
2009-2010 sezonunun en ilginç TSL maçını seyrettik. 2 şok golle başlayan karşılaşma, Galatasaray'ın 3 golüyle 3 puana dönüştü. Maçtan aklımda kalan en önemli şey, Jean Tigana'dan bu yana uzun süredir görmediğimiz ofsayt taktiğiyle hasret gidermek oldu.
Alışmadık kaba ette don durmaz derler ya, ofsayt taktiği de Galatasaray'ın üstünde aynen öyle "durmadı". Orhan Ak'ın 6. dakikada attığı gol, son yıllarda izlediğim en rahat goldü. Tamam ofsayt taktiği yapıyorsun bunu anladık ama bari çizgiye dikkat et. İlk golde top kafasına gelse ofsayt sayılacak yalnız 1 oyuncu vardı, -yanlış hatırlamıyorsam- diğer 4 oyuncu ofsaytın dışında golü bekliyordu. Piyango Orhan Ak'a çıktı.
Rijkaard, Antalyaspor'u izlemek için kimi yolladıysa onunla tanışmak isterim. Öyle zannediyorum ki Rijkaard'a Antalyaspor raporunu gönderen gözlemci, Antalya'nın 4 forvetle oynadığını, orta sahayı boşladığını ve daha ziyade uzun toplarla sonuca gittiğini söylemiş. Bu bilgiler teoride doğru ama serbest vuruşlarda ofsayt taktiği kullanılmasının ne anlamı var?
Antalyaspor'un ikinci golü, ilk golün karbon kopyasıydı adeta. Serge, Galatasaray savunmasına ofsayt oltası attı ve arkadan gelen Mile Jedinak, Franco'nun sağından topu filelere gönderdi. Karşılaşma henüz 20. dakikada 2-0 olunca tarihi bir maç izlediğimizi anladım. Geri kalan 70 dakikada herşey olabilirdi çünkü.
0'dan 90. dakikaya dek kör dövüşü şeklinde bir oyun izledik. Bireysel hatalar olmasa 1-0 ya da 2-0 gibi bir sonuçla pekala bitebilirdi karşılaşma. Antalya 2-0'ı yakalayınca Galatasaray yüklenmeye başladı. Keita'nın golüne dek birkaç cılız atak haricinde Galatasaray pozisyonu yoktu.
İkinci yarıda maçın kahramanı Keita oldu. Fenerbahçe karşılaşmasından sonra Rijkaard tarafından azledilen Keita, bu geceyi kurtararak kendini affettirdi. Elano'nun Orhan Ak patentli golüyle skor dengelendi ama aslında bu denge, Galatasaray'a doğru kayan bir dengeydi. Yaklaşık 5 dakika sonra Keita'nın "PES"vari hareketlerle ceza sahasına inişi, Galatasaray'a galibiyeti getiriyordu.
Maçın en kritik hamlesi, Ertuğrul'un oyundan alınıp Gürhan'ın sokulmasıydı. Orta sahaya kilitlenen oyun, biraz daha ofansif bir orta saha elemanı olarak tanınan Gürhan'la Galatasaray lehine döndü. Çünkü Gürhan hem aldığı topları kaybetti hem de günün yıldızlarından Mile Jedinak'ın hızını kesti. Şifo'yu bu tercihi nedeniyle eleştirmek pek doğru değil fakat Gürhan'ın yerine 81. dakikada oyuna dahil olan Korhan girseydi Antalyaspor böyle bir düşüş yaşamayabilirdi.
Hakem Deniz Çoban'ı hiç beğenmedim. Belki skora etki eden bir hatası yoktu fakat inanılmaz gergindi. Bir tarafı kayırdığını söylemek güç ama iyi bir yönetim gösteremedi. Kontrolü kaybedeceğinden korkup gerginleştikçe gerginleşti. Sarı kart gösterirken gerginliği yüzünden okunuyordu. Yan hakemlerin de bazı pozisyonları atladığını söylemek lazım!


linkiboluna ekle!

2 yorum:
valla arkadaş biz bu ertuğrul değişikliği yüzünden bursa ve denizli maçlarından beraberlikle ayrıldık bu ilk değil şifonun yaptığı
Neden buna takmış durumda anlayamadım hiç. Aslında çok başarılı gidiyor ve eleştirmekten tabir-i caizse çekiniyorum ama yapmasaydı daha iyiydi sanki!
Yorum Gönder