BIY AD

23 Aralık 2011 Cuma

17 Hafta Sonunda...


Kavga gürültü eşliğinde ligdeki ilk 17 maçı bitirdik. Öyle zannediyorum ki Türk futbolundaki en çalkantılı futbol sezonu budur ve tarih boyunca da bu dalda başa oynayacak gibi. Klasik bir söz ama bugünlere çok uyuyor: "tarihi günler yaşıyoruz". Bu yazıda takımların 17 maçlık performansını kısa kısa değerlendireceğim. Bir sonraki yazının konusu ilk devrenin "altın 11"i olacak. Yorumlara son sıradan başlıyorum:

Ankaragücü: Çok kötü bir durumdalar ama açıkçası beklenen buydu. Sadece Karabükspor'u yenmeyi başardılar ve 4 de beraberlik aldılar. Fesih hakkı kazanan yeni futbolcular, transfer yasağı derken Ankaragücü'nün işi gittikçe zorlaşıyor. Borçlar ödenip transfer yasağı kaldırılamazsa sahaya ne kadar yürek koyulsa bile geri dönüş imkansız olur.

Samsunspor: Süper Lig'e yükselen 3 takım içerisinde ilk yılını en iyi geçirmesi beklenen takım Samsunspor'du. Oturmuş bir takımları ve teknik heyetleri vardı ama onlar "macera" seçeneğini tercih ettiler. Sezon boyunca çok yazdım. Petkovic kendinden taviz verdikçe takımı daha da kötü oynamaya başladı. Devre arası ciddi önlemler alınmazsa Samsunspor hiç umulmadık bir son yaşayabilir.

Kardemir Karabükspor: Ankaragücü gibi onlar da beklenen bir durum yaşıyorlar. Emenike'yi satarak büyük bir ekonomik rahatlama yaşayan kulüp, Emenike'li yalancı bahara güvenip yeterli transferleri yapmayınca ortaya bugünkü yetersiz takım çıktı. Emenike'den kazanılan 9 milyon Avro'luk bonservisin mühim bir kısmı kış transferinde yastık altından çıkacak gibi. Yeni bir Emenike bulmaları zor ama onun yarısı iki futbolcu yakalayabilirler. Bu da onların işini görür. 

Gaziantepspor: En büyük hayal kırıklığım. Şampiyonluk adayı gösterilirken küme düşmeme mücadelesi veriyorlar. Aslına bakarsanız kadroları hala iyi ama saha dışı faktörler oyunlarını çok etkiliyor. Onların sorunu saha içinden ziyade dışında. Taraftar-yönetim kurulu arasında tam bir soğuk savaş var. Bunların üstüne ekonomik kriz de eklenince ortaya 17 maçta ancak 16 puan toplayabilen bir takım çıkıyor.

Orduspor: Sezona çok iyi başlamışlardı ama hücumda üretken olamadıkları haftalar, en sonunda geldi başlarına bela oldu. Belki lige yeni yükselen bir takım için ideal sayılabilecek bir puan topladılar ama sezona yaptıkları çok iyi başlangıç önce hayalleri büyüttü ardından gelen kötü sonuçlar bu hayalleri iğneyle patlattı. Yeni teknik direktör Hector Cuper çok büyük bir isim. Savunma kökenli bir teknik direktör olması Türk futboluna uyumunu kolaylaştırabilir. Tabii önce ona verilecek kadroyu görmek gerek.

Bursaspor: Bir diğer hayal kırıklığı Bursa. 2 sezondur yapılan yanlış transferler işleri bugünkü noktasına getirdi. Görünen o ki Bursaspor bu sene play-off grupları için yarışamayacak. Onlar için en doğrusu, şampiyonluk sezonundan önceki yıl olduğu gibi takımın önüne büyük hedefler koymadan yeni bir ekip yaratmak. Ertuğrul Sağlam'la devam etmeleri bence bir diğer elzem.

MP Antalyaspor: Bursaspor ve Gaziantepspor kadar olmasa bile onlar da benim için hayal kırıklığıydı. Sezon boyunca forvetsizliğin sıkıntılarını çektiler. Büyük ümitler bağlanan iki transfer Mehmet Eren ve Musa Aydın bekleneni veremedi, hücumda çok tek düzeydiler ve sonuç olarak ilk yarının adından hemen hemen hiç bahsettiremeyen takımlarından oldular.

Sivasspor: Bana göre ilk 17 maçın iyi takımlarındandılar. Ligin en çok hakem hatası yaşayan takımı olsalar da fena sayılmayacak puanlar topladılar. Defansif ağırlıklı takımdan bol şey barındırmayan ligimizde Sivasspor çok atıp çok yiyerek her hafta zevkli bir maç vaat etti. Eneramo'nun yükselen performansı ve Grosicki faktörü onları Avrupa Ligi play-off'una taşıyabilir. Yine de kaleci transferi gibi birkaç transfer şart gözüküyor.

Manisaspor: Orduspor'un bir üst versiyonu oldular. Lige kötü başladılar, toparlandılar ve bir anda mükemmelleştiler. Fakat son haftalar onlara da düşüş getirdi. İlk 4 içinde yer alabilecekleri konuşulurken 10. sıraya zar zor tutundular.

İBB: Orduspor-Manisaspor serisinin üçüncü halkası Belediyespor. Webo, Doka, Visca üçlüsüyle spektaküler bir başlangıç yapan İBB, Abdullah Avcı'nın takımdan ayrılmasıyla kötü günler yaşamaya başladı. Avcı'nın ayrılışıyla takımda böyle bir kırılma yaşanmasını hiç beklemiyordum. Sanırım Arif Erdem, Abdullah Avcı'nın İBB'de yaptıklarının küçümsenmemesi için takımın başına getirildi.

Trabzonspor: İlk yarıda başarılı olamadılar ama geçerli sebepleri vardı. Hangi takım sezona Şampiyonlar Ligi ile başlamış ardından Avrupa Ligi'ne geçmiş sonra yine Şampiyonlar Ligi'ne gitmiş ve oradan Avrupa Ligi'ne düşmüştür ki. Yazarken ben bile yoruldum, futbolcular nasıl yorulmasın. Ama şu bir gerçek Trabzonspor bu yıl geçen sezonki performansını gösteremez. İlk 4 play-off grubuna kalabilirlerse onlar için hakiki bir başarı olur. Ayrıca ilk kez katıldıkları Şampiyonlar Ligi'nde aldıkları 1 galibiyet, 4 beraberlikle oldukça başarılı olduklarını düşünüyorum.

Kayserispor: Onlar Orduspor-Manisaspor-İBB serisinin yaşadıklarını tersten yaşadılar. Yani lige kötü başlayıp son haftalara doğru toparlandılar. Kayserispor bu sezon da 4-8 takımı olacak gibi gözüküyor. Transfer çalışmalarına şimdiden başladılar. Kamil Ahmet Çörekçi, Diego Biseswar ayyuka çıkan ilk isimler. Kayserispor büyük düşüşler yaşamazsa Avrupa Ligi play-off'una tutunacaktır.

Mersin İdman Yurdu: Sezonun büyük sürprizlerinden biri. Zaman zaman sallansalar da hiçbir zaman derin bir mağlubiyet serisinin içine düşmediler, istikrarlı ilerlediler ve bu istikrarın sonucunda "toparlama" bir takım olmalarına rağmen 27 puan toplayıp 6. sıraya yükselmeyi başardılar. Takımı alternatifleyecek birkaç transfer yapar ve saha dışı problemler yaşamazlarsa Avrupa Ligi play-off'u çok yakın gözüküyor.

Gençlerbirliği: Sezonun en büyük sürprizi galiba onlar. Sezon başında kadrolarına bakıp küme düşme adayı olarak Gençler'i gösterirken kendimden çok emindim ama Fuat Çapa öyle birbirine kenetli bir "takım" yarattı ki ilk 45 dakikada 3-0 mağlup başladığı(Samsunspor) lige 4-0'lık İBB galibiyetiyle mola verdiler. Savunmaya, orta sahaya ve forvete takım yapısına uygun birer takviye gelirse play-off yapmaları çok yüksek ihtimal. Ama şunu da söylemeliyim. İkinci devre maçlar çok daha zorlu olacak.

Eskişehirspor: Sürpriz serisinin üçüncü halkası Eskişehirspor oldu. Sezona kötü başlamış hatta bir dönem Skibbe'yi göndermeyi ciddi ciddi düşünmüşlerdi. Bu zor günlerinden ardından öyle bir seri tutturdular ki sonuçta Skibbe, 250 bin Avro tazminatı ödenerek Hertha Berlin'e transfer oldu. Eskişehirspor'un yükselişi ikinci yarıda da sürebilir ama birkaç şartla: Skibbe'nin yerine kaliteli bir teknik direktör getirilecek, Alper-Dede ikilisi takımda tutulacak ve kulüpteki ekonomik zorluklar futbolcu maaşlarını ödeyebilecek şekilde aşılacak. Bu üç şart gerçekleşirse Eskişehirspor Şampiyonluk play-off'larına bile kalabilir.

Beşiktaş: Onlar da Trabzonspor gibi zorlu bir fikstürden çıktı. Fikstür zorluğunun yanında Trabzonspor gibi kimi geçerli bahaneleri de vardı. Sezona Tayfur Havutçu başlayacak derken bir anda Carvalhal piyangodan çıktı. Bunca sıra dışı soruna rağmen Beşiktaş iyi bir ilk yarı geçirdi. Avrupa'da bir üst tura çıkarken ligde şampiyonluk yarışına tutundular. Sezon sonunda Şampiyonluk play-off'u çok da zor gelmeyeceğe benzer.

Fenerbahçe: Ligin saha dışı problemlerle en çok uğraşan takımıydılar. Hatta neredeyse saha içinden çok saha dışında yer aldılar. Bunca yaşanana rağmen ilk yarıyı 2. sırada bitirmeleri önemli bir başarı. Oynadıkları sıkıcı futbol biraz daha düze çıkar ve forvet hattına bitiriciliği kuvvetli bir santrfor getirilirse şampiyonluk yarışından hiçbir zaman kopmayacakları hemen hemen kesin. Ama saha dışı sorunlar Fenerbahçe'nin başına yeni çoraplar örer mi, bunu ancak zaman gösterecek.

Galatasaray: Lige iyi başlamamışlardı ama haftalar ilerledikçe futbolları gelişti ve Fenerbahçe derbisiyle tam anlamıyla zirve yaptılar. Fenerbahçe karşısında gelen galibiyetin verdiği güvenle sonraki haftaları fazla efor sarf etmeden atlatmayı başardılar. Takıma yaratıcı güç katacak sağ-sol açık ve 10 numara bölgesine 2 transfer yapabilirlerse lig yarışında büyük avantaj yakalayacaklar. Hem iyi bir takım yaratmaları hem de rakiplerinin uğraştığı saha dışı dertlerden çok uzakta olmaları onları şampiyonluğun en büyük adayı haline getiriyor.

5 yorum:

sedila dedi ki...

Hocam, Trabzon 1 galibiyet 4 beraberlik aldı ŞL'de..

selaminko dedi ki...

bende şu yeni takım olayını hiç anlamam. sezon basında kurulan kadroya hazırlık döneminde 10-12 mac ustuste oynatırsan birbirlerini tanırlar. tanımıyorlarsa sorun vardır cunku saha icindeki futbolu takip etmiyordur. hakkaten halı sahada 10 mac ust uste aynı takımla sahaya cıksan ve rakibin de surekli aynı olsa hem kendi takımını hem rakip takımı ezberlemezmisin?

Celal Abbas dedi ki...

samsunsporun 4 büyükler performansı 3 beraberlik sadece galatasaray yenildiler. gsyide zorlamışlardı yine. defansif yapısı hakkında biraz bilgi veriyor. kazanmak zorunda oldukları maçlardaki hucumlarınında çok kalitesiz olduğunu gösteriyor gibi.

gkslsrt dedi ki...

Düzelttim sedila, çok teşekkürler.

Öyle diyorlar, öyle kalmış Murat :) Ama bazı takımlar var ki yıllardır bir arada oynayan futbolculara sahip olsalar da kariyerlerinde birlikte ilk maça çıkıyormuş görüntüsündeler. Bu arada maçlarda yoksun ne zamandır? :)

İstatistikler öyle söylüyor Celal. Aslında Ekigho, Bance, Zenke Süper Lig için üst seviye futbolcular ama onları bir türlü besleyemediler. Orta sahaya ciddi takviyeler yapılması gerek. İlk yarıda ön liberolardan kurulu bir orta sahaları vardı. Ama dediğin gibi savunmada başarılı olduklarını söylemek gerek.

tayfun dedi ki...

17 haftanın kısa özeti çok zevksiz maçlar izlediğimiz,her hafta 4-5 maç izlemek için ekran karşısına geçip 90 dakika izlemeye dayanabildiğim maç sayısı 1
Üst sıralardaki 1-2 takım hariç diğerlerinin alttakilerden bariz bir üstünlüğü yok oyun olarak.