
Rubin Kazan'ın Barcelona zaferi, Mustafa Denizli'nin aklına kurt düşürmüş olmalı ki Beşiktaş inanılmaz bir defansif anlayışla Trabzon deplasmanına çıktı. Souleymane Youla, 2-3 yıl önce değil de bugün Beşiktaş forması giyiyor olsaydı, bu gece çok pozisyona girerdi eminim.
Garip bir oyundu. İlk yarıda, sürekli Beşiktaş yarı sahasında geçen bir karşılaşma izledik. Trabzon geliyor, daha sonra 3'lü stoper duvarına çarpıyor ve bir daha geliyor. Fakat şöyle ince bir ayrıntı var. İlk yarıda, oturmuş savunmaya hiç akıllı hücumlar yapamadı Trabzonspor. Beşiktaş, Wolfsburg'a şuursuzca saldırmıştı ya, işte aynen öyle. Trabzonspor'un bulduğu pozisyonlara dikkat edin, gerisinde Beşiktaş'ın yarım kalmış hücum girişimleri olduğunu göreceksiniz.
İlk yarı çok keyifsizdi sahiden de. Beşiktaş ileri gidemedi, Trabzon tehlike yaratamadı. İkinci yarıda Yusuf ve İbrahim Kaş oyuna dahil edilince birşeyler olacağını bekliyordum açıkçası fakat değişikliklerin bu kadar çabuk sonuç verebileceğini ummuyordum. İkinci devrenin ilk 10 dakikalık kısmında, ciddi Beşiktaş baskısı vardı ve şans-beceri ortak yapımıyla galibiyeti getiren anahtar gol, Ernst'in ayağından geldi.
55'ten sonra yine bastırmaya başladı Trabzon. Fakat etkili değildi. 64'te Alanzinho oyuna girene kadar da etkili olamadı. Alanzinho oyuna girince Trabzonspor'un da oyunu değişti. Neden değişti? Çünkü Alanzinho, çok koşan savunma 5'lisi ile önlerindeki defansif 3'lüyü dağıtabilecek tek Trabzonspor'luydu ki öyle de oldu. Alanzinho girene kadar Tayfun Cora'nın zayıf ataklar geliştirdiği sağ kanat, Alanzinho ile birlikte inanılmaz bir hız kazandı. Dikkat edin, tüm tehlikeli hücumlar oradan geldi.
Trabzonspor gibi kadrosunda sadece 2 santrfor olan takımların çift santrforla sahaya çıkması yanlış. Yanlış çünkü alternatif şansı kalmıyor. Umut Bulut kötü oyuncu değil. Koşuyor, boğuşuyor ama yetenekleri sınırlı. Gökhan Ünal'sa Alex gibi bir mevkide oynadı ve Alex olmadığından etkisiz kaldı. Örneğin, Gökhan yedek başlayıp Umut'un yerine oyuna girse çok daha etkili olurdu. Tıpkı Alanzinho gibi.
Hakan Arıkan'a bir paragraf açmazsak ayıp etmiş oluruz. Hakan zaten kötü bir kaleci değildi ve bugün kötü kaleci olmadığını ispatladı. Çok başarılıydı, sanki kendisiyle dalga geçen Alman spikere nazire yapıyordu. Fakat ortada bir sorun var. Hakan Arıkan, İnönü Stadyumu'ndaki maçlarda oynayamıyor. Taraftar takımı etkiliyor mu diye soruyorlar ya, bence etkiliyor. Örnek isterseniz hemen yapıştırayım; Hakan Arıkan. Hakan'ın Beşiktaş kariyerine bakın, deplasmanlarda daha iyi maçlar çıkardığını göreceksiniz.
Beşiktaş ligin kalanında böyle oynamaya devam edecekse acil pır pır santrfor alması gerekiyor. Ciddi söylüyorum, eleştiri amacı yok bu cümlelerimde. Defansif oynamak da bir sistemdir ve defansı iyi yaparsanız çok büyük lezzet alırsınız. Beşiktaş'ta bugün -Güntekin Onay'ın sözleriyle- ön stoper oynayan Nobre değil de Youla ya da Balili oynasaydı sonuç çok daha farklı olurdu.
Trabzonspor'un bir sistemi yok. Beşiktaş'ın da yok ama en azından bugün varmış gibi davrandılar. Trabzon'un sistemi olmadığı için sistem içinde çok faydalı olabilecek Gabriç, Cale, Selçuk, Colman gibi futbolcular etkili olamadılar. Böyle giderse olamazlar da. Trabzonspor'un zihin değişikliğine ihtiyacı var. Sezonluk şampiyonluk hedefleri yerine 5 yıl sonraya, 10 yıl sonraya devreden şampiyonluk planları yapılması gerekiyor. Bu büyük potansiyel ancak böyle kullanılabilir.
Tek kale bir maçtı sonuçta ve Beşiktaş, TSL'nin en önemli deplasmanından 3 puanla döndü. Bu oyun tarzı, gelecek adına ümit vermese de lig yarışına tutunmak açısından hayli önemliydi. Bir Trabzon-Beşiktaş maçı da böyle bitti.










linkiboluna ekle!
