BIY AD

17 Ekim 2009 Cumartesi

Denizlispor-Bursaspor Maçının Ardından


Ulusal aradan sonra lige böyle bir dönüş yapmak enteresandı. Futbol anlamında güzel maç olmadı belki de ama heyecan açısından üst düzeydi. Denizlispor için diyeceğim tek şey var; yamalı bohça, maçı bu sıfat tamlaması özetliyor aslında.

Nurullah Sağlam'ın futbol mottosu pas üzerine kuruludur. Ne kadar çok pas yaparsan o kadar iyi oynarsın Sağlam'a göre. Denizlispor bugün, tek kelimeyle pas manyağı oldu ve ilk iki golde "alışmamış orta sahada pas durmaz" atasözünü gerçekleştirmeye uğraştı var gücüyle.

Özden, geçtiğimiz sezon Denizlispor'u ligde tutan ana etmenlerden biriydi fakat Cenk gibi genç ve ümit vaat eden bir kalecinin Özden'in gerisinde bırakılmasını bir türlü anlayamıyorum. Hani derler ya, doluya koysan almıyor; boşa koysan dolmuyor diye, işte o hesap. Bu arada alakasız olacak fakat Özden, Cemal Hünal'a(Issız Adam) inanılmaz derecede benziyor. Bir dipnot olsun.

Denizli için yamalı bohça dedim çünkü hem pas yapmak istiyorlar hem de pas yapmayı beceremiyorlar. Skoru 1-1'e getiren gole bakın, Özden uzun oynamamak için oyunu eliyle başlatıyor ama topu attığı isim pres altındaki Berberoviç. O da haliyle presi görüp geri dönüyor ve bom! İkinci gol de ilk golün aynısı neredeyse. Orta sahada pas yapan futbolculara pres, topu kapış ve bomboş filelerle buluşan Batalla'nın vuruşu. Koffi'nin kırmızı kartı da aynı şekilde. Nurullah Sağlam'ı beğenirim ama bugün hatası olduğunu düşünüyorum. Kalitesi pek de yüksek olmayan bir takıma sistemini benimsetmeye çalışmayıp iyi defans yapmayı öğretebilse puanla ayrılabilirdi yeşil sahadan.

Denizlispor, Angelov ve Roberts gibi futbolcularının yanına birkaç iyi oyuncu eklemezse TSL'de kalması çok zor ne yazık ki!

Gelelim Bursaspor'a. Onların da oyun tarzı değil fakat kadrosu yamalı bohçaydı. Bir sürü eksik fena halde bellerini bükmüştü. Karşılarında daha dirençli bir takım olsa puan kaybetmeleri işten bile değildi.

Bu zamana kadar Turgay Bahadır'a haksızlık etmişim. Bursaspor'a 3 puanı getiren futbolcu kesinlikle oydu. Hücum preste inanılmaz başarı gösterdi, ilk golü attı diğerlerinde de büyük pay sahibiydi. Sadece hücum presteki başarısıyla bile günün en iyi futbolcusu olmayı başardı.

Ertuğrul Sağlam, Nurullah Sağlam'ı iyi çözmüş. Sağlamlardan Nurullah olanının hazırlık pası yapmadan hücuma çıkmayacağını iyi bilen E. Sağlam, 3 ya da 4 oyuncuyla Denizlispor savunmacılarına baskı uyguladı ve çok rahat goller attı. Bursaspor eksik olmasa daha rahat bir galibiyet alabilirdi.

Zevkli bir karşılaşma oldu. Beklentimin üstündeydi açıkçası. Futboldan olmasa da mücadeleden inanılmaz zevk aldım. Bursaspor, ilk 4'ü kesinlikle zorlar; Denizlispor'sa takviye yapmaz aynı kadroyla yola devam ederse Bank Asya sınırlarını aşacak ikinci takım olur.

UzunPaslar-Pazar; Murat Demiryas Röportajı


Bir hafta sonu eki kıvamında hayal edilen UzunPaslar-Pazar'da Murat Demiryas röportajı var. Kaçırmayın derim, yarın bu saatten daha erken bir saatte!

15 Ekim 2009 Perşembe

Maçlardan Önce


Ulusal arayı mutsuz ve kazasız bitirdik. Şimdi tüm konsantrasyonumuz TSL'ye yönelecek. TSL'yle ilgili hayal meyal görüntüler var birkaç gündür aklımda. Ligi özlemişim doğrusu. Fazla vakit kaybetmeden haftanın Anadolu maçlarına geçelim;

DENİZLİSPOR - BURSASPOR

Anadolu'nun en iyi 3 takımından biri Bursaspor. Denizlispor'sa sondaki 3 takımdan biri. Ulusal aradan önce iki takım karşı karşıya gelse Bursaspor mutlak favori derdim fakat şimdi işler biraz değişti. Değişti çünkü Denizlispor, ulusal arada toparlanma fırsatı buldu ve Nurullah Sağlam oyun planını az da olsa Denizli'li futbolculara aktarabildi. Denizlispor'da Boşnak Bajiç haricinde eksik bulunmuyor. Bursaspor, 3 büyüklerden sonra ulusal aradan en çok etkilenen takım oldu. Sercan Yıldırım'ın sakatlığı ne durumda henüz bilmiyorum. Fatih Terim'in istifası, Ertuğrul Sağlam'ın omuzlarına hiç beklemediği ve hazır olmadığı bir ağırlık yükledi. Ivankov'un Bulgaristan milli takımında sakatlanması, tüm bunların üstüne tuz biber ekti. Yenal ve Tadeu'nun durumları belirsiz. Bu kadar mı? Hayır, çok büyük ümitler beslediğim Shin Young Rok Bursaspor'dan ayrıldı. Bursaspor kazanırsa sürpriz olmaz fakat puan kaybetmesi de sürpriz olmayacak bence. Öncelikle beraberlik diyorum, ilk yarının berabere sonuçlanması çok büyük ihtimal. İddaacılara bir tüyo verelim.

Tahmin: Beraberlik!

GENÇLERBİRLİĞİ - SİVASSPOR

Fenerbahçe'ye kötü bir oyunla mağlup olarak kendisinden çok şeyler bekleyenleri hayal kırıklığına uğratan Gençlerbirliği, hayal kırıklığının kitabını yazmakla meşgul olan Sivasspor'la karşılaşacak bu hafta. Gençlerbirliği'nde cezalı Tozo haricinde eksik yok. Sivasspor'sa Muhsin Ertuğral ile iyi bir başlangıç düşleyecektir elbette. Yapabilir mi, yapamaz mı tahmin yürütmek çok zor. Abdurrahman, Mehmet Yıldız ve Sedat Bayrak Sivasspor'un eksikleri. Maç hakkında ilk söyleyeceğim, uzak durulması gerektiği. İlla tahmin isterseniz beraberlik derim.

Tahmin: Beraberlik!

BÜYÜKŞEHİR BLD.SPOR - MANİSASPOR

Diyarbakır'ı Adana'da yenerek 12 puana yükselen İBB, Bursaspor'a kaybederek 10 puanda kalan Manisaspor'u konuk ediyor. İki takım da pozitif futbol isteyen, buna dayanarak oynayan ve fazla "futbol derdi" çekmeyen ekipler. Olimpiyata gidenler -eğer olursa- zevkli bir karşılaşma seyredeceklerdir, buna eminim. İBB'de Hasagiç, Barbosa, Nsumbu, Taner ve Can'ın sakatlıkları var ve durumları belli değil. Hasagiç'in sakatlığı bir garip. İBB'de kadroya alınmayan Hasagiç, Estonya'ya karşı Bosna-Hersek forması giydi. İBB yönetimi, Kulüpler Birliği'ni bırakıp biraz da kendi kulübüne baksa gayet iyi olacak. Manisaspor cephesinde ciddi eksik yok. Yine beraberlik dememek için zor tutuyorum kendimi. Haydi, bu sefer tarz değişikliğine gidelim ve 3 haftadır iyi sonuçlar alamayan Manisa kaybetmez diyelim.

Tahmin: Manisaspor yenilmez!

KAYSERİSPOR - MKE ANKARAGÜCÜ

Eskişehirspor'u deplasmanda yenerek hakkındaki soru işaretlerini sıfırlayan Kayserispor, Galatasaray fatihi Ankaragücü'nü ağırlayacak. Bu maç, ulusal aradan önce oynanmış olsaydı Kayserispor, rahatlıkla kazanır derdim fakat 1 haftalık tatil Ankaragücü cephesinde, Galatasaray maçıyla yükselen egoları indirmiş olmalı. Ankaragücü ulusal arada 2 hazırlık maçı oynamış; Türk Telekom'u 4-2 ile Ankara Demirspor'u 3-0'la geçmiş. Fatih Terim söylentileri, Hikmet Karaman'ın üzerindeki baskıyı bir kat daha arttıracaktır ve Kayseri deplasmanından puanla dönmek isteyecektir. Kayserispor ve Ankaragücü'nde ciddi sakatlıklar yok fakat Ankara'da Vassell krizinin devam ettiğini söylemekte fayda var. Ankaragücü, Makukula'yı durdurmayı başarırsa Kayseri'den puanla dönebilir.

Tahmin: Beraberlik!

ANTALYASPOR A.Ş. - DİYARBAKIRSPOR

İşte karşınızda haftanın maçı. Son haftalarda kötü oynayan ve 3 puan yüzü göremeyen iki takım, ligdeki konumları açısından çok önemli olan bu maçta karşı karşıya geliyor. 9'ar puanlı takımların oynadığı maçı kazanmayı başaran olursa 3 puandan fazlasını alacağı aşikar. Antalyaspor'da Fatih Ceylan ve Kerim Zengin'in sakatlıkları var. Ayrıca Ali Zitouni cezalı. Diyarbakırspor sakatlıklar açısından biraz daha şanslı. Uzun zamandır takımdan ayrı olan Tazemeta yeniden sahalara dönmüş durumda. Keza, Şener Aşkaroğlu da. Kadro genelinde ciddi bir eksik görünmüyor Diyarbakır cephesinde. Çok zor maç olacak fakat Diyarbakırspor'un kaybetmeyeceğini düşünüyorum.

Tahmin: Diyarbakırspor kaybetmez!

*Tahminlerinizi bekliyorum.

14 Ekim 2009 Çarşamba

Gündemden


*Sivasspor başkanı Mecnun Otyakmaz, Muhsin Ertuğral'ı internetten bulduklarını söylemiş. Enteresan ve hayli yürekli bir açıklama. Acaba transfer gerçekleşirken bize de bakmışlar mıdır?

*Türkiye-Ermenistan maçına gitme düşüncesinde olduğumu daha önce yazmıştım. Elenmek, fikrimi değiştirmiş değil üstelik. Fakat ortada büyük bir sorun var. Biletler ücretsiz ve muhtemelen sıranın bize gelmesi mümkün değil. Hayatımda bedava olan bir şeye ilk kez itiraz ediyorum.

*Haberi yeni okudum, Bursaspor başkanı İbrahim Yazıcı ile son günlerin moda muhabiri Erhan Telli arasında tatsız bile denemeyecek olaylar yaşanmış. Gerçekliği hakkında bilgi sahibi değilim ve bilmeden yazmak istemiyorum fakat yaşandığı söylenen şeyler çok tartışılacağa benzer(tartışılmaya başlandı bile).

*Yılmaz Vural, ulusal takım teknik direktörlüğünü hak ettiğini söyledi ve yer yerinden oynadı. Aslına bakarsanız bence de hak ediyor ve göreve getirilirse başarı şansı(en azından gruplara kalma anlamında) bir hayli yüksek. Ama işte bir şey var ve o şey, Yılmaz Vural'ı ulusal takım antrenörü olarak düşünmemizi engelliyor! Nedir acaba o şey?

*TSL'ye verilen ara kulüp takımlarını bir hayli unutturdu. Sivasspor'a Muhsin Ertuğral gelmese, Galatasaray'da Erhan Telli çalkantıları olmasa, Beşiktaş'ta kongre rüzgarları esmese lige dönüş epey zorlaşacak!

*Bülent Uygun'un Trabzonspor'a getirileceği yönünde iddialar var. Böyle birşey olursa Trabzonspor, takvimini 10 yıl daha geri almış olur. Bülent Uygun isminden ötürü söylemiyorum bunu. Uygun'u başarılı bulduğumu bilirsiniz üstelik fakat gömlek değiştirir gibi teknik direktör değiştirmek kimseye hayır getirmez!

*Fatih Terim'in istifasıyla Terim spekülasyonları bekliyordum ama bu kadar kısa zamanda bu kadar üretim olabileceğini hiç düşünmemiştim. Önce Napoli dendi şimdi de Atletico Madrid. İstifa resmileşmeden düşündüklerimize bak!

*Ankaraspor transfer pazarı beklendiği gibi geçmiyor. Bardağın diğer tarafından bakarsanız tam da beklendiği gibi geçiyor. Şu ana dek Ankaragücü, Ankaraspor futbolcularını kadrosuna katan tek kulüp. İlerleyen günlerde transferler biraz daha hızlanacaktır ve muhtemelen, Ankaragücü-Ankaraspor döngüsü az da olsa kırılacaktır.

*Ankaraspor teknik direktörü Jurgen Röber, bir alt ligde çalışmayı kesinlikle düşünmediğini fakat Türkiye'de kalmak istediğini açıklamış Berliner Kurier gazetesine. Ankaraspor kazasında hallerine en çok üzüldüklerim futbolcular ve Röber olmuştu. Futbolcular, güç bela kendilerini kurtarıyor ama Röber için aynı şeyleri söyleyemeyiz. Oysa değerlendirilmesi gereken bir isim.

13 Ekim 2009 Salı

Yol Aldım Free Agent'lardan


Rafa Benitez, Guus Hiddink ve Felipe Scolari. Bunlar çok güzel rüyalar fakat biraz tuzlu. Tuzdan arındırılmış bir yemek için üşenmedim "transfermarkt.co.uk"u açtım ve "free agent" teknik direktörler listesini önüme aldım.

Bu isimlere de bol sıfırlı kontratlar önerilmek zorunda fakat en azından tazminat dertleri yok. Sizden de her türlü eklemeyi bekliyorum. Gelelim, TFF başkanı olsam önüme alacağım listeye;

Bernd Schuster: Real Madrid'den ayrıldıktan sonra boşta kalan Schuster, 49 yaşında. Ulusal takım teknik direktörlüğü için biraz genç sayılabilir ama kariyeri oldukça dolgun. Medyada kolay kolay malzeme yapılamaz. Alman olması da bir diğer artı. Bernd Schuster göreve getirilirse gurbetçiler konusunda oldukça aktif olabiliriz. Kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir aday. Olabilirliği de hayli fazla.

Jean Tigana: Türkiye futbol devrimi gerçekleştirmek, gençleşmek istiyorsa Jean Tigana önemli bir teknik adam opsiyonu. Türkiye'yi tanıması en mühim artısı. Tek sorun, medyada oldukça yıpratılmış olması. Olabileceğini zannetmiyorum ama Jean Tigana tam bir ulusal takım teknik direktörü profiline sahip. Fransa'nın başına neden getirmezler, anlamıyorum!

Gordon Strachan: İskoç teknik direktör, İngiltere ve İskoçya'da yaşadığı tecrübeleri Türkiye'ye aktarabilir. Hırsıyla medyaya güzel malzeme olur doğrusu. Yüzde 1'den bile az ihtimal versem de düşünülmesi ve araştırılması gereken bir aday.

Graeme Souness: Kariyerinin son yıllarında düşüşte olsa da önemli bir futbol figürü Souness. Galatasaray tecrübesi ve Türk futbolcularla yakın ilişkiler kurması, İskoç'u ciddi aday haline getiriyor. Hiddink ve Scolari gibi isimlerden düşük profilli olması, bu transferin önündeki en büyük engel.

Kevin Keegan: İngiliz teknik adam, yaklaşık 1 yıldır nadasta olsa da kariyeri asla küçümsenemez. 58 yaşındaki teknik direktörün İngiltere ulusal takımını da çalıştırmış olması(iyi ya da kötü, oraya bir yorum getirmeyelim) diğer artısı. Olabilirliği düşük fakat düşünülmesi, listeye alınması gereken bir isim.

Jacques Santini: Lyon efsanesinde önemli katkıları bulunan Santini, uzun zamandır boşta. Düşünüleceğini zannetmiyorum ama gazetelerde adı geçebilir.

Roberto Mancini: 44 yaşındaki teknik adam, Bernd Schuster'le birlikte "free agent" adayların en kariyerlisi. Yaşı ve hedefleri dolayısıyla ulusal takım çalıştırmayı pek düşünmeyeceğini zannetsem de teklif götürülmesi elzem.

Jürgen Klinsmann: Almanya milli takımında önemli başarılar yakalayan, Almanların üzerindeki ölü toprağını atmasında ciddi yardımı dokunan Klinsi, Bayern'de mutlu günler geçirmemiş olsa da listemize rahatlıkla dahil edilebilir. Yanına Löw gibi(örneğin Abdullah Avcı) bir teknik adam getirilirse Almanlardaki silkelenmenin bir benzerini Anadolu topraklarında yaşayabiliriz. Gurbetçileri etkileme potansiyelini de unutmayalım.

Luciano Spalletti: Roma'dan yeni ayrılan teknik adam, ulusal takımımız için ilginç bir deney olabilir. Keşke adı geçse!

David O'Leary: İşte benim adayım. Futbol devrimi yapmak istiyorsak takımın başına getirebileceğimiz, maliyeti en uygun isim David O'Leary. Leeds sonrası beklenen başarılı günleri yakalayamamış olsa da yeteneğine her zaman güvendiğim bir teknik adam. 51 yaşındaki O'Leary'nin ulusal takım için yalnız adı geçse razıyım.

"Free Agent" Top 5:

1. Bernd Schuster
2. Roberto Mancini
3. Jürgen Klinsmann
4. Graeme Souness
5. Kevin Keegan

12 Ekim 2009 Pazartesi

Ulusal Takımda Yabancı Teknik Adamlar Atlası


Fatih Terim'in ardından büyük bir ihtimalle yabancı teknik adamla çalışacak ulusal takımımız. 1993'te Sepp Piontek'ten sonra bir ilk olacak bu. İşin ilginç yanı, yabancı teknik adam furyasının Fatih Terim'le kapanıp Fatih Terim'le açılacak olması.

Şimdi gelin üşenmeyelim ve bugüne dek ulusal takımımızı çalıştıran yabancı teknik adamlara şöyle bir göz gezdirelim;

İskoç asıllı Billy Hunter, ilk yabancı teknik direktörümüz. Ülkeye çağdaş futbol yöntemlerini ve antreman sistemlerini onun getirdiği söylenir.

İskoç teknik adam hem Galatasaray'ı hem de ulusal takımı çalıştırmış ve bir milli maça 9 Galatasaraylı futbolcuyla başlayarak kırılması çok zor bir rekorda büyük pay sahibi olmuştur.

Hunter'den sonra Macar ve İngiliz teknik adamların üstünlüğünü görüyoruz. Macarların efsane dönemi Türk futboluna bir hayli sirayet etmiş durumda.

Britanya ve Macaristan dışında ülkemizin ilk yabancı teknik adamı İtalyan Sandro Puppo. Türkiye'yi Dünya Kupası'na taşıyan ilk teknik adam olarak haklı bir ünü olan Puppo, Türkiye'de ayrıca Beşiktaş'ı da çalıştırmış bir isim. Teknik adamlık kariyerinde Barcelona ve Juventus gibi takımlar olan Puppo hakkında bir zamanlar şöyle bir post yazmışım.

Puppo'nun bu başarısının ardından ulusal takım daha ziyade İtalyan teknik adamlara bırakılmış. 1955 ile 1970 yılları arasında Yugoslav ve İtalyan teknik direktörler, ülke futbolunun bir numarası haline gelmiş. Puppo'dan sonra Giovanni Varglien ve Leandro Remondini göreve getirilmiş. Bu dönem içerisinde Puppo'nun 3 farklı dönemde ulusal takımın başına getirildiğini hatırlatmakta fayda var.

1970'ten sonra yerli teknik adamlar bayrağı devralmaya başlamış. 70'ten Piontek'in getirileceği 1990'a kadar ülke futboluna hizmet eden yabancı teknik direktör sayısı 2; Romen Nicolae Petrescu ve Macar Kálmán Mézsöly.

Yabancı teknik adamlar, kulüp futbolundan farklı olarak ülke futboluna pek katkı verememiş. Sandro Puppo, Sepp Piontek ve onlar gibi bir, iki örneği bir kenara koyarsak ülke futboluna damga vurmuş yabancı teknik adam yok.

Tüm teknik adamlara bakıp bir çetele yaparsak; 5 Macar, 6 İtalyan, 6 Britanya, 2 Yugoslav ve 1 Alman dönemi yaşamışız. Genellikle doğru tercihler yapamadığımızdan yabancı teknik direktörlerle pek mutlu olamamışız fakat Sepp Piontek ve Puppo gibi isimlerin yaptıklarını unutamayız.

En sona da şöyle bir liste koyalım;

Ali Sami Yen
26.10.1923

Billy Hunter
25.05.1924 - 12.09.1926

Bela Toth
17.07.1927 - 17.04.1932

Fred Pegnam
22.04.1932 - 04.11.1932

James Elliot Donnelly
12.07.1936- 01.08.1937

Ignace Molnar
23.04.1948 - 30.05.1948

Ulvi Yenal
02.08.1948 - 05.08.1948

Peter Molloy
28.11.1948 - 20.05.1949

Cihat Arman
20.11.1949

Peter Molloy
28.05.1950 - 28.10.1950

Jimmy McCormick
03.12/1950 - 10.06.1951

Rebii Erkal
17.06.1951 - 21.11.1951

Sadri Usuoğlu
01.06.1952 - 08.06.1952

Sandro Puppo
01.06.1952 - 23.06.1954

Gündüz Kılıç
17.10.1954

Zarko Mihajloviç
03.04.1955 - 26.06.1955

Giovanni Vargliani
18.12.1955 - 01.05.1956

Cihat Arman
16.11.1956 - 25.11.1956

Laszlo Szekelly
05.04.1957 - 08.12.1957

Leandro Remondini
04.05.1958 - 10.05.1959

Ignace Molnar
08.06.1960

Sandro Puppo
27.11.1960 - 16.05.1962

Şeref Görkey
10.10.1962

Ljubisa Spajiç
25.11.1962 - 16.12.1962

Sandro Puppo
27.03.1963 - 09.10.1963

Cihat Arman
27.09.1964 - 20.12.1964

Sandro Puppo
24.01.1965 - 09.05.1965

Doğan Andaç
21.07.1965 - 25.07.1965

Sandro Puppo
09.10.1965 - 30.05.1966

Adnan Süvari
12.10.1966 - 17.01.1969

Abdullah Gegic
30.04.1969 - 16.11.1969

Cihat Arman
17.10.1970 - 14.11.1971

Nicolae Petrescu
05.12.1971

Coşkun Özarı
12.04.1972 - 31.10.1976

Doğan Andaç
17.11.1976

Metin Türel
16.02.1977 - 05.10.1978

Sabri Kiraz
29.11.1978 - 15.10.1980

Özkan Sümer
03.12.1980 - 25.03.1981

Fethi Demircan
15.04.1981 - 07.10.1981

Coşkun Özarı
22.09.1982 - 04.04.1984

Candan Tarhan
06.09.1984 - 14.11.1984

Yılmaz Gökdel
22.12.1984 - 03.04.1985

Kalman Mezsöly
01.05.1985 - 28.08.1985

Coşkun Özarı
11.09.1985 - 12.11.1986

Mustafa Denizli
04.03.1987 - 16.12.1987

Tınaz Tırpan
16.03.1988 - 15.11.1989

Sepp Piontek
27.05.1990 - 28.04.1993

Fatih Terim
27.10.1993 - 19.06.1996

Mustafa Denizli
14.08.1996 - 24.06.2000

Şenol Güneş
16.08.2000 - 18.02.2004

Ünal Karaman (Antrenör)
31.03.2004

Ersun Yanal
28.04.2004 - 08.06.2005

Fatih Terim
17.08.2005 - ...

11 Ekim 2009 Pazar

CM 2010; Oyundan Hareketle


Yaklaşık 1 hafta önce CM 2010'la ilgili bir başlangıç yapmıştım. Şimdi o başlangıçtan devam edelim;

*Grafikler çok hoş olmuş. Menü, taktik ekranı FM'den daha göz alıcı. Türkçe olmasının dezavantajı yok değil. Mevkileri anlayabilmek epey süre alıyor. Örneğin stoperler için D(O) yazıyor ki futbolcuları görmesem mevkiyi kesinlikle anlamam.

*Taktik ekranı çok başarılı. Toplu oyun ve topsuz oyun şeklinde iki seçenek var. Oyundaki hazır taktik seçenekleri FM'den daha fazla ve daha detaylı.

*Geldik oyunun en tuttuğum yanına. Bireysel antremanlar ve serbest vuruş organizasyonları tek kelimeyle mükemmel. Serbest vuruş organizasyonlarını denediğimiz kısım, bir menajerlik oyunu için oldukça hoş görüntülere sahip. Serbest vuruş kullanacak adamı seçmekle yetinmiyorsunuz CM'de, bütün organizasyonu planlıyor ardından uygulanabilirliği bire bir seyrediyorsunuz.

*Gözlemci ayarlarını da oldukça beğendim. Gözlemcilerinize belirli miktarda para veriyorsunuz ve onları istediğiniz yere gönderiyorsunuz. Verdiğiniz parayla orantılı olarak araştırılan futbolcular artıyor ya da azalıyor.

Gelelim beğenmediğim yönlere;

*Menajerlik oyunlarında aşmış grafikler bana göre değil. Oyun o kadar yavaş ki oynamaya tövbe ediyorsunuz neredeyse! İnternetten araştırdığıma göre herkes bu sorundan şikayetçi.

*Türkiye'de yalnızca TSL ve Bank Asya Ligi var. FM'nin birkaç yıl içinde Türkiye 3. Ligi'ni oyuna ekleyeceğini düşünürsek CM bu noktada ciddi anlamda sınıfta kalıyor.

*20'li oyuncu değerlendirme sistemine o kadar alışmışım ki 100'lü sisteme hiç ısınamadım. Bu durum oyun için bir eksi olmayabilir ama oynanabilirlik açısından ciddi zorluklar yaşatıyor bizim gibi 20'li sisteme alışmış Sports Interactive kuşağına.

*Database konusunda FM'nin kilometrelerce ileride olduğunu söylemeye gerek bile yok herhalde.

Gelelim fasulyenin faydalarına; CM kötü bir oyun değil hatta oldukça güzel. Türkçe olması, desteklenmesi gereken en önemli husus. Oyunun Türkçesi oldukça düzgün. Bazı büyük harf/küçük harf hataları var ama sonradan yapılan Türkçeleştirmelerden çok daha başarılı.

CM'deki yavaşlık ciddi sorun maalesef. Menajerlik oyunlarında hız, grafiklerden çok daha önemli bence. CM, grafik anlamında sınıf atlamış fakat görsellerle orantılı olarak oyun yavaşlamış. Bu da oynanabilirliği oldukça etkiliyor.

FM 2010'u bekliyoruz artık. Duyduklarım ve bildiklerime göre FM'den ümitlenmek için oldukça sebep var. Fakat CM de kötü bir oyun değil. Türkçe olması, takdir edilesi bir gelişme. Menajerlik oyunu sevenlere iki oyunu da tavsiye ediyorum. FM'nin tavsiyeye ihtiyacı yok elbette fakat CM, son değişikliklerle FM'nin tahtına ciddi anlamda göz dikmiş durumda. Bu rekabette menajerlik oyunu sevenleri çok daha güzel yıllar, oyunlar bekliyor!

Elenirken


Pamuk ipliğine bağlı beklentilerimizin olmayacağı saat 20.00'de aşağı yukarı belli olmuştu. Bosna-Hersek'in Estonya filelerine bıraktığı 2. gol, Türkiye'nin Afrika'ya vedasıydı adeta. Belçika'dan alınan mağlubiyet, işin tuzu biberi oldu sadece.

Testi kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. Testimiz paramparça oldu maalesef. Elemelerin bitişine 2 maç kala şampiyonayı kaçırdık. Son yıllardaki en kötü eleme grubu performansı bu olmalı. Testi kırıldıktan sonra yol gösterme merakında olanlar, Fatih Terim'e yüklenecekler şimdi. Size bir şey söyleyeyim mi, bence haklılar! Bu durumda ben de testinin kırılmasını bekleyenlerden oluyorsam, varsın olayım.

Ulusal takım antrenörlüğü ayrı bir sanat. 3 ay maç yapmadığın oluyor. Bazı futbolcular birbirlerini aylar sonra ilk defa görüyor. Onları dengede ve kaynaşmış tutmak çok önemli. Bunun için yapılabilecek ilk şey, üç aşağı beş yukarı aynı takımlardan futbolcular seçmek. İkinci yolsa farklı farklı takımlardan seçilen futbolcuları bir potada eritmek. Fatih Terim ne birinci yolu deniyor ne de ikinci yolu. Takımda -birkaç futbolcu hariç- kadro devamlılığı yok. Çağrılan futbolculara bakıyorsunuz kimi Avrupa'dan, kimi 4 büyüklerden, kimiyse Anadolu'dan. Farklı farklı takımlardan gelen futbolcular, kadro istikrarı da olmayınca bir türlü kaynaşamıyor.

Fatih Terim bırakır mı, bırakmaz mı bilmiyorum. Lig Radyo'da, NTVSpor'da dinlediğim ve izlediğim yorumlara göre hiçbir spor yazarımız istifa beklemiyor. İstifa işini "ağbi adam 250 milyar alıyor ayda, hiç bırakır mı?" seviyesine indirmeyeceğim. Çünkü teknik adamlık farklı bir meslek. Hele hele başarısız sonuçlardan sonra iyice farklılaşıyor. İşler kötü giderken Fatih Terim, Mustafa Denizli gibi büyük isimler istifa etmezler. Çünkü saydığım bu antrenörlerin kendilerine aşırı güvenleri var. İşleri düzelteceklerine eminler. Geçtiğimiz yıl, Aragones de aynı güven bunalımını yaşamıştı örneğin.

İstikrarsızlığı elle tutulur bir hale getirmek için son 2 yıl ilk 11'de görev almış futbolculara bakalım;

Ermenistan-Türkiye

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. GÖKHAN ZAN( BEŞİKTAŞ A.Ş. )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
6. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
9. SEMİH ŞENTÜRK( FENERBAHÇE )
14. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
15. MEHMET AURELIO( REAL BETİS )
17. TUNCAY ŞANLI( MIDDLESBROUGH )
26. MEVLÜT ERDİNÇ( FC SOCHAUX )

Türkiye-Belçika

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. ÇAĞLAR BİRİNCİ( DENİZLİSPOR )
4. GÖKHAN ZAN( BEŞİKTAŞ A.Ş. )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
6. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
7. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
8. MEHMET TOPAL( GALATASARAY A.Ş. )
9. SEMİH ŞENTÜRK( FENERBAHÇE )
10. TUNCAY ŞANLI( MIDDLESBROUGH )
11. KAZIM KAZIM( FENERBAHÇE )

Türkiye-Bosna Hersek

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. İBRAHİM KAŞ( GETAFE )
5. SABRİ SARIOĞLU( GALATASARAY A.Ş. )
6. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
7. MEHMET AURELIO( REAL BETİS )
8. KAZIM KAZIM( FENERBAHÇE )
9. BATUHAN KARADENİZ( BEŞİKTAŞ A.Ş. )
10. AYHAN AKMAN( GALATASARAY A.Ş. )
11. MEVLÜT ERDİNÇ( FC SOCHAUX )

Estonya-Türkiye

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
5. SABRİ SARIOĞLU( GALATASARAY A.Ş. )
4. İBRAHİM KAŞ( GETAFE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
6. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
11. NURİ ŞAHİN( B.DORTMUNT )
7. MEHMET AURELIO( REAL BETİS )
8. KAZIM KAZIM( FENERBAHÇE )
10. AYHAN AKMAN( GALATASARAY A.Ş. )
9. HALİL ALTINTOP( SCHALKE 04 )

İspanya-Türkiye

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. EMRE AŞIK( GALATASARAY A.Ş. )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
7. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
8. NİHAT KAHVECİ( VILLARREAL )
9. SEMİH ŞENTÜRK( FENERBAHÇE )
10. TUNCAY ŞANLI( MIDDLESBROUGH )
11. İBRAHİM ÜZÜLMEZ( BEŞİKTAŞ A.Ş. )
14. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
15. MEHMET AURELIO( REAL BETİS )

Türkiye-İspanya

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. EMRE AŞIK( GALATASARAY A.Ş. )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
7. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
8. NİHAT KAHVECİ( VILLARREAL )
9. SEMİH ŞENTÜRK( FENERBAHÇE )
10. TUNCAY ŞANLI( MIDDLESBROUGH )
11. İBRAHİM ÜZÜLMEZ( BEŞİKTAŞ A.Ş. )
14. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
15. MEHMET AURELIO( REAL BETİS )

Türkiye-Estonya

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. GÖKHAN ZAN( GALATASARAY A.Ş. )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
6. HAMİT ALTINTOP( FC BAYERN MÜNCHEN )
7. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
9. SERCAN YILDIRIM( BURSASPOR )
10. TUNCAY ŞANLI( STOKE CITY FC )
14. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
18. KAZIM KAZIM( FENERBAHÇE )

Bosna Hersek-Türkiye

1. VOLKAN DEMİREL( FENERBAHÇE )
2. SERVET ÇETİN( GALATASARAY A.Ş. )
3. HAKAN KADİR BALTA( GALATASARAY A.Ş. )
4. ÖNDER TURACI( FENERBAHÇE )
5. EMRE BELÖZOĞLU( FENERBAHÇE )
6. HAMİT ALTINTOP( FC BAYERN MÜNCHEN )
7. GÖKHAN GÖNÜL( FENERBAHÇE )
9. SEMİH ŞENTÜRK( FENERBAHÇE )
10. TUNCAY ŞANLI( STOKE CITY FC )
14. ARDA TURAN( GALATASARAY A.Ş. )
17. CEYHUN GÜLSELAM( TRABZONSPOR A.Ş. )

Hücum bölgesine, santraforlarımıza dikkat edin. Önce Semih-Mevlüt, sonra Semih-Tuncay ve sırasıyla Batuhan-Mevlüt, Halil, Nihat-Semih, Nihat-Semih, Sercan Yıldırım, Semih Şentürk.

Fatih Hoca'nın hakkını yemek istemem. Elemelerde bir sürü sakatlıkla boğuştuk. Mevlüt uzun bir süre oynayamadı ve hala oynayamıyor, Nihat formsuz, Semih kendi takımında yedek kalıyor, Sercan Yıldırım çok tecrübesiz ve Halil -kimilerine göre- yetersiz. Bir arayış olduğu ayan beyan ortada. Fatih Hoca, Batuhan da dahil olmak üzere birçok futbolcu denemiş fakat istediği ikiliyi ya da duruma göre tekliyi bir türlü belirleyememiş. Konu denemelerden açılmışken lafın geleceği tek yer var; Fatih Tekke. Fatih, kötü zamanlarında ulusal takıma çağrılırken Rusya'daki en güzel günlerini geçirdiği dönemde neden milli takımdan mahrum kalıyor? Antrenör tercihlerine saygılıyım fakat hücum hattında bu kadar açık bir arayış varken Fatih Tekke neden akla gelmez çok merak ediyorum. Peki, Fatih ulusal takıma çağrılsa bugün Dünya Kupası biletini mi kutluyor olacaktık? Elbette hayır! Yalnızca aklımızdaki soru işaretleri silinecekti. O vakit, belki de yeni soru işaretleri ortaya çıkacaktı.

Fatih Terim'e çok büyük saygı duyuyorum. Herhangi bir başarısızlık ona duyduğum saygıyı zerre etkilemez. Fakat, Fatih Hoca'dan bir beklentim var; Görevi bıraksın. Biliyorum, böyle bir karar vermek -hele şu aşamada- çok zor ama yalvarıyorum bıraksın! Ulusal takımın beyaz bir sayfa açması gerekiyor. Fatih Terim'li günler çirkin değildi. Avrupa Şampiyonası'nda yarı final oynadık az değil ama artık o sayfa doldu. Beyazı bile görünmüyor şimdi karalamalardan. Fatih Hoca'nın görevi bırakması, 2 adet beyaz sayfa açacak; biri kendi kariyerinde, biri de ulusal takımda. Bu fısatı kaçırmayalım hocam!