BIY AD

21 Ekim 2009 Çarşamba

Gündemden


-Ali İpek tuttuğum bir başkan. Belki, ya bu adam da tutulur mu bir dolu hatası/yanlışı var, diyebilirsiniz fakat öyle. Neden tuttuğuma gelince? Bir zamanlar Fenerbahçe'ye fark atan ve Guus Hiddink gibi bir efsanenin ülke topraklarıyla arasını bozan Aydınspor, bugün amatör kümede oynayan bir kulüp. Tıpkı birkaç yıl önce Göztepe'nin düştüğü durum gibi. Şundan o kadar eminim ki Denizlispor'un başkanı Ali İpek değil de başka biri olsaydı bugün amatörde değilse bile en iyi ihtimalle TFF 2. ligde amatöre düşme sıralarını bekliyor olurlardı.

-Aksi gibi Nurullah Sağlam'ı da çok severim. Bu ülkede taktik, planlama anlamında önde gelen yerli teknik adamlardan biridir. Araştırmacılığı da iyidir hani. Neca'yı, Tabata'yı bulup getiren odur ve Portekizce bildiği söylenir. Ama Denizlispor ile Nurullah Sağlam yanlış zaman ve mekanda buluşan aşıklara benzedi. Ne Denizli ona ısınabildi ne de Nurullah Sağlam Denizli'ye. Zaten Nurullah Sağlam, sezon kurtarmaya yönelik çalışılacak antrenör değildir. Onu sezon başı getirir, çok başarılı bir futbol seyredersiniz. Durum bundan ibaret.

-Antalyaspor-Diyarbakırspor maçındaki malum gol sevinci hakkında birşeyler yazayım dedim ama söylenecek söz yok maalesef. Bu konuda harfler etkisiz ve işlevsiz kalıyor.

-Denizlispor'dan devam edelim. Yeni teknik direktör adayları; Jurgen Röber, Safet Susiç, Mustafa Uğur ve Oğuz Çetin. Röber gelirse şahane olur fakat kadro oldukça zayıf. Susiç tercihi de gayet mantıklı. O da TSL'de takım kurtara kurtara Güvenç Kurtar tecrübesine erişti.

-Güney Afrika teknik direktörü görevinden alınınca Fatih Terim otomatikman Güney Afrika'ya yollandı. Terim'e basın toplantısında bu soru da(başka bir ulusal takım çalıştırma fikri) soruldu ve hiç beklemediğim kadar olumlu bir cevap geldi. Olmaz diyerek kestirip atamıyorum anlayacağınız.

-Cumartesi günü, Bursaspor-İBB maçına gideceğim eğer çok çok büyük bir aksilik olmazsa. Bilet fiyatlarını henüz bilmiyorum ama niyetim kale arkasına kalmamak. Çünkü bol gollü ve heyecanlı bir maçın bizleri beklediğine inanıyorum. Bu heyecan, kale arkasında çıkartılamaz ancak öldürülür. Gelecek hafta, maçın fotoğrafları ve geniş bir anlatımla bu bahsi yeniden açarız umarım.

-Eskişehirspor-Beşiktaş maçı öncesinde, eksikler sağlamlardan daha fazla dersek abartmış olmayız. Beşiktaş'ın eksikleri malum, bir kez daha anlatmayalım fakat Es Es cephesine şöyle bir bakalım; Ümit Karan, Youla ve Serdar sakat, Bülent Ertuğrul ile Ragıp kart cezalısı. Herşeyi boş verin de Youla maça yetişmezse Eskişehirspor için çok kötü olur. Bu arada iki transfer haberi sızdırayım; Ankaraspor'lu Tita, Eskişehirspor yolunda; İlhan Parlak, -şaşırtıcı olmadığı üzere- Ankaragücü'ne transfer oldu.

-Yazıyı çok güzel hatta muhteşem bir notla noktalayalım. Notun muhteşemliği benim kalemimden kaynaklanmıyor fakat yine de çok mutlu ediyor beni. Rubin Kazan, FC Barcelona'yı hem de deplasmanda yeniyor ve galibiyeti getiren golü, ülkemde pek de değeri bilinmeyen Gökdeniz Karadeniz atıyor. Futbol böyle bir oyun işte!

0 yorum: