
12. dakikada sona eren bir karşılaşma izledik. Tello, bomboş pozisyonda -bana kalırsa- güzel de bir şut çekti fakat top çok az farkla fileler yerine reklam panolarıyla buluştu. Oyun da Mustafa Denizli'nin defansif taktiği sebebiyle bu dakikada bitti. Krasiç'in mükemmel futbolu, Rus Ligi'nin beşincisi CSKA'yı CL'de 2. tura taşıyordu.
Televizyon karşısına geçtiğimde, dakika 1'di. İbrahim Toraman'ı sahada gördüm ve şaşırdım çünkü hem Sivok oynuyordu hem de İbrahim Kaş. Üstüne üstlük Fink de sahadaydı. Beşiktaş düpedüz 5'li savunma hattıyla oynuyordu. Mustafa Denizli, defansif anlayışı bir boy ileri taşımış ve 5 oyuncusuna aslî görev olarak savunma yapın demişti. Fink ile Ernst'i de sayarsanız, Beşiktaş'ın savunmacıları 7'ye çıkıyordu.
İşte bu defansif tutum yüzünden Tello'nun kaçırdığı pozisyondan sonra oyun bitti. Çünkü Beşiktaş, böyle bir gole bağlamıştı bütün ümitlerini. Skor orada 1-0 olsa, CSKA'nın geri dönüşü büyük bir ihtimalle mümkün olmayacaktı fakat dışarı çıkan top hem moralleri hem de taktik anlayışı bozdu. Nitekim, rakibin adam markajı yapılması gereken yegane futbolcusu Krasiç, ters kanatta buluştuğu topu kolayca Beşiktaş filelerine gönderdi. Şimdi, Beşiktaş'a 3 gol gerekiyordu.
2. devre başlarken Mustafa Denizli'nin en az bir oyuncu değişikliği yapacağını umuyordum ki beni bir kez daha yanılttı. 5'li savunmaya devam ediyordu. Dzagoev'i tutmakla görevli İbrahim Toraman, hücum hattına hiç gelmiyor, Beşiktaş rakip yarı alanda 1 kişi eksik oynuyordu ve bu dakikalarda Beşiktaş'ın en az 3 gole ihtiyacı vardı.
İkinci 45 dakikada ilk 45 dakikayı aratan bir Beşiktaş seyrettik. Yükleniyormuş gibi gözüküp baskı kuramama derslerinden birini verdi Kara Kartal, hoca değiştirmekten şaşkına dönmüş CSKA geriye yaslanıyordu ama Beşiktaş, uzaktan şutlar ve ölü toplar haricinde "ciddi" sayılabilecek bir tehlike yaratamıyordu. 68. dakikada Nihat oyuna girene dek oyun böyle sürüp gitti.
Haftalardır söylüyorum, Nihat yükseliş trendinde. Belki epey geç kaldı ama yavaş yavaş form tutuyor. Sahada kaldığı yaklaşık 30 dakikada Beşiktaş, -ilk 20 dakika haricindeki- en olgun ataklarını üretti. Zaten bu hücumların nihayetinde gol geldi. Maç berabere sonuçlansa elbette daha iyiydi fakat artık herşey bitmişti. Aldonin'in attığı gol, gruplar başladığında en iyi ihtimalle 3. olacağı düşünülen CSKA'yı 2. tur kapısından içeri sokmuştu. Almanya'da Owen, Türkiye'de Krasiç Şampiyonlar Ligi'nde B Grubunun düğümünü çözen futbolcular oldu.
CSKA ekstraları olan bir takım değil. 2. turda CSKA'yı kim çekerse çeyrek finali yüzde 60 ihtimalle cebine koymuş olur. Fakat Krasiç ile Dzagoev, sahiden de üst düzey futbolcular. Özellikle Krasiç. Cristiano Ronaldo gibi topu ayağına yapıştırıyor ve takılmadan ceza alanına kadar ilerleyebiliyor. Dzagoev daha ziyade set hücumlarının futbolcusu fakat Krasiç, geleceği çok parlak bir oyuncu. İngiltere Premier Ligi, ona en çok uyan lig. Umarım, EPL'ye transfer olur.
Beşiktaş artık TSL'ye dönüyor. Orta halli bir tecrübe yaşamış oldu Mustafa Denizli ve öğrencileri. Bir zamanlar Fenerbahçe için Avrupa'da oynayamıyor denirdi. Şimdi o bayrağı Beşiktaş kapmış gibi görünüyor. Bu yüzden tecrübe edinmek çok önemli. Kaçan 14 puanın deneyimi, gelecek yıllarda kendini amorti eder umarım!


linkiboluna ekle!

0 yorum:
Yorum Gönder