyuncu transferi beklemiyorum. Ondan boşalan kontenjan, sol açık(forvet) bölgesinde kullanılacaktır.

Beşiktaş'ın şu anki en büyük problemi sol forvetteki eksiklik. Yusuf, çok kaliteli ve "iş bitiren" bir oyuncu olsa da 34 yaşındaki futbolcuya en az 50 maçlık serüvende güvenmek, pek doğru değil. Delgado'nun sakatlığı da ciddi olduğuna göre yönetim, mutlaka birini alacaktır. Yerli olarak Yıldıray; yabancı olarak Tabata konuşuluyor, bekleyip göreceğiz.

Beşiktaş, Galatasaray'la birlikte "şu anda" lige en hazır takım olarak görünüyor. Sol tarafa yapılacak bir transferle muhtemeldir ki transfer sezonu noktalanacak. Beşiktaş'ın CL gruplarına üçüncü torbadan gireceğini hesap edersek 4. torbadan "sürpriz" güçlü bir takım çekilmezse -en azından- Avrupa Ligi yolu açık olacaktır. Fikstür de çekildi, liglerin başlamasına 1 ay var.

07 Temmuz 2009 Salı

Kasımpaşa'da İlginç İşler


Lige yeni çıkmış takımların önünde 2 yol vardır; ya Anadolu'da bulabildiğiniz yerli ve yabancı futbolcuları toplayıp kolaj yaparsınız ya da farklı ülkelerden, kültürden futbolcuları takıma katarsınız.

Diyarbakırspor, ilk akımın temsilcisidir. İkinci akımı temsil eden takımsa Kasımpaşa. Şu ana kadar 4 yabancı alan Kasımpaşa, ülkemizle uzaktan yakından ilgisi olmayan futbolculara yöneldi. Aslına bakarsanız geldikleri ülkeler, TSL'nin gediklilerinden ama isimler, kulağa hiçbir şey hitap etmiyor.

Danimarkalı Keller, ilginç bir kariyere sahip. Lazio forması dahi giyen Keller, Stabaek'ten transfer edildi. Sağ açık oynayan oyuncu, genç takımlarda defalarca Danimarka ulusal takımında oynamış.

Slovakyalı Martin Baran, 1.86 boyunda bir ön libero; ayrıca stoper olarak da oynayabiliyor. Geçtiğimiz sezon, CL'de büyük sürprizler yapan CFR Cluj'dan alınan Andre Galiassi De Souza, stoper olarak oynuyor ve Kasımpaşa'nın en ciddi transferi olarak görünüyor. "Transfermarkt" değerlendirmesine göre De Souza'ya 1.800.000 Avro fiyat biçiliyor. FC Slovan Liberec'ten takıma katılan Petr Bolek, 1.90 boyunda bir kaleci. Çek Cumhuriyeti vatandaşı Bolek, 1984 doğumlu ve kariyerini genellikle kiralık olarak geçirmiş bir isim. Tam anlamıyla kapalı kutu.

Kasımpaşa, TSL'den düştüğü sezonda da ilginç yabancılara sahipti. Stoper Askou ve 10 numara Andre Moritz bu isimlerden. Andre Moritz'in sözleşmesi devam ediyor ve öyle sanıyorum ki takımda kalacak; Jens Berthel Askou'nun sözleşmesiyse 30 Haziran'da bitmiş. Akibeti hakkında bilgi sahibi olamadım.

Kasımpaşa'ya Beşiktaş'tan Zapotocny'nin de katılacağı söyleniyor. Kapalı kutu yabancılar, Andre Moritz gibi tecrübeli isimler ve Serie A tecrübeli Zapotocny ile Kasımpaşa, ilginç bir yabancı futbolcu rotasyonuna sahip olacak.