BIY AD

5 Ocak 2012 Perşembe

Ankara"gücü"


Ankaragücü de olmasa sürprizi az bir haftayı geride bırakacaktık. Bunu tahminlerin 8'de 6 tutmasından da anlayabiliyoruz. Yine de beklediğimden zevkli ve gollü bir haftaydı. Fazla gol olmayan maçlarda dahi kaçan bir sürü pozisyon vardı.

Sivas'ın Karabük karşısındaki net galibiyeti beni şaşırtmadı. Özellikle hücum hattında ligin üst düzey takımlarından biri konumundalar. Sağda Cerny, solda Grosicki, ortada Erman ve en önde Eneramo Sivasspor'un durumu düşünüldüğünde rakipleriyle arasında büyük fark yaratıyor. Bu takıma Rajnoch'un da ekleneceğini düşünürseniz saha dışı bir olay yaşamamaları halinde play-off sürpriz olmaz. Karabükspor'a transfer şart. Hem de öyle böyle değil direkt katkı verebilecek kaliteli futbolculara ihtiyaçları var. Takımın bu moralsizliği birkaç hafta daha sürerse durumları içinden çıkılmayacak noktalara gidebilir.

Trabzonspor hala iyi değil ama fikstür yorgunluğunu üstlerinden attıkları ve lige biraz daha ağırlık verecekleri çok belli. Manisaspor'a karşı 20. dakikadan itibaren üstünlüğü ele aldılar ve Burak Yılmaz faktörüyle maçı kazandılar. Ama Promise'nin attığı golden ziyade kaçırdığı goller Trabzonspor için tehlike sinyali. Açık alanda çok ağır kalıyorlar. Çevik bir stoper şart. Hele Zokora'nın uzun müddet olmayacağı düşünülürse. Manisaspor savunmada iyi ama Hüseyin bu maçta aldığı övgülerin altında bir maç oynadı. Böyle devam edeceğini sanmam. Ama Manisaspor'un karşısında onlar gibi kapanan bir takım olursa sonuç ne olur, merak etmiyor değilim. Manisaspor bu sezonu zorluk yaşamadan kapatır.

Az gollü ama bol pozisyonlu maçlardan biri Kayseri'deydi. Bursaspor başından sonuna dek oyuna hakimiyet kurdu ve maçı kazandı. Belki bu galibiyet, kötü gidişi frenleyecek moral motivasyonu sağlayabilir. Kayserispor için ne diyeceğimi bilemiyorum. Kazandıkları maçlarda bile iyi oynadıklarını söyleyemem. Bir eksiklik var ama o ne, bunu takıma çok yakın olmadan bilmek zor. Bursaspor'da Batalla ve Carson'u çok iyi buldum. Özellikle Carson Bursaspor için gittikçe daha büyük bir kazanca dönüşüyor.

Galatasaray-İBB maçının dönüm noktası elbette Webo'nun atılışıydı. Webo oyundayken Visca, Holmen, Doka, Webo dörtlüsüyle hücumda gayet iyi işler yapan Belediye, Webo'nun atılmasıyla başsız horoza döndü. Buna çare bulunamayınca Galatasaray'ın galibiyeti hiç sürpriz değildi. Oyunun yıldızı elbette Emre Çolak. Maçı döndüren gollere o imza koydu. Ve şimdi hayati bir dönemeçte. Dönemeçte çünkü şu an medya ve taraftar tamamen ona odaklanmış durumda. Büyük beklentiler doğal olarak oluşacak. 2. bir Aydın Yılmaz vakası olmaması için istikrarlı performansına devam etmek zorunda. Taraftar şimdi büyük sevgi gösteriyor ve ileride de gösterecek ama kötü günlerde bileti ilk kesilecek kişinin kulübün kendi evlatları olduğunu tarih bize defalarca göstermekle meşgul.

Haftanın sürprizini Ankaragücü yaptı. Bu sezon ilk kez sahaya çıkan Mehmet Çoğum, Abdullah Keseroğlu ve bundan önceki maçların sadece son dakikalarında forma bulan Bilal Gülden, Ümit Kurt, Muhammed Türkmen gibi oyuncularla büyük moral sağlayacak bir galibiyete imza attılar. Twitter'da bana en çok bu galibiyet tesadüf mü diye soruluyor. Tesadüf değil demek çok zor ama şunu söyleyebilirim ki Ankaragücü'nün gençleri bundan sonraki her maçta en az MİY karşılaşmasındaki kadar efor sarf edecek. Onları izlemek keyif verecek. Umarım "iddaa" artık 2. ayıba imza atmaz ve Ankaragücü'nü hak ettiği yere alır(yazıyı yazdığım sırada gelen habere göre yeni programa Ankaragücü maçı da dahil edilmiş). MİY belli ki bu maçı küçümsemiş. Nihayetinde çok ağır bir tokat yediler. MİY'in gerçek yüzünü ancak hafta sonu görebileceğiz.

Haftanın en keyifsiz maçı Ankara'da Gençlerbirliği ile Samsunspor arasında oynandı. Bir maçın özetinde olmayacak anlar veriliyorsa, 3 dakika bile zar zor doldurulabiliyorsa anlayın ki o maç çok keyifsiz geçmiştir.

Maçın ilk yarısında çok kötü bir Fenerbahçe ve Stancu'nun muhteşem golü vardı. Vuruş çok iyiydi ama Volkan'ın hatasından bahsetmemek olmaz. İkinci devrenin başında Fenerbahçe hem oyunda hem de skorda dengeyi kurdu. Son 20 dakikadaysa Orduspor Fenerbahçe'nin sağ kanadından çok iyi fırsatlar yakaladı. Önde iyi bir forvetleri olsa gol bulmaları işten bile değildi. Fenerbahçe Alex'siz ve formda bir santrforu olmadan deplasmanda çok zor kazanacak bir görüntü sergiliyor. Orduspor için konuşmak henüz erken. Ama bir Anadolu takımının kulübesinde Hector Cuper gibi bir ismi görmek, insanı sevindiyor. Şekilci miyim, evet :)

MP Antalyaspor ekonomik istikrar programı uyguluyor ama bir santrfor transferi için bu programı biraz aşabilirler düşüncesindeyim. Bu eksiklik adeta bağıra bağıra kendini hissettiriyor. Umarım hücumda alternatif yaratacak bir forvet transferi yaparlar. Gaziantepspor'u biraz toparlanmış gördüm ama çok değil biraz. Özellikle Cenk Tosun ilk devredeki kötü oyununu kırmış göründü. Hırsı, isteği ve golü 2010-2011'in ikinci devresindeki Cenk Tosun'a benziyordu. Klasik olacak ama "iyi bir Cenk Tosun, Gaziantep'in en iyi transferi olur."

Eskişehirspor dün gece beklediğim bir görüntüdeydi. Teknik direktör değişikliğine gitmiş, Dede-Diego-Alper Potuk gibi en önemli 3 oyuncusundan yoksun sahaya çıkmış bir takımın formda bir Beşiktaş'a rakip olabileceğini düşünmek oldukça hayalperestti. Zaten Ersun Yanal dün akşam, Skibbe'nin taktiğini bire bir kullanarak takımını sahaya sürmüştü. Ersun Yanal'ın gerçek Eskişehirspor'u için 3-4 hafta beklemek gerek. Beşiktaş, Galatasaray'la birlikte ligin en formda takımı görüntüsünde. Bir de ilginç nokta var. Beşiktaş çift forvet oynadığı ve Ekrem'i kenarda kullandığı son 2 haftada Ekrem'le birçok gol pozisyonu yakaladı ama bunlar değerlendirilemedi. Zaten Ekrem'in bunları değerlendirip değerlendirememesi önemli değil. Önemli olan bu pozisyonların nasıl oluştuğu ve Ekrem'in önüne nasıl geldiği? Bence incelenesi bir konu. Hem Karabükspor ve Eskişehirspor hem de Beşiktaş için.

Haftanın Kare Ası:


Kupa As: Bora Körk(Ankaragücü)
Karo As: Emre Çolak(Galatasaray)
Maça As: Burak Yılmaz(Trabzonspor)
Sinek As: Ergin Keleş(Ankaragücü)

0 yorum: