
Bu hafta 3 büyüklerden hiçbiri liderliği istemedi adeta. Cuma günü, Beşiktaş gol kaçırma rekoru kırıp berabere kaldı; cumartesi Fenerbahçe, Eskişehirspor'a mağlup oldu, akıbet Aziz Yıldırım kılıçlarını çekti ve bu gece Galatasaray, ASY'de birçok pozisyonu değerlendiremeyip son dakika golüyle berabere kaldı ve Kayserispor'a kimsenin tahmin edemeyeceği bir liderlik hediye etti. Kayserispor-Bursaspor maçıyla ilgili yorumumu, Haftanın Panoraması'nda ayrıca yayınlayacağım.
Yasak savma babında geçen bir ilk yarı izledik. İBB kapandı, Galatasaray yüklenmeye çalıştı. Panathinaikos'a karşı ısıran ve isteyerek oynayan Galatasaray, bu gece biraz durgunlaşmıştı. Arda Turan, Uğur Uçar ve biraz da Elano dışında göze batan futbolcu yoktu.
İkinci yarı, Galatasaray yüklenecekti ki beklenen oldu. Fakat, tam bir baskı kurduklarını söyleyemem. Yukarıdaki paragrafta da anlattığım gibi Galatasaray, çok fazla ısırmıyordu hatta istemiyordu. Biz nasıl olsa yeneriz havasındaydılar!
Hiç umulmadık bir anda, umulmadık bir pozisyonda Galatasaray golü buldu. Haftalardır mum yakıp aradığım Hasagiç, klasına yakışmayacak bir hata sonrası topu filelerinden çıkartmak zorunda kaldı. Bu golde gecenin iyilerinden Uğur Uçar'ın payını görmezlikten gelemeyiz elbette. Uğur, maçı gerçekten isteyen 3 Galatasaraylıdan biriydi ki iyi oyununu bir de asistle süsledi.
56. dakikadan 80. dakikaya Galatasaray, farkı açacak fırsatları yakaladı fakat değerlendiremedi. Değerlendirememe sebepleri, Arda harici ofansif bölgenin hareketsiz oluşu, Elano'nun istemesine rağmen yeteneklerini tam anlamıyla sahaya yansıtamayışı, Kewell'ın attığı gol dışında etkisiz eleman olması ve Nonda'nın artık alışageldik kötü "set hücumu" performansı. Rijkaard'ın Keita'yı 73. dakikaya dek kulübede tutmasını yadırgadım açıkçası. Anladığım kadarıyla Hollandalı, kötü gidişin sorumlusu olarak Keita'yı görüyor ve bu sebepten onu kulübeye mahkum ediyor. Rijkaard anlamalı ki Keita'sız hücum hattı gün geçtikçe düşüyor.
İBB'nin 80. dakikaya dek savunma harici bir şey yaptığını söylemek çok güç. Birçok eksikleri var, dolayısıyla bu tür bir performans gayet normal fakat anlamadığım şey şu, sezon başından beri neden İBB ve Eskişehirspor'da bir dolu sakat, cezalı, vs. oluyor? Elbette bir sebebi vardır, Rıza Çalımbay ve Abdullah Avcı takımlarını daha üst noktalara taşımak istiyorsa bu sebebi bulmak zorunda!
Son dakikada golü atan Hasan Ali'ye ayrı bir paragraf açmak lazım. Önce kendisini eleştirmek istiyorum, Servet'in en belirgin özelliği hızıyla çalım atmak isteyen futbolculara karşı vücudunu kalkan olarak kullanması fakat Hasan Ali, bunu bilmiyormuş gibi sürekli hızıyla ekarte etmeye uğraştı Servet'i. Haliyle yapamadı. Aslına bakarsanız, bu eleştiri yalnız Hasan Ali'ye değil TSL'deki -santrforlar başta olmak üzere- tüm hücumculara. Bu hafta, tek kelimeyle alternatif futbolcuların haftası oldu. İBB'nin alternatifi Hasan Ali Durtuluk, 1989 doğumlu. Bu sezon, A2'de Kocaelispor'a attığı gol haricinde sayısı yoktu ki hayatî bir gol atarak 1 puanı İBB'ye getirdi.
Hakem bence de kötüydü. Fakat Galatasaray hakemin ardına sığınmamalı. 80. dakikadan sonra İBB'nin topla oynama oranı %80'di. Hakem kötüydü çünkü son dakikalarda otoriteyi elinden kaçırdı. Faullerde ve dışarı çıkan toplarda hatalar yaptı. Kewell'ın son dakikalardaki pozisyonu aut değil kornerdi örneğin. Mustafa Sarp'ı onca küfüre rağmen atamayışı, Hüseyin Göçek'in bir diğer hatasıydı. Kısacası kötü maç yönetti. Selçuk Dereli Anadolu maçları haricinde maç alamıyor diye sevinenler şimdi kara kara düşünmeli! TFF başkanı Mahmut Özgener'e de önemli bir görev düşüyor. Bu zamana kadar yaptığı gibi kimseye aldırış etmemeli ve bildiği yolda ilerlemeli. Yoksa Ankaraspor'a yapılanlar boşa gitmiş olur.


linkiboluna ekle!

4 yorum:
LEO: Rakibin gol pozisyonu olmasa bile ben kendi kendime de pozisyon veririm diyen şu ana kadar bir maç dahi kurtarmayan kaleci.
SERVET: Fiziği mücadele gücü hepsi 10 numara ama hala kendini uzun top üstadı zanneden stoper.
TOPAL: Diyecek birşey yok ona.
UĞUR: Ona da çok bişey dememek lazım.
BALTA: O fizik o boy ile rakibi üf dese düşürecek ama ayakta kalmaya mecali olmayan, attığı pasların %50 sini rakibe atan mecburi sol bek
BARIŞ: Olayı sadece rakibi bozmak ,faul yapmak ve arasıra gol atmak için kendini yırtmak olan bu futbolcu dün yine rakibin duran top harici gol atma ihtimali yokken gereksiz faulle 2 puanın gitmesine neden oldu.
SARP: ayaklarından çok çenesi çalışmaya başlayan defansın oyun kurmasına hiç yardım etmeyen sıradan bir adam.
ELANO: Defansta hücumda mücadele etmeye çalışan girdiği pozisyonları cömertçe harcayan ama attığı uzun paslarla bu takımın ihtiyacı olan futbolcu.
KEWELL: Taraftarın sevgilisi gol atabilecek yada koklayan 2-3oyuncudan biri ama ya 60 da oyundan çıkmalı yada 60 da oyuna girmeli olmayan kondisyonuyla ayağında top tutmaktan aciz.
ARDA: Ne desek boş çizgide 2 futbolcuyu geçmeye çalışan takımdan çok kendini düşenen bir futbolcu haline gelmeye başlayan kaptanımız.(Metin Oktayla adının Yan yana anılması bile hata)
NONDA: Tek başına bişey yapamaz özellikle yıkmamışsan rakibin üzerine oyunu.
FRANK RİJKAARD: Monotona bağlamış gibi 60 da tek forveti oyundan alan (Baroş varken de aynıydı) Ayakta duramayan Kewelli 90 Dk sahada tutan.Ayağa pas yapıp topu elinde tutmak gerekirken Barışı oyunda tutan ,Kendi sahanda son 10 dk yı as kadrosundan en az 5 kişi eksik rakibe karşı kulubede aciz aciz seyreden büyük şeyler beklediğimiz hocamız.
NESKEENS: Gelince oley denilen ama Fatih Terimin Yanındaki Metin Tekin gibi sadece kulubede oturan yüce insan.
TARAFTAR:Takımın galip gelse lider olacaksın ama sen ortalıkta yoksun.
OYUN: Orta sahanın defansa oyun kurmada yardım etmediği ve ya uzun top atıp şişirilen yada stoperler arasında döndürülen toplarla geçti ilk devre.2. devre biraz kıpırdanma oldu ama o da 80 e kadar sürdü.Hocanın klasik değişikliği yapılınca şu anlaşıldı ki birbiriyle uyumlu Keita ve Nonda yı oynatmayacak hoca.Kewell 90 dk. Sahada kalacak 60 dan sonra dolanacak.Ayakta top tutmak gerekirken tüm topların gelişigüzel vurulduğu ve rakibin gol atma şansı sadece duran toplarda varken Mevcut hakemin golü attırmak için her şeye faul çalmasını göz önünde bulundurmayan kıt beyinli oyuncunun yaptığı faulün gol olması maçı bitirmiştir.Linderoth un bu takımda tutulması oynamasa bile:Oyun kurulurken defansı ve arkadaşlarını rahatlatmak amacıyla boş yerlere kaçmayı ayrıca takım hücumda iken topun gelebileceği yerleri kestirip gol koklamayı bu takımdaki BİRKAÇ ÖKÜZE ve altyapıdaki futbolculara öğretmesi temennisiyle.
Çok dolmuşsun Hüseyin. Ama haklı olduğun noktalar da bir hayli fazla. Leo, Balta, Barış ve hatta Sarp, Nonda hakkındaki görüşlerine tamamen katılıyorum. Galatasaray'ın kış transferinde çok stratejik transferler yapması gerekiyor bence. Tam nokta atış kıvamında.
Söyleyecek söz bulamıyorum doğrusu dün akşam başrolünü Hüseyin Göçek adlı sahtekarın oynadığı o rezil oyundan sonra.Galatasaray'ın aleyhine karar verip puanını çalan pek çok hakem oldu geçmişte ileride de olacaktır mutlaka ancak Tsl'nin karaktersiz hakemleri özellikle niye maçın bu kadar önüne geçmek istiyorlar anlamıyorum.Bu hataların belli bir takımın şampiyon yapılmak istenmesinden dolayı yapıldığını sanmıyorum ben.Bu tamamen ligin kötü oyunuyla alakalı.Kötü oyunu bilen federasyon da böyle bir yönteme başvuruyor diyorum ben açıkcası aleni bir şekilde olmasa da.Yazık ne diyeyim bu maça sadece Gs taraftarı değil bence tüm futbolseverler üzülmelidir!!!
Hakem gerçekten kötüydü Falagar ama biraz soğuk kanlı yaklaşınca, üstünden zaman geçince Galatasaray'ın bulduklarını atamamasında daha büyük kabahat olduğunu göreceksin bence!
Yorum Gönder