BIY AD

15 Temmuz 2009 Çarşamba

"0"


Şampiyonlar Ligi, tam anlamıyla devler arenası. Avrupa'nın en güçlü takımları, bu ligde daha ileriye gitmek için ter döküyorlar. Bunun yanında diğer ülkelerin şampiyonları, ikincileri hatta üç veya dördüncüleri, bu önemli turnuvada bir şeyler yapabilmek için savaşıyorlar.

Bu sene CL'ye katılması kesinleşen tek takımımız Beşiktaş. Sivasspor'u zorlu bir eleme programı bekliyor. Bunun yanında Beşiktaş'ın CL'ye 3. torbadan katılması garanti, yani büyük bir şanssızlık olmazsa kurada Beşiktaş'a kendisinden zayıf bir takım gelecek.

Bunları yazma sebebim, son günlerde gittikçe artan Beşiktaş'ın CL'de çok başarısız olacağı iddiaları. Hangi yorumcuyu dinlesem; kimi okusam, her şey iyi hoş ama Beşiktaş, Avrupa'da çok başarısız olacak diyor. Gelin, bu iddiaları şöyle bir değerlendirelim;

Beşiktaş, geçen sezon şampiyon olurken çok iyi futbol oynamadı ama şampiyonluğu yakalamasını sağlayacak takım ruhunu içeride oluşturdu. Keza Fenerbahçe, bunu hiç sağlayamadı; Galatasaray da ancak ilk devrenin sonlarına doğru -kısa bir süre için- böyle bir iç huzuruyla maçlara çıktı.

Beşiktaş'ın Avrupa'da başarısız olmasını bekleyenlerin en büyük dayanağı, Mustafa Denizli'nin Fenerbahçe'deki "0" tecrübesi. Fakat, herkesin unuttuğu bir şey var ki, Fenerbahçe o dönem bir çok maçta kıl payı mağlubiyetler almıştı. Örneğin, Leverkusen'e karşı Almanya'da öne geçmiş, 10 kişi kaldıktan sonra ataklara dayanamamıştı. Gruptaki son maçtaysa 90. dakikada Rivaldo'nun frikiği doksana giderek Fenerbahçe'nin hanesine "0" yazdırmıştı.

Burası, madalyonun ters ve acı suratı. Diğer taraftaysa Galatasaray'la Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynamış ve ulusal takımı EURO 2000'de çeyrek finale taşımış Mustafa Denizli bulunuyor, anlamak isteyene.

En meşhur huyumuzdur, kendimizi dibe çekmeyi çok severiz. Jose Mourinho döneminde Avrupa Şampiyonu olan Porto, bir Türk takımı olsaydı muhtemeldir ki bu başarı, rakiplerin güçsüz döneminde geldiği için küçümsenirdi. Jose'yi Allah korumuş.

Beşiktaş'ın şu anki kadrosu, CL'de üçüncülük için yeterlidir. Bu da Avrupa Ligi yollarını Beşiktaş'a açar. İlk 2'ye girmek, şu anki vaziyette çok gerçek dışı bir önermedir fakat Beşiktaş'ın çok başarısız olup Avrupa'ya puan alamadan veda etmesini beklemek kadar absürt değildir.

Bizim gibi ülkeler ve dolayısıyla kulüpleri sahaya çıkmadan maçları kaybediyorlar. İspanya karşısında Türkiye ulusal takımının düştüğü halleri hatırlarsınız ya da EURO 2008'de Portekiz'e karşı yaşanan çaresizliği. Sonrasında gördük ki Portekiz de İspanya da yenilmeyecek takımlar değilmiş. Portekiz, turnuvadan sonra helva gibi dağılırken; İspanya, "bomba=top" esprilerinin gırla gittiği rakibi ABD karşısında ceza sahasına bile doğru dürüst giremeden maçı kaybetti.

Galatasaray'ın kazandığı UEFA Kupası'nda dönemin futbolcularının kalitesinden ziyade onların içlerine sindirdiği yenilmezlik ruhunun etkili olduğunu düşünüyorum. Örneğin, kurada Leeds çıktığında kimse "eyvah, fark yiyeceğiz" dememişti. Üstelik bu takım, tarihi zaferden bir kaç ay önce Chelsea'den İstanbul'da 5 gol yemişti. Sonrasında yaşanan direnç bile Fatih Terim'in teknik direktörlüğünü belgeliyor.

Saha dışında ve maçtan bir gün önceye kadar kendimizi Barcelona gibi gördüğümüzden Metalist gibi takımlara köy takımı muamelesi yaparız. Fakat, Ukrayna futbolunun kulüpler bazında bizden çok daha önde olduğunu aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Maçtan sonra dövünerek yerlere düşeriz. Maç günüyse kendimizi Brezilya karşısına çıkmış San Marino gibi hissettiğimizden aynı turnuvada iki basamak altlarında durduğumuz, rakibimiz İspanya'ya karşı elimiz, ayağımıza karışmış bir şekilde çıkar; eziklik ötesi bir futbolla sahadan boynu bükük ayrılırız(Özellikle Türkiye'deki mücadele).

4 yorum:

dinipro dedi ki...

"0" puanlı sezonda gerçekten şanssız maçları olmuştu Mustafa Denizli'nin .Saydığınız maçlar dışında İstanbul'daki Lyon maçı da son saniye golüyle kaybedilmişti .

Be kez öyle bişey olacağını bende sanmıyorum . İkinciliği zorlayabilir . En kötü üçüncülük olur .

Gerek hocanın , gerek futbolcuların , dolayısıyla takımın yeterince acısı var şampiyonlar liginde . Artık bu acıların tecrübeye dönme vaktidir .

Beşiktaş'ın şampiyonlar lginde başarılı , Türkiye liginde başarısız olacağı kehanetindeyim . Tıpkı Zico'nun Fenerbahçe'si gibi .

gkslsrt dedi ki...

Haklısın, Lyon maçı da son dakikada kaybedilmişti ve o sezon Fenerbahçe'nin stadyumu inşaat halindeydi. Yanılmıyorsam maraton tribününün yerine flamalar asılıydı.

Mustafa Denizli, bence de CL'ye daha fazla asılacak, en azından üstündeki 0 puan damgasını silmek isteyecek. Ligdeki durumsa rakiplerinin geçen seneye nazaran üstüne koyuşuna göre değişecek.

muyek dedi ki...

BJk bu sezon bile 8-0 lik mac disinda gayet guzel oynadi sampiyonlar liginde. Ilk macta talihsiz 1-0 lik maglubiyet aldi , ama hem liverpool hemde marsilyayi zannedersem evinde yendi . Portoyu da yenseydi 9 puan alicakti yanlis hatirlamiyorsam..

Delgado yerine yusufa destek vericek 10 numara bir adam getirilse , 1 forwet 1 de sag bek takviyesi ile bence en azindan 3unculuk en kotu hedeflenir sampiyonlar liginde.. Bu arada BATUGOL keske takimda kalsa , en azindan TSL de rotasyonda yedek olarak cok yardimi dokunur BJK'e ..

gkslsrt dedi ki...

Delgado yerine transfer, özellikle CL için şart. Oraya illa ki oyun kurucu almak zorunluluğunda olduğuna inanmıyorum Beşiktaş'ın. Mustafa Denizli, bu tip oyuncuları(Yusuf ve Delgado) zaten sol kenarda kullanıyor. Kenardan içeriye akabilen hızlı bir futbolcu bulunabilirse bu tip bir futbolcu da iş yapar. En son iddia, Yıldıray. Yıldıray, biraz daha statiktir ama sakatlığından kurtulursa iş yapar, özellikle Türkiye'de.