BIY AD

11 Eylül 2008 Perşembe

Sen Olmasan "Gerginlik", Ahh Bu Hayat Çekilmez!


Bizim Milli takımımız kadar gerginlikten beslenen bir ulusal takım var mı çok merak ediyorum. 2006 Dünya Kupası elemelerinde İsviçre Play-Off maçlarında başlamıştı bu hastalığımız ve daha başlar başlamaz büyük bir patlak vermiş, FIFA tarafından 6 maçlık cezamız güç bela 3'e indirilip bir nebze olsun huzura kavuşulmuştu. 

Tam rahatladık derken bu sefer geçen seneki Malta beraberliği geldi. Öyle bir ortam oluşturuldu ki sanki 3. dünya savaşı çıkmış; itilaf cephesi Milli takım, ittifak cephesi basın, karşı karşıya gelmişti. Yine Emre Belözoğlu polemikleri gırla gitmeye başlamıştı. Sonrasında Macaristan maçı geldi ve hakemin de küçümsenemeyecek yardımlarıyla maçı 3-0 kazandık. O maçta Emre'nin meşhur kol hareketi geldi gollerin peşi sıra.

Bu seferki gerginlik pek beklenmedik bir şekilde ortaya çıktı. Ermenistan'ı yenmişiz her şey güzel ama Hıncal Uluç'un hakaret sınırını aştığı söylenen Emre eleştirileri işin fitilini yakmaya yetti. Hıncal Uluç'un eleştirilerine gelirsek; bence ortada hakaret sınırını aşan bir demeç yok zaten Hıncal Uluç "karaktersiz" de dememiş, "bu karakterde" demiş. Bu konuda Reha Muhtar'ın dünkü yazısını okumanızı öneririm, olayı gayet iyi özetlemiş.

Dün akşamki maçta çıkan olaylara gelirsek; Fatih Terim'e bu kez hak vermemek bence elde değil. Belçika, oyunu o kadar çirkinleştirdi ki neredeyse ikinci devrenin yarısını sahada yatarak geçirdi. Antrenörleri Vandereycken, maç sonrası Fatih Terim'i suçlamış; bence önce kendisine baksın. Yedek kulübesinden sahada top varken iki top birden atmak ne anlama gelir bana anlatsın Belçika teknik direktörü. Korkum odur ki deplasmandaki Belçika maçı Şükrü Saraçoğlu'ndaki o talihsiz İsviçre maçına benzeyecek; Belçika bizi gaza getirmek için elinden ne gelirse yapacak, bunu başarırlarsa da Dünya Kupası vizesini kapacak. Yoksa dün akşam izlediğimiz Belçika Milli Takımı'nın başka bir şekilde Dünya Kupasına katılma ihtimali yok!

0 yorum: