Haftanın ilk maçında Mersin İdman Yurdu hayli eksik kadrosuna rağmen az kalsın Bursaspor'dan puan kopartıyordu. MİY Bursa'ya 16 oyunculuk bir kadroyla gelmişti. Orta sahasında Hasan Üçüncü ve İbrahim Ferdi Coşkun gibi Süper Lig'e uzak futbolcular vardı ama 90'a kadar oyunu soğutmayı, puanı cepte tutmayı başardılar. 90'daysa son haftaların formda oyuncusu Batalla fişi çekti. Bursaspor'un sonuca daha rahat ulaşacağını sanıyordum çünkü geçen hafta Kayseri önünde beni hayli etkilemişlerdi ama o görünen o ki değişen pek bir şey olmamış. Yine de 2 hafta üst üste kazanmak beklenenin altında seyreden Bursaspor için çok iyi bir başlangıç. MİY kalecisi Sehiç'se tartışmasız şekilde ligin en iyi kalecilerinden.
İBB'de düşüş sürüyor. Kadro kalitesiyle lige tutunacaklardır ama gidişat hiç iyi değil. Abdullah Avcı'nın ardından böylesi bir düşüş hiç beklemiyordum çünkü aynı sistem, aynı hocanın yardımcısıyla bire bir devam edecekti. Şu durumdan çıkarttığım bir şey var, o da Abdullah Avcı'nın motivatörlük yeteneği. Demek ki onları bu kadar üst seviyede tutan bu özellikmiş. Burak Yılmaz için diyecek söz yok. Açık ara farkla şu an Türkiye'nin en iyi forveti ve hatta en iyi oyuncusu.
Samsunspor-Galatasaray maçına farklı noktalardan bakmak gerek. Önce Samsunspor cephesi. İlk yarıda sahaya kendini veremeyen rakiplerine karşı iyi mücadele ettiler ve durum 2-0 oldu. Onlar da aman aman bir performans göstermemişti ama ileri uçta hareketli Zenke ile Ekigho özellikle Sabri'nin henüz hazır olmayışından faydalandı ve goller geldi. Samsunsporlu futbolcuların devre arası ne düşündüğünü iyi biliyorum. Ankaragücü'ne karşı kendi sahasında maçın 2-0'dan 2-2'ye dönmesine izin vermişler, Gençlerbirliği önündeyse yine iç sahada 3-0 öne geçip oyunu zar zor 3-2'de tutabilmişlerdi. Yani doğal olarak gergindiler. Galatasaray'ın golü de erken gelince telaş iyice çoğaldı ve 2-4'lük sonuç geldi.
Samsunspor merkez orta saha cenneti bir takım. Orta sahada benzer özelliklere sahip çok sayıda futbolcu var ama topu ileri taşıyacak kimse yok. Forvetler topu alıp kendileri bir şeyler yaparsa ancak o zaman sonuç değişiyor. Yeni transferler Serdar Özkan ve Uğur Boral bu açıdan faydalı olabilir. Tabii Petkovic'in de kendini değiştirmesi, özellikle oyuna müdahalelerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Samsunspor en acil tarafından seri yakalamak mecburiyetinde.
Galatasaray ilk yarı sahada yoktu. İkinci devre Fatih Terim'in riskleri ve Samsunspor'un tedirginliğiyle oyun hiç beklenmedik bir kolaylıkla döndü. Fatih Terim yaptığı değişikliklerle kumar oynamıştı ama sonuç erken gelince Engin Baytar'ı kenara alıp Melo'yu stoperlikten kurtardı. Sonra da goller kendiliğinden geldi. Galatasaray şu an ligin en formda takımı. Şampiyonluğun 1 numaralı favorisi konumundalar. Bakalım ilerleyen zaman neler gösterecek!
Karabük fena transferler yapmadı ve yapmaya devam ediyor. Maç sonu Bülent Korkmaz'ın açıklamalarını dinledim, özetle "serbest bıraktığımız oyuncular ancak Bank Asya'ya gidebildi" diyordu. Yani takımın kalitesizliğinden dem vuruyordu. Bunu sezon başı incelemelerinde yazmıştım. Yiğidi öldürelim ama hakkını verelim, Bülent Korkmaz'ın işaret ettiği nokta çok çok doğru, yaptığı transfer hamleleri de. Fakat Orkun ısrarını anlamıyorum. En sonunda bu ısrar Orkun'u taraftarla karşı karşıya getirdi. Maçı kazanan taraf Karabük olmasa tartışma daha da büyüyecekti. Neyse, bu ısrarı anlamadığımı belirterek konuyu kapatalım. Karabük'ün yeni transferleri Mabiala, Kağan, Güven ve Mustafa Sarp takıma katkı verecek gibi. Bahsedildiği gibi kariyerli, sağlam bir forvet alınırsa(Tchite ismi geçmekte) sol kanatta kendini iyice bulan Shelton'la birlikte iyi işler çıkartabilir. Tıpkı onlara da Samsunspor gibi acilinden bir seri lazım. Gençlerbirliği düşüşte gözüküyor ama bence biraz motivasyon düşüklüğü var. Bir galibiyetle yine toparlanırlar. Bu maçta da bir sürü gol kaçırmışlar.
Orduspor tipik Cuper takımı olmaya doğru gidiyor. Manisa'dan alınacak 1 puan onlar için önemliydi ve bunu başardılar. Yine de transferde biraz daha aktif olmaları gerekiyor. Çünkü altlarındaki takımlar, kadrolarını oldukça kuvvetlendirdi/kuvvetlendiriyor. Özellikle bir forvet transferi bekliyorum. Manisa savunmada hala iyi ama hücumda zorlanıyor. Özellikle kendileri gibi kapanan takımlara karşı. Belki de Kemal Özdeş artık en uca Isaac gibi bir pırpırın yerine Makukula ve Kahe gibi pivot santrfor koymalı. Özellikle iç sahada, kapanan takımlara karşı.
Bu maç MP Antalyaspor için çok önemliydi çünkü kazanamadığı takdirde arka sıralara daha da yaklaşacaklardı. Gerçi tehlike hala bitmiş değil ama "şimdilik" rahatladıklarını söylemek mümkün. Bu maçta hücum sıkıntılarını aşmış, daha çok pozisyon bulmuş gibi gözükseler de bence forvet sıkıntıları sürüyor. Hele kaçırdıkları golleri göz önüne aldığımızda. Kayserispor kazansa da kaybetse de bana bir şey vaat etmiyor. Sene sonu ilk 8'e kalıp play-off'a girseler bile hedefe ulaşacaklarını sanmıyorum. Çünkü Kayseri hedef takımı mı olacak yoksa futbolcu yetiştiren bir kulüp mü olacak hala belirsiz. İşin acı tarafı bu sorunun cevabını kendileri de bilmiyor.
Ersun Yanal'ı vurmak isteyenler şu ara çoktur ama hatırlatmakta fayda var, bu takım şu an için Skibbe'nin takımı. Oyuncuların sahaya dizilişi, mantalite her şey aynı. Arada üslup farkları var o kadar. Sezgin'in sezonu kapatması ardından Koray'ın sakatlanması takımda bir sağ bek eksikliği yarattı. Bence Eskişehirspor bu mevkiye bir alternatif yaratmalı. Play-off''lu lig çok daha uzun bir maraton. Ankaragücü'nden ayrılan Uğur Uçar iyi bir transfer olabilir. Sezon başından beri söylüyorum Sivasspor iyi takım. 10 kişi kalmalarına rağmen oyuna tutundular ve son dakikalarda golü attılar. Bu 2 takım bence sezonu 34 maçta kapatmaz, play-off'a gider.
Ankaragücü'ne puan kaybetmek Beşiktaş adına bugün fark edilmeyecek boyutta bir dezavantaj. Bunu Ankaragücü'nü küçümsemek için söylemiyorum ama şu bir gerçek ki Beşiktaş sezon boyunca bu karşılaşmadan çok daha stresli ve zorlu karşılaşmalara çıkacak. Ankara'da bırakılan 2 puan, ligin ilerleyen haftalarında kesinlikle aranacak. İşin ucunda play-off olması bir mazeret değil çünkü Beşiktaş'ın ilerleyen haftalarda bu tür maçlarda daha çok puan bırakacağını düşünüyorum.
Ankaragücü için söylenecek söz yok. İlk yarının sonlarında ayağında ödem oluşan ve kalkmakta zorlanan İshak Doğan, magnezyum spreyi ağzına boşaltmış ve o halle oynamaya devam etmiş. Bu bile mücadeleyi gösteriyor. Ayrıca övgü dolu sözler söylemek gereksiz. Koşu rakamlarına bakmadım ama Ankaragücü bu haftanın en çok koşan takımı olabilir. Haftaya Sivas deplasmanına gidecekler, işleri kolay gözükmüyor. Sivasspor onlara hak ettiği değeri vererek sahaya çıkacaktır. Ankaragücü kaybetse bile mücadele göstereceği kesin. Ayrıca Hakan Kutlu'yu tebrik etmek gerek, bu genç oyuncuları sağlam bir defans örgüsüyle sahaya sürmek yazıldığı kadar kolay bir şey değil.
Maçın ilk yarısında oyunun hakimi Gaziantepspor'du. Hatta ilk 20 dakikada pozisyon üstüne pozisyon yakaladılar. İlk maçını oynayan Sapara güçlü olduğu sürece çok etkiliydi. Şenol Güneş Sapara'dan neden faydalanmadı, bugün bile anlayamıyorum. İlk yarıdaki Gaziantepspor hakimiyeti Kerim'in çift sarıdan atılmasıyla sona erdi.
Kırmızı kartı gördükten sonra bir de geri çekilirseniz skoru koruyamayacağınız belli bir şeydir. Tabii çok güvendiğiniz bir savunmanız yoksa ya da rakibiniz kuvvetsiz bir takım değilse. Gaziantepspor'un ne savunması güçlü ne de rakibi zayıf. Sakatlıklarla yamalı bohça haline gelen savunma Kerim'in atılmasıyla tamamen şirazesinden çıktı. Abdullah Ercan'ın Ivan hamlesi kesinlikle doğruydu ama çıkan oyuncu Sosa değil Popov olabilirdi. Yeri gelmişken yazayım, Popov ligin yeni "overrated"larından biri.
Fenerbahçe Stoch'un golüne kadar sonuç getirmeyecek bir baskı yaptı ya da şöyle diyeyim, baskı yapıyormuş gibi göründü tıpkı Beşiktaş'ın Ankara'da yaptığı gibi. Daha sonra maçın suskunlarından Alex klasiği olduğu üzere hiçbir şey yapmıyormuş gibi 3 kez sahneye çıktı ve Fenerbahçe'nin 3 golüne bir şekilde imza koydu. Golleri çıkartırsanız Alex'i maçın en kötüsü seçebilirsiniz ama goller işin içine girince bir anda karşılaşmanın yıldızı oluveriyor. Fenerbahçe Gaziantepspor karşısında iyi oynamadı, bu kesin. Ama bir şekilde kazanmasını başardı. İşte Quaresma'sız Beşiktaş'ta eksik olan şey bu. Yine de Fenerbahçe hiç güven vermiyor. Her an puan kaybı yapabilirler.
Haftanın Kare Ası:
Kupa Ası: Burak Yılmaz(Trabzonspor)
Maça Ası: Selçuk İnan(Galatasaray)
Karo Ası: Alex de Souza(Fenerbahçe)
Sinek Ası: Pablo Batalla(Bursaspor)
0 yorum:
Yorum Gönder