BIY AD

26 Ekim 2009 Pazartesi

Fenerbahçe-Galatasaray Maçının Ardından


Yazı için biraz soluklanmayı bekledim. Beklendiği gibiydi aslında herşey. Fenerbahçe, çoğu kişi için "psikolojik" favoriydi ve psikolojideki favoriliği, yeşil sahaya dökerek rahat sayılabilecek bir galibiyet aldı.

Daum bu gece, Türkiye'deki teknik adamlık kariyerinde en başarılı performansını sergiledi. Galatasaray'ın otoban gibi kullandığı sağ kanadı, geride Carlos önde Vederson'la tıkadı ve otoban, bir anda tali yola dönüştü. Rahata ve yüksek performansa alışkın Keita, baskıya fazla dayanamadı ve en az 2 maç ceza alacağı bir hareketle kırmızıyı gördü.

Daum Türk işi teknik adam. Uzun vadeli değil günlük düşünüyor tıpkı bizler gibi. Baktı ki rakibin sağ kanadını çökertmek zorunda, basit bir, iki değişiklikle oyunun şeklini değiştirdi. Son haftaların -bence- en formda ismi Vederson'u 11'e koyup Brezilya milli takımında oynamak dışında Fenerbahçe'ye hiçbir katkısı olmayan Santos'u kesmesi, bir anlamda galibiyeti Fenerbahçe'ye getirdi.

Fenerbahçe orta alan ve defansta çok başarılı alan daralttı. Top rakipte olsa dahi oyunun boyunu kısaltarak tehlikeli pozisyon yaşama riskini savuşturdu. Baroni geldiği günden beri en iyi performansını sergiledi. Bunda Galatasaray'ın orta sahasız oynaması da etkili elbette. Sözün özü, Daum hayatî bir performans sergiledi ve Fenerbahçe hak ettiği bir galibiyeti cebine koydu.

Dönelim Galatasaray'a. Hiç ummadığım kadar kötü oynadı. Baros'un daha ilk dakikada sakatlanıp çıkması, kötü futbolu getiren etmenlerden biri belki de ama Baros'la uzaktan yakından ilgisi olmayan defansif bölge de bu akşam çok kötüydü. Hele Servet! Galatasaray'ın en sağlam adamı, alışmadığımız dolayısıyla beklemediğimiz derecede kötü oynadı. Gökhan Zan da ondan muteber değildi.

Maç öncesi yazımda Franco'ya dikkat demiştim ve evet, söylediğim tuttu(!). Fenerbahçe'de kötü performans adayım Santos'tu, ilk 11'de başlamayıp ancak 20 dakika oynayınca nasıl oynadığı konusunda bir fikrimiz oluşmadı, oluşamadı. Takım kötü oynayınca hele Leo Franco kötü futbolun sınırlarında dolaşınca Galatasaray için puanla dönmek, mucize oldu.

Daum bugün ekstralar yapınca Fenerbahçe rahat bir galibiyet aldı. Rijkaard'ın Fenerbahçe'ye özel hiçbir ekstrası yoktu. Arda, Elano ve hatta Keita dökülünce Rijkaard'ın sistemi işleyemez hale geldi. 3 golden daha fazlasını da yiyebilirlerdi. Takım performansı ve bireysel performans çok düşük olunca Rijkaard'ın defansif orta sahasız 4-3-3'ü çaresiz kaldı. Galatasaray'da Arda'ya tanınan aşırı serbestlik biraz kısıtlanmalı ve Elano, git gide yanlış transfer olmaya doğru yaklaşıyor. Birkaç sene önce Beşiktaş'a gelen Ricardinho'yu andırıyor. Galatasaray teknik heyeti -Brezilyalı'dan maksimum verim alabilmek için- sisteme göre Elano değil; Elano'ya göre sistem kurmak zorunda.

Hiçbir hakem hocasını dinlemedim. Tamamen kendi görüşlerimi söyleyeceğim hakem hakkında. Öncelikle yardımcı hakemler kötüydü. Birkaç yanlış bayrak kalktı ve oyuna direkt etki etti, nitekim Fenerbahçe'nin ilk golü ofsayttı. Bünyamin Gezer, ortadan bir maç yönetmeye çalıştı. Keita'nın kırmızısı doğruydu, Leo atılabilir miydi bilmiyorum ama hakem sanki en doğrusunu yaptı. Gezer, faullerde zaman zaman dengesizlik gösterse de kötü performans sergilemedi. En azından, maçın önüne geçmeyecektir.

3 yorum:

reis dedi ki...

Daum Türk işi teknik adam. Uzun vadeli değil günlük düşünüyor tıpkı bizler gibi. Baktı ki rakibin sağ kanadını çökertmek zorunda, basit bir, iki değişiklikle oyunun şeklini değiştirdi. Son haftaların -bence- en formda ismi Vederson'u 11'e koyup Brezilya milli takımında oynamak dışında Fenerbahçe'ye hiçbir katkısı olmayan Santos'u kesmesi, bir anlamda galibiyeti Fenerbahçe'ye getirdi.

Fenerbahçe orta alan ve defansta çok başarılı alan daralttı. Top rakipte olsa dahi oyunun boyunu kısaltarak tehlikeli pozisyon yaşama riskini savuşturdu. Baroni geldiği günden beri en iyi performansını sergiledi. Bunda Galatasaray'ın orta sahasız oynaması da etkili elbette. Sözün özü, Daum hayatî bir performans sergiledi ve Fenerbahçe hak ettiği bir galibiyeti cebine koydu.


tebrik ediyorum maçı özetlemişsin özellikle santos kısmını

joe kleine dedi ki...

Elano, Ayhan veya Sarp'ın yerine niye düşünülmüyor mesela çok koşan bir Barış'ın yanına Elano iyi bir ikili olabilir yani en azından dünkü iki probleme çözüm alternatifi olabilir.

gkslsrt dedi ki...

Teşekkürler Reis.

Elano hiç kötü fikir değil bence. Defansif yönde olmasa da yanına çok koşan bir adamla defansif açıklar kapatılabilir. Rico ile Elano birbirine çok benziyor yazıda da dediğim gibi. Rico da böyle zorluklar yaşamıştı. Elano'dan performans alabilmek için ona uygun bir şablon şart gibi görünüyor.