Beklenen an geldi. Bir zamandır, özellikle "twitter"da duyurduğum röportaj serimiz başlıyor. Röportaj serisinin ilk konuğu, Spor&Spor dergisinde spor gazeteciliğine başlayan daha sonra Yeni Yüzyıl ve Sabah gazetelerinde eşsiz futbol birikimini bizlerle paylaşan ve şimdilerde NTVspor.net'in baş ucu yazarı olan Murat Demiryas. Kısacası, "Dar Alanda Uzun Paslar" iftiharla sunar;
*Hakkınızda araştırma yaparken Turizm mezunu olduğunuzu öğrendim. Olaylar nasıl gelişti de spor yazarlığında buldunuz kendinizi? Bu arada, alakasız olacak belki de ama Cem Yılmaz'la sınıf arkadaşı olduğunuz iddiaları için ne dersiniz?
-Lise ve üniversitede Turizm ve Otelcilik öğrenimi gördüm. Ancak küçüklüğümden beri yazmaya ve spora meraklıydım. Bu merakım 1990'lı yılların başlarında üniversite eğitimim devam ederken Spor&Spor Dergisi'nin eleman ilanına başvurup dergiye girmemle meslek haline gelmeye başladı. Üniversite bittikten ve askerlik görevinden sonra Sabah Dergi Grubu'na girdim. Bir süre sonra Yeni Yüzyıl gazetesinin spor servisinde çalışmaya başladım. Derken 1998'in sonlarında Sabah gazetesine geçtim. Şimdi NTV Spor'dayım.
Şunu söylemem gerekiyor ki, 90'ların başında turizm sektöründe yetişmiş elemanlara bakış açısı düzgün olsaydı belki bugün ben spor basınında olmayabilirdim. Basın sektöründe çalışmaya başlamamı belki tesadüfe bağlayabilirsiniz, ama geldiğim noktaya çok çalışarak ulaştım.
Cem Yılmaz liseden okul arkadaşım. Aynı sınıfta değildik ama aynı dönemdeydik. Okulumuz sınavla ve sınırlı sayıda öğrenci aldığı için herkes birbirini tanıyordu. Hatta geçenlerde bir program için NTV Spor'a geldi ve kısa süreli bir sohbet imkanı da bulduk. Gerçekten çok keyifle izlediğim (ve güldüğüm!) bir sanatçı.
*Murat Demiryas dendiği an akla istatistik geliyor. Bu istatistik merakının nasıl başladığını öğrenebilir miyim?
- Okul yıllarımda gazetelerden önemli spor olaylarını keser, biriktirirdim. Ama asıl olarak Spor&Spor Dergisi'nde Altan Tanrıkulu ile birlikte çalışmaya başladığımda ciddi şekilde eğilmeye başladım. O bana bu konuda çok şey öğretti. Ben de yıllar geçtikçe kendimi geliştirdim.
*Futbolda istatistiğin önemi sürekli tartışılır. Örneğin basketbolda istatistik için her şey derler. Futboldaki önemi nedir? Geleceği aydınlatan ışıklar mı yoksa mevcut maç hakkında daha sağlıklı yorumlar yapabilmek için ortaya atılan rakamlar mı?
-İstatistik futbolda performans açısından önemlidir, ama sonuç belirleyici bir unsur olduğunu söylemek yanlış olur. Bir maçın sonucunu bir anlık bir hata, bir hakem hatası, aniden bastıran şiddetli bir yağmur gibi beklenmedik etkenler bir anda değiştirebilir. Ancak toplam istatistikler, bize futbolcuların, teknik direktörlerin ve takımların performansları ve başarı düzeyleri hakkında genel bir fikir verir. Saha içi istatistikleri, futbolcuların nerede nasıl oynamaları gerektiği konusunda fikir verir. Sonuçta bence her ikisi birden, hem daha sağlıklı yorum yapabilmek, hem de gelecek için belli bir düzeyde de olsa fikir vermesi için istatistik önemli bir unsurdur. Ama baştan da söylediğim gibi, istatistik futbolda herşey değildir.
Basketbolda istatistik daha çok önem taşır, çünkü futbola ve diğer sporlara oranla istatistik tutabileceğiniz çok fazla sayıda kriter vardır.
*Gelelim güncel sorulara; TSL'nin şu anki vaziyeti için ne dersiniz? 2 başlı bir liderlik yarışı var ve Fenerbahçe puan farkıyla önde gidiyor. 2 başlı yarış sezon sonuna kadar sürer mi yoksa Beşiktaş ile Trabzonspor yarışa dâhil olabilirler mi?
-Açıkçası sezon öncesi yapılan transferlere baktığımızda ve takımların bu sezonki hedefleri açısından bir değerlendirme yaptığımızda tablonun böyle olmasını bekliyorduk. Ancak Fenerbahçe ve Galatasaray ile rakipleri arasındaki aranın bu kadar açılabileceğini tahmin etmek zordu. Bu noktada Fenerbahçe ve Galatasaray'ın sezon sonuna kadar bu performanslarını sürdürmelerini bekleyebiliriz. Beşiktaş ve Trabzonspor'un yarışa dahil olması sadece futbolcuların ve teknik heyetin elinde değil. Camianın ve taraftarların, başarısız sonuçlarda da takımın arkasında durması gerekir. Ara transferde kadrodalarki değişimler de takımların performanslarını etkileyebilecek bir unsur. Bu noktada Bursaspor ve Eskişehirspor'un da sezon sonunda kendilerine ilk 4 içerisinde yer bulma ihtimallerinin de bulunduğunu söylememiz gerekiyor.
*4 büyükler hakkında yorumlar isteyeceğim sizden. 4 büyüklerin bu sezonki durumunu birkaç cümleyle özetleyin dersem neler söylersiniz?
-Fenerbahçe kendisine şampiyonluk için önemli bir avantaj sağlayabilecek bir başlangıç yaptı. Zaten 7'de 7 yaparak başladığı 1964-65 sezonunu da şampiyon olarak kapatmıştı. Yönetim, teknik heyet ve futbolcular, belki de kulübün kuruluşunun 100. yılındakine benzer bir biçimde şampiyonluğa odaklandılar. O yüzden bu sezon UEFA Avrupa Ligi ve Türkiye Kupası'nda çok büyük bir başarı beklemeyebiliriz.
Galatasaray son yılların en güçlü kadrolarından birini kurdu. Ancak sezonu çok erken açtığı için son milli maç arasından önceki dönemde puan kayıpları yaşadı. Bu tip dönemler olacaktır, çünkü yönetimin ve Frank Rijkaard'ın öncelikli hedeflerinden birisi UEFA Avrupa Ligi olacak. Yine de bu kadronun olağanüstü bir durum olmadıkça ligi ilk iki içerisinde bitirmesi, UEFA Avrupa Ligi'nde ise en kötü ihtimalle son 16'ya kalması normal sonuç olur.
Beşiktaş geçen sezon yakaladığı çifte kupalı başarının örttüğü eksikliklerini gideremeden sezona başladı. Sezon başında takımda bir motivasyon sorununun yaşandığını, yapılan transferlerin ise etkisiz kaldığını görüyoruz. Bu kadro ve teknik heyet, yaşanan olumsuzlukların altından kalkabilecek nitelikte. Ancak yakın zamanda kongre olması ve yönetime tepkilerin giderek artması dengeleri değiştirebilir.
Trabzonspor, son dönemde Anadolu'nun lokomotifi olma özelliğini başka takımlara kaptırdı. Bu sezon öncesi iyi sinyaller verdi. Ancak istikrarsız bir futbol oynuyor. Yattara ve Alanzinho'dan yeteri kadar verim alınamaması bence ciddi ve çözülmesi gereken bir sorun.
*Anadolu'da beğendiğiniz, potansiyelli bulduğunuz takımlar var mı? "Anadolu'dan şampiyon çıkarsa o takım ..... olur" dersem boşluğu tamamlayacak bir Anadolu kulübü söyleyebilir misiniz?
-Anadolu'da her sezon dengeler değişiyor. Sürekli başarılı olan takım bulmak zor. Bu konuda son yıllarda Kayserispor'un ismini söyleyebiliriz. Son 4 sezonda 3 kez ligi ilk 5 içerisinde bitirdi, geçen sezon 7. oldu. Bu sezon da iyi gidiyor. Diğer takımların iniş ve çıkışları var. Örneğin Sivasspor. Son iki sezondaki başarıların ardından yaşanan bu düşüş normal değil.
Bu kadar istikrarsız bir yapıda "Anadolu'dan şampiyon çıkarsa o takım şu olur" diyebileceğim bir takım yok.
*Ulusal takım için ne düşünüyorsunuz? Röportajı Belçika maçı arifesinde yaptığımız için sonuç bazlı bir şey soramayacağım ama Fatih Terim'le yola devam edilmeli mi sizce? Ulusal takımda yabancı teknik adam konusuna ne dersiniz?
-Bu soruyu Fatih Terim'in görevi bırakmasından sonra yanıtladığım için kusura bakmayın, soruyu Belçika maçından önce yanıtlasaydım "Terim'le devam edilmeli" derdim. A Milli Takım'daki en önemli sorun istikrarsızlık. 2010 Dünya Kupası dahil son 7 büyük turnuvanın sadece 3'ünde yer alabildik. Buna rağmen bir Dünya, bir de Avrupa üçüncülüğümüz var. Bu noktada genel olarak başarılıyız demek zor. Avrupa üçüncüsü bir ekibin büyük turnuvalarda devamlı yer alması gerekiyor ve biz 7'de 3 yapabilmişiz.
Bence teknik direktörün milliyetinden çok milli takımımıza katacakları çok önemli. Şu ana kadarki en önemli başarılarımızı yerli teknik adamlarla elde ettik. Eğer bunun ilerisine yabancı bir teknik adamla gideceksek, yabancı bir teknik direktörle yola devam edebiliriz. bunun kararını çok iyi vermek lazım.
*Barcelona mı, Real Madrid mi?
-Duygusal bir cevap verecek olursam Barcelona, çünkü onu tutuyorum. Objektif olmak gerekirse, içerisinde sadece futbolun değil, siyasetin, milliyetçiliğin ve gücün olduğu bir rekabet ve bu rekabette tercih yapmak yerine rekabeti keyifle izlemek en doğrusu.
*İddaa tahminleri konusunda tam bir otoritesiniz. Bu alandaki başarınızı neye borçlusunuz? İstatistik mi, öngörü mü yoksa şans mı?
-Görüşünüz için teşekkür ederim. İddaa zor bir konu, insanlar sizden çoğunlukla maçları bilmenizi istiyor. Beklentileri spor gazetelerinin iddaa'yı sunuş şekilleri arttırıyor. Oysa sadece takım performanslarının bir maçın sonucu konusunda edilgen olmadığı bir spor dalı futbol...
Ben sadece insanları doğru yönlendirmeye çalışıyorum. Bunu yaparken tüm bulguları, istatistikler, takımların son form durumları, maçın rekabet açısından önemi, statüler, takımların hedefleri vs. hepsini iddaaseverlerle paylaşmaya ve yorum yaparken tüm bunları birleştirmeye çalışıyorum. Eğer bir maç hakkında net bir fikrim yoksa sadece bilgi paylaşmaya çalışıyorum. Sonuçta maç hakkındaki tahminimi de söylüyorum, bunu elimdeki bilgilere, bilgiler yetersizse geçmiş tecrübeme göre yapıyorum. Umarım iddaaseverlere katkım oluyordur...
*Uzun zamandır NTVspor.net'te yazılarınıza ulaşıyoruz. İnternetteki spor medyası için neler söylersiniz? Bloglarla aranızın pek olmadığını biliyorum ama futbol blogları için birkaç kelime alabilir miyiz sizden?
-İnternet habercilik açısından çok önemli bir hale geldi. Son teknolojik gelişmeler de interneti ayrıca önemli bir ihtiyaç haline getirdi. İnternetteki mevcut spor medyasını genel olarak başarılı, ancak yetersiz buluyorum. Özel haber yapan internet sitelerinin çoğalması gerekiyor.
Bloglarla aramın olmamasının sebebi, blogları takip edecek zamanı çok fazla bulamamam. Yoksa çok ilginç ve takip edilebilecek bloglar olduğunu biliyorum. Eğer takip edeceksem, insanların kendilerini tatmin etmesinin ötesinde yararlı bilgiler ve keyifle okunacak yazılar barındıran içerikteki blogları tercih ederim. Bloglar geleceğin başarılı gazetecilerini ve spor yazarlarını ortaya çıkartması açısından da yararlı oluyor.
Çok teşekkürler!..


linkiboluna ekle!

0 yorum:
Yorum Gönder