*Gençlerbirliği iç sahada gücünü 2'ye, 3'e katlayan bir takım. Fuat Çapa zayıf sayılabilecek kadrosuna rağmen oyuncularına felsefesini anlatabilmenin meyvelerini iç sahada topluyor. Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçı ufak parlamalar dışında keyifsizdi. Fenerbahçe donuk futbolunu oynamaya kalkınca Gençlerbirliği'nin ekmeğine yağ sürmüş oldu. Son dakikalarda iki taraftan biri golü atıp maçı alabilirdi ama bu durum karşılaşmanın hakkının beraberlik olacağı sonucunu değiştirmezdi. Fenerbahçe'de Aykut Kocaman uzun bir aradan sonra ilk kez bu denli eleştiri aldı. Takımın futbolu zaten sıkıntı veriyordu üstüne puan kaybı da gelince eleştiriler normal. Diğer eleştirilen isim Bienvenu. Fenerbahçe çok kötü performanslar gösteren Güiza, Kezman gibi santrforlar da gördü ama Bienvenu kadar suya sabuna dokunmayan bir forvetle ilk kez karşılaşıyor. Bienvenu acilen toparlanmazsa Güiza'nın yaşadığı psikolojik baskıları bire bir yaşayacak gibi. Gençlerbirliği doğru yolda. Hele Fuat Çapa'nın elindeki imkanları düşünürsek. Gençlerbirliği bu sezon istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ederse Manisaspor'un bu yıl yaptıklarını gelecek sezon yapabilir.
*Orduspor'da gol sorunu kangrene dönüştü. 3 haftadır gol atamıyorlar. Bir başka gol sorunu çeken futbolcu Mert Nobre, bu maçta hasreti bitirdi ama Ordu'nun sorunu daha temelli. Culio, Stancu, Dalmat, Fatih Tekke gibi isimlere rağmen statik oynadıkları için gol atamıyorlar hatta gol pozisyonuna dahi giremiyorlar. Ayrıca Orduspor'da taraftar ile Metin Diyadin arasında ipler geriliyormuş gibi. Umarım sorun fazla uzamaz. Yoksa bu birlikteliğe yazık olur. Mersin İdman Yurdu 3 maçtır istediği puanları kazanıyor. Savunmadaki problemleri de çözülmüş gibi. Son 3 maçta sadece 1 gol yemişler. Kuşkusuz ki Boşnak kaleci Sehic onlara farklı bir hava kattı. Orta sahada Wissem ben Yahia etkinliğini göstermeye başladı. Bu sezon 7-12 arasında gidip gidip geleceklerini düşünüyorum. Play off ihtimali de yok değil. Tabii bunu söyleyebilmek için önce takımların devre arası transferlerini görmek gerek.
*Galatasaray alışığı olduğu problemleri yaşamaya devam ediyor. Yaratıcı oyuncu sıkıntıları üst seviyede. Ya Engin Baytar'ın golünde olduğu gibi karambol goller atıyorlar ya da ikinci devrenin ilk 15 dakikasındaki gibi anlık patlamalar üzerinden gidiyorlar. İkisi de olmazsa golsüz maçlar Galatasaray taraftarını bekliyor. Galatasaray devre arası mutlaka transfer yapmalı. Bana göre bir sağ kanat, bir sol kanat, bir de 10 numaraya ihtiyaçları var. Bu 3 mevkiden 2'sini oynayabilecek çift yönlü bir oyuncu bulunursa alınacaklar listesi 2 isme inebilir. Fakat yaratıcı, maçı değiştirebilecek bir oyuncu takviyesi şart. Galatasaray oyunda üstün olan taraftı ama buna ve kendi sahasında oynama avantajına rağmen maç beraberlikle sonuçlanabilirdi .Galatasaray'ın ekstralara ihtiyacı var. En temel sorun bu. Sivasspor iyi mücadele etti ama Eneramo'yu çok aradı. Büyük eksikler yaşamazlarsa ilk 10 yapmaları olası. Gelelim kırmızı kartlara ve penaltıya. Bence üç karar da doğru. İki takımın da daha sakin olması gerek.
*Gaziantepspor'daki sorun takım sorunu değil kulüp sorunu. Ve bu da doğal olarak takıma yansıyor. Çok değil daha sezon başı onların şampiyonluğa oynayacağını düşünüyordum. Meğer bilmediğimiz ne çok şey varmış. İBB beklediğim geri dönüşü Pierre Webo'nun paslarıyla yaptı. Webo Fenerbahçe'de, Bienvenu İBB'de olsa nasıl olur bir düşünün. Aslında futbolu ve kariyeriyle Webo büyük takım, Bienvenu gelişmekte olan takım futbolcusu. Ama her şeyi eşyanın tabiatına uygun beklememek gerek. Webo bugün Fenerbahçe'de, Galatasaray'da ve Beşiktaş'ta rahatlıkla oynayabilirdi. Trabzonspor'da Burak olduğu için onları yazmıyorum. Webo'nun performansına bakıp en çok içlenen Eskişehirspor'dur herhalde. Kris Boyd'u Webo'ya tercih ederek belki de tarihlerinin en büyük hatalarından birini yaptılar.
*Eskişehirspor-Ankaragücü futbolun 2 devre olduğunu belgeyen maçlardan biriydi. İlk yarıda çok ruhsuz bir Ankaragücü ve karşısında Kamara önderliğinde arzulu oynayan Eskişehirspor vardı. Haliyle devre 2-0 bitti. İkinci yarıda Eskişehirspor uyku moduna geçti ve "fan"ı kapattı. Ankaragücü ikinci devre istekliydi, hemen yarının başında Murat Duruer'le net fırsatlar buldu ama değerlendiremedi. Gol yavaş yavaş geliyorum diyordu ama Eskişehirspor buna önlem almadı. Nihayet 72'de adamlarımdan Atilla Aybars Garhan golü attı. Şu zor durumda Ankaragücü'nün en büyük kazancı o. Ardından hiç umulmayan bir anda unutulan golcü Ergin Keleş şık bir kafayla durumu 2-2 yaptı. Eskişehirspor ancak 2-2'den sonra uykudan uyandı ve şansın da yardımıyla Diego'nun golü geldi. M. Skibbe iyi bir teknik direktör, en önemlisi felsefesi olan bir teknik direktör ama maç içerisindeki hamlelerinde sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Ankaragücü ligin hem en zorda hem de şanssız takımı. Bu iki şey bir takımın yanından ayrılmayınca son dakika golleri hiç sürpriz değil!
*Manisaspor ligin belki de en oturmuş takımı. 11 başlayan, yedekten giren kim olursa olsun ne yapacağını çok iyi biliyor ve görevini ona göre yerine getiriyor. Manisaspor, Kayserispor önüne geçen sezonki takımdan yalnız 2 farklı isimle çıktı. Biri Orduspor'dan Akaminko, diğeri Ankaragücü'nden Klukowski. Bu iki yeni transfer takıma bedelsiz olarak katılmıştı ve sorunsuz bir şekilde adapte oldular. Kemal Özdeş'in başarısını küçümsemek elbette olmaz ama Manisaspor'un bu performansında Ersun Yanal ve ondan itibaren Manisaspor'u çalıştıran tüm teknik adamlar pay sahibi. İşte istikrar diye buna denir! Kayserispor bu maçta geçmiş oyunlarına nazaran toparlanmış olsa da Manisaspor engelini bir türlü aşamadı ve rakip kaleye gidemedi. Yaratıcı ayaklar da susunca Kayserispor'un gol atması imkansıza yakındı. Üsüne Manisaspor kalecisi İlker'in performansını ekleyince 1-0'lık Manisaspor galibiyeti hiç şaşırtıcı değil. İlker Avcıbay'ı milli takım rotasyonuna almak artık Abdullah Avcı'nın boynunun borcu.
*Bülent Korkmaz dün akşam kumar oynadı ama sonuçta kazanan oldu. Bu galibiyet hem Bülent Korkmaz hem de Karabükspor için büyük önem taşıyor. Kaybetseler, Yücel İldiz döneminden daha kötü noktalara yuvarlanabilirlerdi. Bülent Korkmaz'ın aldığı riskleri şöyle sıralayabiliriz: kaleci Tomic'in yerine eski öğrencisi Orkun'u; sağ bekte Erdem'in yerine ilk kez 11 başlayan Hamza'yı tercih etmesi; Mehmet Çakır, Erkan Taşkıran, Cernat, Mehmet Batdal, Shelton gibi 5 ofansif oyuncuyu aynı anda sahaya sürmesi. Dün akşam şans faktörü de Karabükspor'un yanındaydı. Oyunun geneline Bursaspor hakimken kritik bir dakikada Shelton'la golü buldular. 2. devrenin başında Shelton bir daha devreye girdi ve penaltı yaptırdı. Son dakikadaki Çakır'ın sayısı fişi çeken hamleydi. Bursaspor 84'te golü atınca çok adamla Karabükspor yarı sahasına gitti. Ciddi de pozisyonlar yakaladı. Bu dakikalarda Karabükspor, kötü gidişin de tesiriyle geri çekildikçe çekildi. Maçın 85 dakikalık bölümünde zerresi olmayan heyecan son 5 dakikada tavan yaptı ama Bursaspor geri dönemedi. Karabükspor'un gidişatını tahmin edebilmek için onları birkaç hafta daha takip etmek gerek. Çünkü dün akşam "şans" fazla mesaideydi. Bursaspor için söyleyeceğim tek şey var: artık biraz daha fazla risk almak zorundalar!
Haftanın 11'i:
1 yorum:
fenerbahçe hep aynı hatayı yapıyor. Golcü oyuncu alıyor ileride top tutan yada oyun kuran oyuncu almıyor. Bu oyuncular hep sağlam santrforlarla oynarlarsa çok faydalı olurlar. yada ortasaha ve kanatlardan çok iyi beslenmeliler. Ben sadece ne olabileceğini düşündüğümden tahminimi yazıyorum. Gerçekten analiz yapılsa herşey ortaya çıkacaktır.
Kendinizi Bienvenunun yerine koyun. Fenerin oyun stilinden dolayı çok fazla öyle etkili top gelmiyor. Maç içinde soğuyorsunuz bu durum bir süre sonra hareketliliğinizden durağanlığa dönüşür. Bienvenu oyun içinde sıcak kalamıyor bence. Birde ilk geldiğinde elinden geleni yapıp çok hareketli idi ancak hem uyum sorunu hemde fenerin soğutan oyun yapısı bence bu duurma yol açıyor. Fener yanlış santrforları tercih ediyor. Keşke Emenike fenerde kalsaydı. Fenere çok faydalı olurdu biraz daha kenndini dönüştürebilseydi.
Yorum Gönder