Hikmet Karaman şanssız bir maçla Gaziantepspor macerasına başladı. 4 cezalı futbolcunun yanında bir o kadar da sakat vardı. Defans oldukça zor kurulmuştu. Stoperde "has" stoper bir oyuncu olmadığı için bu görev ön libero Gilles Binya'ya düştü. Binya ekstra işler yapmadı ama yeni mevkisinde sırıtmadı da. Karaman elde kalan tüm defans oyuncularını ve defansif orta sahaları zorunluluktan sahaya sürmüştü neredeyse.
Sivasspor alışageldiğimiz 11'iyle sahadaydı. Ziya ve Hayrettin'in sakatlığı nedeniyle zorunlu Kağan Konuk tercihini saymazsak 11'i görmeden bile kafadan sayabilirdik. Gaziantepspor 4-3-3 dizilişiyle sahaya çıkarken Sivasspor 4-2-3-1'le sahadaydı.
Maça Gaziantepspor iyi başladı ama Sivasspor 10. dakikadan sonra dengeyi kurdu. Özellikle Grosicki kanadında çok etkiliydi. Sivasspor'da Grosicki, Erman Kılıç ve Cerny iyi ofansif orta saha oyuncuları ama onları oynatan isim kesinlikle Eneramo. Eneramo tutması zor bir santrfor. Bir kere inanılmaz kalıplı. Bunun yanında mücadeleci ve fiziğine göre hızlı. Bitiriciliği de hiç fena değil. Rakip takımların savunmaları onu 1-2 kişiyle kontrol etmeye çalışırken Eneramo, hem arkasındaki arkadaşlarına koşu alanları açıyor hem de onlara duvar olarak pozisyonlar hazırlanmasını sağlıyor. Kısacası Eneramo, bu ligin panzehir santrforlarından biri.
Gaziantepspor'un 4-3-3 oynamaya çok müsait bir kadrosu var. Sağ forvet ve sol forvet olarak oynatabilecek Sosa, Popov, Turgut Doğan, Alper Akçam gibi oyuncular kaliteli isimler. En uçta Cenk ilk yarıya göre biraz daha toparlandı ama hala geçen seneki Cenk değil. Cenk'i yedekleyebilecek Muhammet, Sivasspor'a çok şanslı bir gol atmış olsa da ondan şu yaşta büyük şeyler beklemek en çok yine ona zarar verir.
Sivasspor'da maçın günah keçisi Kağan ve kaleci Atilla seçilecektir muhtemelen. Kağan sol bekteki 3. rotasyon oyuncusu. Yani ne Kağan'a ne de Rıza Hoca'ya kabahat bulmak yersiz. Bir takımda iki sol bekin arka arkaya ciddi sakatlıklar yaşaması sık karşılaşılan bir durum değil sonuçta. Gelelim Atilla'nın yediği 2. gole. Elbette yenecek bir gol değildi ama Atilla'dan önce zemini de hesaba katmak gerek. Saha çamur deryasından hallice bir durumdaydı. Hele kalecilerin olduğu yer iyice kaygan. Ama bu durum Sivas'taki kaleci ihtiyacını görmezden gelmeye yetmez. Borjan'ın durumu belli değilken Atilla'nın da başına bir şey gelirse Sivas 3. kaleciye kalacak. Daha kötüsü onun yedeği de olmayacak.
Ben maçı 2 bölüme ayırıyorum. Cerny'nin 50'lerde Grosicki'nin ortasında kaçırdığı net pozisyon bir bölüm ondan sonraki dakikalarsa ikinci bölüm. Sivasspor Cerny'nin kaçan golüne kadar daha etkili olan en azından dengeyi kaybetmemiş taraftı ama önce Cerny'nin kaçırdığı gol ardından Kıvanç'ın kırmızı kartı ipleri tamamen Gaziantepspor'un eline verdi. Bu dakikadan sonra Gaziantepspor oyunun tek hakimiydi. Kaçan fırsatlar değerlendirilse 3-1, 4-1 gibi bir skor rahatlıkla oluşabilirdi.
Bence bu maç iki tarafa da çeşitli mesajlar verdi. Gaziantepspor'a ofansif oynamanın gerekliliğini bir kez daha anlattı mesela. Sivasspor'a ise hem gol kaçırmanın iyi bir şey olmadığını hem de futbolda her şeyin başa gelebileceğini kadronun buna göre kurulması gerektiğini örnekleyerek gösterdi.
Gaziantepspor artık yükselişe geçer. Küme düşme hattına ineceklerini sanmıyorum. İlk 8 şu saatten sonra zor ama ilk 10 pekala olabilir. Ya da o civarda, misal 11 veya 12. sırada sezonu tamamlarlar. Sivasspor mağlubiyete rağmen iyi yolda. Bugünkü yenilginin nedeni şanssızlıktı. Bu da demek oluyor ki böyle mağlubiyetler her zaman yaşanmayacak. Ama ilk 4'e kalmak istiyorlarsa şanssızlıkları da bir şekilde geçmek mecburiyetindeler. Son olarak şunu söylemeliyim: Tribünleri yapmadan önce zeminlere baksak ve hepsine drenaj sistemini ve alttan ısıtmayı şart koşsak hiç fena olmayacak!
0 yorum:
Yorum Gönder