BIY AD

16 Mart 2010 Salı

Turkcell Super Lig, 25. Haftanın Panoraması


Son haftalardaki en zevksiz maç günü bu olsa gerek. Toplam 3 maçı 90 dakika seyrettim ve uzun zamandır bu kadar sıkılmamıştım. Denizlispor'a biraz torpil geçip bir kenara ayırırsak Manisaspor ile Ankaragücü hücum anlamında çok kötü sınavlar verdi. Thomas Doll'ün Fenerbahçe karşısındaki korkaklığını bir Türk antrenör yapsa, şu an altından girip üstünden çıkıyor olurduk muhtemelen.

Gaziantepspor, bu ligin en istikrarsız takımı. Bazen muhteşem bir hücum futbolu oynuyorlar, bazen de ne yaptıklarını kestirebilmek için üç porsiyon G.Antep baklavası yiyip kendinden geçmek gerekiyor. En yakın örnek de Trabzonspor maçı oldu. Rahatlıkla kazanabilecekleri maçı, konsantrasyonları dağılınca 1 puanla noktaladılar. Gaziantep gibi ekonomik durumu yerinde, pek fazla taraftar baskısı olmayan takımların en büyük sorunu ekstra rahatlık içine girmeleri. Onlara Bülent Uygun gibi ekstra sert bir teknik direktör gerekiyor.

Trabzonspor, 2010'da hiç yenilgi almadı ama beraberlik rekoru kırmaya doğru koşar adımlarla ilerliyor. Anlaşılan o ki, artık tamamiyle Ziraat Türkiye Kupası'na yönelecekler. Ellerindeki kadro, güçlü bir birliktelikle bu hedefi başarabilir fakat istikbaldeki şampiyonluk hedefi için daha ekstra futbolculara ihtiyaçları var. Teofilo, Trabzonspor'u şampiyonluğa taşıyacak bir oyuncu değil.

Gelelim Fenerbahçe'ye. Gerçi yarın, epey teferruatlı bir yazı gireceğim ama bugün meseleye şöyle bir değinelim. Fenerbahçe'deki hata, bugünün hatası değil. Fenerbahçe, Aragones başarısızlığını sadece teknik direktöre bağlayarak büyük bir yanlış yaptı. Kadroda köklü bir revizyona gidilmesi gerekirken neredeyse kimse gönderilmedi. Fenerbahçe'nin bugün sahip olduğu kadro, Zico rahatlığına alışmış oyunculardan kurulu. Daum disiplini onlara hayli sert geliyor.

Gençlerbirliği, vasatlaşma adına çok önemli hamleler yapıyor son haftalarda. Thomas Doll kötü teknik direktör değil ama bahsedildiği kadar iyi değil. Hatırlıyorum, yakın geçmişte Ersun Yanal'ın Gençler'iyle Doll'ün Gençler'i karşılaştırılıyordu. Böyle bir karşılaştırma iki tarafa da ayıp.

Kayserispor'daki düşüş tüm hızıyla sürüyor. Dar kadronun ceremelerini çok ağır bir biçimde çekiyorlar. Genç futbolculara güvenmek güzel de fazla güvenmenin böyle yan etkileri oluyor. Herşey tadında olmalı. Gençlerbirliği de aynı hataları yapmıştı ve yapmaya devam ediyor. Kayserispor'un mevcut kadrosu için ilk 6 başarıdır aslında. Gelecek sezon, daha üstlere çıkmak istiyorlarsa rotasyon transferlerine eğilmeliler. Kayserispor, bir "Bülent Bölükbaşı eksikliği"ni hala dolduramadı. Mevki olarak değil simgesel anlamda.

Eskişehirspor, çok çok kritik bir 3 puan aldı ve Kayserispor'un ensesine iyice yaklaştı. İki takımın form grafiği böyle devam ederse yer değiştirmeleri gayet mümkün. Hiddink, artık Türkiye'ye de geldiğine göre Koray Arslan'ı gözden kaçırmaz umarım. Eskişehirspor'un yedek kulübesi de gayet sağlam. Kayserispor maçındaki yedeklere bakın hele; Bülent Kocabey, Alper Potuk, Aydın Yılmaz, Fahri Tatan, Adem Sarı ve Erkan Zengin. Kayserispor'a verilebilecek en net rotasyon mesajını rakibi vermiş aslında.

Antalyaspor, beklenen performansı sergilemiş ve Sivasspor'u çok rahat geçmiş. Sivasspor, her türlü avantajına rağmen düşmek için fırsat kolluyor sanki. Gelecek hafta Gençlerbirliği'ne karşı puan almak zorundalar. Antalyaspor'da Tita, Veysel ve Korhan iyi performanslar sergilemiş. Antalyaspor, bu sonuçla beraber epey rahatladı. Bundan sonra rahat rahat Ziraat Türkiye Kupası'nı düşünebilirler. Tebrikler Şifo!

Diğer maçları zaten değerlendirdiğimiz için maç yorumlarını burada kesiyoruz. İBB-Diyarbakırspor maçını artık alışık olduğumuz üzere "Ceza Tahtası"nda değerlendireceğiz. Acı ama gerçek!

Haftanın Antrenörü: Mehmet Özdilek (Antalyaspor)
Haftanın Oyuncusu: Abdel Kader Keita (Galatasaray)
Haftanın Genç Oyuncusu: Korhan Öztürk (Antalyaspor)
Haftanın Hakemi: Kuddusi Müftüoğlu (Galatasaray-Ankaragücü)

Turkcell Super Lig'de 25. Haftanın 11'i;



Haftanın Sayıları

Gol: 14
Sarı Kart: 27
Kırmızı Kart: 1

Ceza Tahtası

Yine Olaylar: Artık söyleyecek söz yok. Aynı hatayı iki hafta üst üste yapmak büyük bir başarı değildir de nedir? Fakat, Diyarbakırspor'un tüm gayretlere rağmen küme düşürülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım düşürülmezler. Yoksa, boş yere bir keşmekeş içine girecek futbol ahalimiz ve genel ahalimiz. Sonuçta gelişen olaylarda futbolcuların en ufak kabahati yok. Bırakalım da ellerinden geleni yapsınlar. Tüm iç saha maçları seyircisiz oynatılsın fakat küme düşürülme olayı yaşanmasın. Ankaraspor'dan sonra bir "hükmen" düşürülme daha Avrupa'da ilk 6'ya girdik dediğimiz bir ortamda ve en fenası EURO 2016'ya adaylığımız sırasında hiç yakışmıyor. Neyse, artık ok yaydan çıktı.

3 yorum:

Gençay Ergez dedi ki...

Doll'un korkaklığı konusunda haklısın, Yanal ile Doll karşılaştırması birazda bizde ki vasat kadroyla başarı yakalamış olması Doll'un yoksa Yanal tartışmasız daha başarılıydı. bide ilk 11de Neill'ın yanında bizim Mahmut'u görmek isterdim. 18 yaşında büyük şeyler yaptı bence. Ömer'i izlemedim bir golü var ama tabi maç içinde yaptıkları daha fazlaysa bilemiyorum, onunda hakkını yemeyim.

tayfun dedi ki...

Ankarayı fedarasyon yolladı Diyarbakır kendi kendini ateşe attı Ankara ve Diyarbakır haricinde ligden düşecek takımı tebrik etmek lazım bu sezon beceridir düşmek bu sezon

gkslsrt dedi ki...

Biraz geç kaldım yine yorum güncellemede kusura bakmayın :)

O konuda sana hak veriyorum Gencay. Doll'ün elindeki kadro, Ersun Yanal'ınkiyle kıyas bile edilemez. Ama Doll, elindeki yetenekli oyuncuları dahi rahat rahat kullanmıyor. Burhan ile Hurşut'a yazık oluyor. Kondisyonları eksikse en azından 10-15 dakika bari oynatılabilir. Mahmut Gençlerbirliği'nden düşündüğüm tek isim oldu Gencay. Ama Ömer, performansını golle de süsleyince yer bulamadım. Yoksa Eskişehirli olması, onu başka bir yere koyuyor benim için. İlerleyen haftalarda muhakkak burada :)

Ben de onu diyorum tayfun. Bu sene Denizlispor ve Diyarbakırspor harici başka bir takım düşmeyi becerirse madalya takmak gerekir. Efsane olurlar.