BIY AD

22 Kasım 2009 Pazar

Derbinin Ardından


Maçtan önce 3-0 Beşiktaş kazanacak deseler çoğu kişi inanmazdı sanırım. 90 dakika öncesi Fenerbahçe'nin o kadar çok artıları vardı ki, İnönü'den çıkacak Fenerbahçe galibiyeti kimseyi şaşırtmazdı hatta olağandı.

Bu sonuçla birlikte Beşiktaş, lig yarışına yeniden tutunmuştur. Maçın ardından kesinleşen tek şey bu. Daha 6 hafta önce, ben bile Beşiktaş koptu diye düşünüyordum ama bugün puan farkı 4. Lige kötü ötesi başlayan bir takım için mucize gibi olsa gerek.

Bugün liderle puan farkı 4'e inmişse bunda en büyük pay Mustafa Denizli'nindir. Taktik başarısından ya da başka birşeyden değil, kriz yönetebilme becerisinden. Bu sayfalarda ben bile istifaya davet ettim Denizli'yi ama yine burada kendisinden özür diliyorum. O durumdan bu duruma gelebilmek kolay ve herkesin yapabileceği birşey değil çünkü. Denizli, özel bir teknik adam daha doğrusu özel bir "insan". Başarıları da buradan kaynaklanıyor zaten.

Fenerbahçe'de Santos'u 11'de görünce 1-0 mağlup başladığını düşündüm. Fizik güçten yoksun Brezilyalı, fizik güce dayanacağı belli olan bir derbide nasıl 11 başlatılır, anlaşılır şey değil. Daum, Galatasaray derbisinin aksine dersine iyi çalışmamış anlaşılan. Santos değişikliği dışında tüm aksiyonlar, Fenerbahçe-Galatasaray maçıyla aynıydı. Fenerbahçe'nin sol kanattan en etkili atağını Gökhan Gönül gerçekleştirdi. Bilmem derdimi anlatabildim mi? Santos, fiziken güçlenmediği sürece "10 numara mevkii" harici üst düzey performans gösteremez.

Mustafa Denizli'den tavşan çıkartma hamlesi bekliyordum ama yapmadı. Serdar Özkan'ı tavşandan saymayalım çünkü arada sırada oynattığı bir oyuncu. Anlayabildiğim kadarıyla Serdar'ın oynatılma sebebi, Santos'un güçsüzlüğünden faydalanmak. Tutmadı ama tutabilirdi de. Serdar, Beşiktaş'ın 11 oyuncusu olabilir bana kalırsa. Böyle delici futbolcular, her takımda rahatlıkla yer bulur.

İlk 15 dakika Beşiktaş kontrolündeydi. Serdar Özkan'ın 5. dakikada girdiği pozisyon, bu dönemin tek meyvesiydi. 15 ile 30. dakikalar arası ortada gitti maç. 30'dan devre sonuna kadar bariz Fenerbahçe baskısı vardı. Alex'in 45. dakikadaki şutu maçın kırılma anıydı elbette. Bir santim aşağıdan gitse oyunun yönü çok farklı olabilirdi.

İkinci yarıda tam bir İbrahim Üzülmez fırtınası vardı. 36 yaşındaki İbrahim, sahanın en çok koşan futbolcusuydu. Son haftaların formsuz oyuncusu Gökhan Gönül'ün kanadı ikinci 45 dakikada darmadağın oldu. Zaten goller o taraftan geldi.

İbrahim'in pasında topla buluşan Fink, tam bir EPL golü attı. Bu golü, Türk futbolcular atamaz gibi geliyor bana. Yabancı hayranlığı sanmayın bunu. Nedendir bilinmez ama İngiliz futbolcular bu pozisyonlarda inanılmaz başarılı. Tugay'ın bir sözü var bu konuyla ilgili, "İngiltere'de topa vurduğum zaman havasından mı, suyundan mı bilinmez direkt 90'a gidiyor" demişti özetle. Altına imzamı atarım "Dry&Wet".

İkinci golde Volkan'ın hatası vardı ama Bobo'nun becerisini unutmamak lazım. Topu alışı, dönüşü tam santrfor hareketleriydi. Bobo kötü futbolcu değil zaten ama büyük bir sorunu var. Sürekliliği yok. Gerçi sürekliliği olsa Türkiye'de işi ne? Ama güçsüz, orası doğru!

Fenerbahçe'de Emre'nin sakatlanıp çıkması işleri tamamen bozdu. O zamana dek orta saha, iki taraf için de "kurtarılamamış" bölgeydi. Fakat Emre sakatlanıp çıkınca Baroni etkisiz kaldı ve orta saha tamamen Beşiktaş'a geçti. Uğur İnceman'ın girişiyle Beşiktaş orta sahanın göbeğini 3'ledi ve egemenliğini tamamiyle ilan etti. Sonrasında disiplinden kopmuş bir Fenerbahçe vardı zaten.

Beşiktaş'ın 3. golü ofsayt ama kimsede itiraz edecek güç kalmamıştı ki. Bu geceden çıkartılacak sonuç; Fenerbahçe de çok iyi bir takım değil. Alex, Emre ve "biraz da Kazım"ı çıkartın orta halli bir kadro kalıyor elinize. C. Daum, ne yapıp etmeli Güiza'yı kazanmalı. Kazım'a gösterilen özeni Güiza da hak ediyor. Fenerbahçe, ilk devrenin sonuna kadar oynayacağı 4 maçta çok zorlanacak. Ciddi rakipler ve sıkışık bir fikstür var. Ligin gidişatını da bir bakıma bu maçlar belirleyecek. Beşiktaş'sa artık potada. Büyük hatalar yapmazlarsa geri dönüş yolu kapalı.

Hatalı ofsayt kararı haricinde kötü bir karşılaşma yönetmedi Fırat Aydınus. Zaten kendisini zorlayabilecek pozisyonlar da olmadı. Tekrarlardan ve dudak okumadan anlayabildiğimiz kadarıyla Kazım'ın kırmızısı da doğruydu.

1 yorum:

kartalizma_okan dedi ki...

fenerbahçe için takke düştü kel göründü diyebiliriz. Aslında takım bile değillerken öyle bir havaya sokuldular ki kendileri bile şaştılar. Beşiktaşıma harbi helal olsun darma duman etti feneri