BIY AD

30 Ocak 2012 Pazartesi

Hayal Kırıklıkları


Şu an ligin iki büyük hayal kırıklığı var. Bunlardan biri Eskişehirspor diğeri Samsunspor. İkisi de hatrı sayılır miktarda para harcanan takımlar. Eskişehirspor sezona Skibbe ile kötü başlamış fakat ardından toparlamış ve ilk 4 adayları arasına girmişti. Fakat Yanallı Eskişehirspor ilk 8'i bile tehlikeye atmış gözüküyor. Samsunspor'un durumuysa daha kötü. Bir türlü umulan performansı yakalayamadılar. Son 2 haftada toparlanıyorlar mı dedik ama yine olmadı.

Eskişehirspor'dan başlayalım. Şimdi filmi biraz geri sarmak istiyorum. Skibbeli Eskişehirspor ligin ilk haftasında üstün bir oyunla Beşiktaş'ı yenmiş, ertesi hafta Sivasspor'u 4 farkla geçmiş fakat bu iki haftayı takip eden 6 maç haftasında sadece 2 puan toplayabilmişti. 7. haftada 0-2 mağlup bitirilen Manisaspor maçı sonrasında taraftar büyük bir tepki göstermiş, Skibbe az kalsın yolun sonuna gelmişti. Zaten Eskişehirspor'un kendine gelişi ve seri yakalaması ancak 8. haftadan itibaren başlayabilmişti.

Ersun Yanallı Eskişehirspor da 6 haftada 2 puan toplayabildi. Yani Skibbe'nin rekoru egale edilmiş oldu fakat Orduspor maçından sonra gördük ki 7. haftadaki Manisaspor yenilgisinden sonra ortaya çıkan taraftar infialinin bir benzeri(tek fark havanın kapalı ve soğuk olmasıydı) 0-1'lik Orduspor yenilgisinden sonra çıktı. Yani durum böyleyken benzer şeyler aynı futbol sezonunun içinde yaşanmışken taraftarın bu infialini anlayamıyorum. Tepkinin sebebi yönetimse bunu bilemem ama futbol takımı ve kaybedilen puanlarsa anlayamadığımı söyleyebilirim.

Eskişehirspor'un görünen en büyük eksiği santrfor. Şu an Mehmet Yıldız'ı arıyorlar desem yeri var. Transferin bitmesine 2 gün kala bir santrfor transfer etmelerini bekliyorum hani. Peki Eskişehirspor ilk yarıdaki yükselişe benzer bir yükseliş yaşayabilir mi? Elbette yaşayabilir. Ama liglerin 2. yarısı ilk yarısından her daim daha zor olmuştur, bu gerçek asla göz ardı edilmemeli.

Sıra Samsunspor'da. Samsunspor şu an Ankaragücü'nden sonra ligin en büyük küme düşme adayı. Bence bunun birkaç sebebi var. İlki yönetim kaynaklı. Petkovic'i getirip ardından Adnan Sezgin'i getirmek bir hataydı. İkisinden biri seçilmeliydi. Ve şunu söylemek zorundayım, Petkovic asla lige yeni yükselen bir takımın başına getirilecek teknik direktör değildi. Türkiye ligi zor bir lig ve Petkovic sadece İsviçre'de çalışmış bir teknik adam. Young Boys Bern'de başarılı olmuş olabilir ama o takımda Seydou Doumbia gibi bugün dünya futbolunun yıldızlarından bir oyuncu olduğu unutulmamalı. Bir de şu var. Türkiye "Total Futbol" kapanı bir futbol ülkesi. Rijkaard, Schuster gibi deneylerin tutmayışından sonra favori taktiği 3-4-3 olan bir teknik direktör getirmek ciddi cesaret işi. Hele o takım Süper Lig'e yeni yükselmişse.

Tüm suçu Petkovic'e yıkmak da yersiz. Samsunspor sezon başı öyle bir kadro kurdu ki takımı orta sahadan hücuma çıkartabilecek tek bir oyuncu vardı, o da Cabezas. Cabezas bekleneni veremeyince Bance, Ekigho ve Zenke gibi hatrı sayılır kıymeti olan forvetler ileri uçta dolandı durdu. Çoğu zaman da günah keçisi onlar oldu. Samsunspor'un sezon başındaki kadrosu stoper ve merkez orta saha yığılmasına uğramış bir takımdı. Topu ileri taşıyacak futbolcu yoktu.

Şimdi bahsettiğim alana 2 oyuncu alındı Uğur Boral ve Serdar Özkan. Bu oyuncular mutlaka iyi kullanılması gereken isimler. Eğer onlar formda olursa Zenke, Bance, Ekigho ve Gekas gibi gerçekten "aşmış" santrfor hattı muhakkak gol bulur. Mesut Bakkal kümede kalma hattındaki bir takım için doğru teknik direktör tercihi. Bakkal bu durumları daha önce de yaşamış ve Denizlispor'da başarıya ulaşmış bir teknik adam. İşi çok zor ama önümüzde 11 maçlık uzun bir seri var. Yani 33 puan boşta. Kümede kalma barajının minimum 35 olacağını düşünürsek 18 puan almaları şart. Bunun için de 11'de 6 maçı mutlak kazanmalılar. Hele iç saha maçları mutlak kazanılması gereken karşılaşmalar. Hafta içi oynanacak Fenerbahçe maçı bu açıdan hayati bir önem taşıyacak.

İşte hayal kırıklıkları cephesinde durum böyle. İşler bir şekilde er geç rayına oturacak ama bu rayına oturma sürecinde neler yaşanacak bu çok daha önemli. Yazıyı okurken benim dışarıdan bir göz olduğumu ve sadece tv'den görebildiğim kadarını yorumladığımı unutmayın lütfen. 

0 yorum: