BIY AD

27 Kasım 2009 Cuma

TSL'de Crouch Messi'den Evladır


Başlığa bakıp "amma da sallamış" demeyin lütfen. Messi ile Crouch'u elbette aynı kefeye koyamam ama mevkileri ve fiziksel özelliklerini TSL sınırları içerisinde hayli güzel karşılaştırabilirim.

TSL'nin belli başlı -yazılı olmayan- kuralları vardır. Kasasında beş kuruş dahi bulunmayan takım, borç-harç gidip bir 10 numara; bir de pivot santrfor alır. Pivot santrfor alırsan Hakan Şükür tarzı demek kanun olmuştur artık. 10 numaraya verilecek örnek sayısıysa en fazla 3'tür; Hagi, Sergen ve Alex.

10 numara transferi büyük risk taşır. Bu mevkiinin vatanı Brezilya'dan Anadolu'ya gelen henüz 20 yaşını doldurmamış futbolcular, her ne kadar yetenekli olsalar da bu yeteneklerini tam anlamıyla sahaya yansıtamaz. TSL sahalarında yapabildikleri tek şey, birkaç cılız orta saha elemanını çalımlayıp iri stoperler tarafından durdurulmak olur.

Aklımda yer etmiş birkaç örneği paylaşmak istiyorum sizlerle; 2005-2006 sezonunda Malatyaspor'da oynayan Eberti Marques de Toledo ya da bilinen adıyla Cacatau'yu hatırlıyor musunuz? Muhteşem bir tekniği vardı, üst üste çalımlar atabiliyordu ama TSL'de bir türlü tutunamadı. Feyyaz Uçar'la birlikte Malatya'ya gelmiş, o gidince "güzel ve yalnız ülkeden" ayrılmıştı!

Bir örnek de Çaykur Rizespor'dan; Douglas dos Santos, kısaca Douglas yine 2005-2006 sezonunda Türkiye sınırları dahilinde ter döküyordu. Cacatau'dan hiçbir farkı yoktu onun da. Yalnız, Cacatua 1986 doğumlu; Douglas 1982 doğumluydu. Bir sezon önce Galatasaray'a transfer olacağı konuşulan Douglas, ertesi sezon Galatasaray yardımcı antrenörü Metin Yıldız'ın Rize'ye transferiyle Rizespor formasını sırtına geçirdi. Fakat bunca yeteneğine rağmen yalnızca 1 golle TSL'ye veda etmek zorunda kaldı. Çok yetenekliydi ama oynayamadı.

Dönelim santrforlara. Milan Osterc, TSL'nin enteresan transferlerinden biri olmuştu. Slovenyalı milli futbolcu, EURO 2000 ve 2002 Dünya Kupası'nda oynadıktan sonra, önce Bursaspor'a oradan da Malatyaspor'a transfer oldu. Bursa'da pek başarılı olamadı ama Malatya'da sahiden de çok iyiydi. Fiziksel düşüş yaşamadığı maçlarda üst düzey performanslar ortaya koymuştu.

İkinci örnek Erciyesspor'dan Victor Agali. O da ligimizin gördüğü ilginç yabancılardan biriydi. Erciyes'ten sonra gittiği Ankaragücü'nde pek başarılı olamadı belki de ama TSL'ye henüz yükselmiş Kayseri Erciyes'te umulmadık işler yaptı. Aslında kariyerine bakınca Türkiye'ye 3 büyükler için uğraması beklenirdi ama yaşadığı büyük düşüşler, onu "bozkırlar"a doğru itti.

Bu örnekler, kolaylıkla fark edebileceğiniz gibi Makukula özelinde yoğunlaşıyor. Türkiye'ye transfer olduğunu öğrendiğimde fark yaratabileceğini düşünmüştüm ama bu raddelere varan bir performans beklemiyordum kendisinden. Makukula için bunları düşünürken, TFF 2. ligde tuttuğum takım olan Bozüyükspor'dan bir örnek geldi aklıma;

Gürcan Çolak, 2 metreye yakın boyu olan bir stoper. 1975 doğumlu yani 34 yaşında. Normalde böyle bir futbolcudan "ağırlık" dışında bir şey bekleyemezsiniz. Fakat o, şu ana kadar attığı 5 golle 4. sırada yer alıyor gol krallığı yarışında. Yanlış duymadınız 4. sırada. Evet, hayli ağır bir futbolcu ama onun karşısında stoperlerimiz el pençe divan durmak zorunda kalıyorlar, tıpkı Makukula'da olduğu gibi.

Peki, nedir bunun sebebi? Bana sorarsanız, stoper mevkiinde fiziği herşey olarak görmemiz. Şu an TSL'nin en iyi tandemini Ferrari ve Sivok oluşturuyor. Bu futbolcuların boyu gayet ortalama üstelik. Fakat, hata yapan stoperlere bakın 1.85'in üstünde ve hayli kalıplı futbolcular. Ligin kaliteli stoperlerinden Song ve Lugano da çok kalıplı futbolcular değil ama başarılılar. Gökhan Zan ya da örneğin Burak Özsaraç için aynı şeyi söyleyebilir miyiz sizce?

Bence, Türk futbolunun temel yanlışlarından biri bu. Alt yapı hocalarımızın kafalarında belirgin şablonlar var ve onun bir adım ötesine geçemiyorlar. Çocuk biraz iri ve kilolu mu, koy kaleye; uzun boylu mu, yerleştir stopere; kısa ve çelimsiz mi, kanada koy ne düşünüyorsun. Sonra, tornadan çıkmış gibi bir örnek futbolcumuz olsun.

Söylemek istediğim özetle şu aslında; sahiden yetenekli fakat çelimsiz futbolcuların Türkiye'de başarısız olmaları irilik ötesi defanslarımızdan kaynaklanıyor. Alex, Sergen ve Hagi gibi "dâhi" örnekleri bir kenara koyarsak büyük başarılar yakalayan kaç 10 numara hatırlıyorsunuz?

Şimdi, madalyonun öbür yüzüne bakalım; iri defanslarımız, kendilerinden çelimsiz futbolcuları engellemekte ne kadar başarılıysa kendileriyle eş ya da daha iri futbolcuları engellemekte o kadar başarısız. Makukula'nın gol krallığına koşan performansı tam da buradan kaynaklanıyor işte. Hakan Şükür'ün tarih sayfalarına geçen gollerinde bu etkiyi yok sayamayız elbette!

Uzun bir giriş, gelişme bölümünden sonra nihayet sonuca ulaştık. 2.01 boyundaki Peter Crouch, gün gelir Türkiye'ye transfer olursa tarihi başarılara imza atabilir. 30 maç ve üstünde forma giyerse 40 golü geçeceğine adım gibi eminim fakat Messi için aynı şeyleri söyleyemem çünkü 30 maçı çıkartabileceğine inanmam. Birkaç maç mükemmel ötesi oynar ama sert stoperlerimizle karşılaşınca ya mücadeleden çekinmeye başlar ya da uzunca bir sakatlık geçirir.

transfermarkt değerlerine göre Messi, 70 milyon Avro değerinde; Crouch ise yalnızca 10 milyon Avro. Arada 7 kat fark var. Tabii bu isimleri birer simge olarak kullandım. Messi yerine herhangi bir Güney Amerikalı, Crouch yerine herhangi bir Avrupalı yazabilirsiniz. Size yalnızca ülkemizdeki mantalite farkını anlatmaya çalıştım. Yoksa Crouch, Messi'den daha iyidir diyecek cürette değilim. Hele Kurban Bayramı zamanında.

4 büyükler de dahil TSL'deki tüm kulüplere en büyük tavsiyem, 10 numara hastalığından bir an önce kurtulup güçlü santrfora yönelmeleridir. Aynı sezon içerisinde TSL'de forma giyen Makukula ve Elano, tavsiyemin ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor aslında!

12 yorum:

MuL€ dedi ki...

güzel bi araştırma olmuş..10 numara hastalığından kurtulup güçlü santrforlara yönelme mantığı da çok doğru tespit ancak biraz scouting gelişse ülkemizde;messi vs. crouch u tsl sınırları içinde kıyaslamak gibi hayali senaryolar üzerinde fikir yürütmek zorunda kalmazdık..

Kaan Kavuşan dedi ki...

Tam da düşündeklerimi söylemişsinz. tebrik ediyorum. Stoper dedin mi iri yarı olur mantığıyla kaç kupaya gitme hakkını kaybettik Alpay'ın, Gökhan Zan'ın, zamanında Servet'in hatalarıyla. Fiziğe göre seçim tam bir cahil işi gerçektende.

gkslsrt dedi ki...

Çok teşekkürler. Scouting meselesi hakkında ne söylesek az. Dünyayı geçtim Türkiye'yi bile detaylı olarak izlemiyoruz. Alt liglerden ya da Anadolu'dan gelen çoğu oyuncu menajer marifetiyle transfer yapabiliyor.

Bir de yazıda yazamadım ama buraya ekleyeyim; Crouch'un bacakları ne kadar ince öyle :)

tayfun dedi ki...

Antremanlarda karsı karsıya oynarken zor durduruyorum inanılmaz güçlü
rakip takımda olsa karsı karsıya oynamak istemem( Ali Turan )
Makukulanın bu seneki yükselişinde Cangela'nın performansı yadsınamaz su ana kadar en iyi sezonunu geçiriyor Kayseride asistlerin yarısı ondan
Makukula uçaksa Cangela'de motorlarından biri diyebiliriz.
gece gecede aklıma başka benzetme gelmedi :)

İyi Bayramlar

gkslsrt dedi ki...

Çok teşekkürler tayfun, ben de senin özelinde herkesin bayramını kutlarım!

eeyore dedi ki...

Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Daha önce böyle düşünmemiştim. Farklı bir açıdan bakmışsınız olaya. Yazınızı okurken o zamanlar Göztepe forması giyen İzmir'in yıldızı Servet Çetin geldi aklıma. O kadar kötüydü ki, 1 metreye pas atamıyordu ancak söylediğiniz boy pos kriterine uygun oluşu onu önce Fenerbahçe'ye sonra da Galatasaray'a yükseltmişti. Hala 1 metreye top atamıyor:D

gkslsrt dedi ki...

Çok teşekkürler eeyore. Ama Servet yine de toparlandı sayılır :D

Falagar dedi ki...

Çok yerinde bir tespit.Ancak herşeye katılmakla birlikte her iri oyuncudan stoper olur mantığını en azından TSL sınırları içerisinde doğru buluyorum.Son olarak Messi Crouch'u döver!!!:D.

gkslsrt dedi ki...

Sağolasın Falagar. İri stoper TSL sınırları içerisinde etkili oluyor ama kendi cüssesine yakın forvetle oynayınca biraz oyundan düşüyor sanki. Makukula'yı en irileri bile tutamıyor örneğin.

Şu sıska bacaklarla Messi değil 10 yaş küçük çocuk bile döver valla Falagar :D Mecazî değil de gerçek anlamda söylüyorsan, o konuda da elbet arkandayım.

tayfun dedi ki...

Sen bi ara sormuştun aziza nın opsiyonu varmı die milliyet gazetesinde bjk aziza ile ilgileniyor haberlerini okuyunca mutlaka bişey olmalı diye bakarken çıkan habeler üzerine klubun içini iyi bilen bir abi onun hakkında acıklama yapmış.Bunu büyük bir çoğunluk bilmiyordu klupde acıklama yapmamıştı opsiyon olayını.
Aziza Makukula ile yapılan anlaşmada 1 yıllık kiralık ve 3 yıllıkta tranfser karşılığında anlaşma yapıldı. Eğer Kayserispor bu futbolcu ile önümüzdeki yılda devam etmek istediği takdirde 2,5 Milyon Euro'yu 31.05.2010 tarihine kadar kulübüne ödemesi halinde Kayserispor'un lisanslı oyuncusu olacaktır.Aziza Kayseride oynamak istmese bile eski klubune oldukça yüklü tazminat ödemek zorundaymış.Yüklü tazminat karsılığında Azizanın tercih hakkı yok gibi bişey olsada Azizayı isteyen Kayseriden isteyecek.Güzel haberdi paylaşıyım dedim.Bjk'nin ilgilendiği doğruysa bi topuz vakasıda ortaya cıkabilir.
Adı da Ariza değil Aziza ymış Aziza Makukula
http://kayserispor.org/makukulanin-transfer-hakki-kayserisporda-ayhan-baynal.html

gkslsrt dedi ki...

Kayserispor 2.5 milyon Avro'dan sakınmaz kesinlikle. O zaman Makukula için Kayserispor'un futbolcusu diyebiliriz artık. Haber için çok teşekkürler tayfun, bu haberleri artık senin bilginle okuyacağım.

TFF'de inatla Aziza yazıyor zaten. Ben de TFF bi düzeltemedi Makukula'nın ismini diyordum :) Meğer biz yanlışmışız!

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar Elen