BIY AD

5 Şubat 2012 Pazar

Önemli Olan...


Maç öncesinden başlayalım. Fenerbahçe alışageldiğimiz 11'inin üstüne yeni transfer Moussa Sow'u ekleyerek başlamıştı. Diziliş her zamanki gibi 4-2-3-1'di. Takımın kağıt üzerinde Sezer dışında eksiği yoktu ama Emre Belözoğlu ve Gökhan Gönül'ün durumları oldukça şüpheliydi. Çünkü takımla antremanlara çıkmadan bu maça 11 başlıyorlardı. Ve nihayetinde bu iki oyuncu 90 dakikayı tamamlayamadan sahadan ayrıldı.

Beşiktaş büyük eksiklerle Saraçoğlu'na geldi. İdeal 11'den 5 eksik futbolcuyla Carvalhal takımını sahaya sürdü. Carvalhal'in tercih ettiği diziliş 4-1-4-1'di. Orta 4'lüdeki kanatlar hücum sırası Beşiktaş'a geçtiğinde ileri geliyor ve taktik bir anda 4-3-3'e dönüyordu. Carvalhal, İbrahim Toraman'ı savunmanın önüne koyarak bir nevi 5'li savunma hattı kurmuştu. Carvalhal'in "önce gol yememek" dediği 11'inden bile belli oluyordu.

Fenerbahçe ev sahibi olmanın verdiği içgüdüyle maça baskılı başladı. Ve bu baskının nihayetinde gelen korner ile Yobo'nun golü geldi. Gol Fenerbahçe adına tam zamanında gelmişti çünkü Beşiktaş ve özellikle Holosko, Fenerbahçe'nin gol için yüklendiği dakikalarda ciddi fırsatlar yakaladı. Holosko biraz daha becerikli olsa belki de maç çok farklı bir noktaya gidecekti.

İlk yarı bu golle sonuçlandı. Oyun anlamında bahsedilecek pek bir şey yoktu. Fenerbahçe iyi paslaşıyor, oyunu soğutuyor ama pozisyona giremiyordu. Beşiktaş'sa yeni bir 11'le sahaya çıkmanın adeta bütün dezavantajlarını yaşamakla meşguldü.

Maçın ikinci yarısına Fenerbahçe klasikleşmiş "rölanti" zırhını giyerek çıktı. Son dakikadaki gol dışında sadece savunma yaptılar. Elbette bunda Emre-Selçuk, Gökhan-Orhan değişikliklerinin etkisi büyük. Fenerbahçe sahasına gömüldükçe Beşiktaş yüklendi ama bitirici pasları atacak bir oyuncu bulunmadığı için çoğunlukla kuru gürültü kıvamında hücumlar seyrettik.

Beşiktaş'ın en net pozisyonlarını Ernst yakaladı. Kornerden seken toptaki vuruş ve topun direğe çarpması şanssızlıktı. Bu pozisyon için Ernst'e bir şey söylenemez ama Pektemek'in asistinde yakalanan karşı karşıya pozisyonda top filelere gönderilmek mecburiyetindeydi. Bir derbide yakalanan gol pozisyonlarını kaçırmanın affı yok. Hele -en az- 5 eksikle derbiye çıkıyorsan bulduğun "pozisyoncuk" dahi golle sonuçlanmak zorunda. Yoksa mucizeleri beklementen başka şansın yok.

Moussa Sow maç boyunca etkisizdi ama son dakikada şans ayağına geldi ve Fenerbahçe kariyerine güzel bir başlangıç yaptı. Bir santrforun Fenerbahçe macerasına iyi başlaması çok önemli. İlk haftalarda goller atıp sonra gol orucuna girersen pek tepki çekmezsin ama  ilk haftalarda gol atamazsan takımdaki ömrün yavaş yavaş kısalır. Bu açıdan Sow'un çok şanslı olduğunu söylemek gerek.

Ama şu eleştiriyi yapmak zorundayım. Bence Sow maça 11 başlamamalıydı. Sadece 2 antremanla sahaya çıkması eldeki diğer santrforlara "bak ağabeyiniz geldi, bundan sonra ağzınızla kuş tutmanız gerek" mesajını veriyordu. Ayrıca Sow ile Necati'nin durumunu bir tutmamak gerek. Necati, Baros'tan doğan boşluğu doldurmak için 11'e girdi. Ama Sow alternatiflerin önüne geçerek 11'e yerleşti. Tabii 10 milyon Avro bonservis karşılığında transfer edilmiş bir futbolcuyu yedek kulübesinde bırakmak hiç kolay değil.

Beşiktaş'ın maç öncesi amacı savunmada sağlam durup kontralarla pozisyon yakalamaktı. Ancak bu düşünceyi sadece ilk 10 dakikada sahaya yansıtabildiler. Bir kere Yobo'nun golü, "savunma yapacağım" diyen bir takım için büyük yüz karası. Bu kadar erken mağlup duruma düşünce de eldeki planları değiştirmekten başka çare yok. Ama işin kötü tarafı ne bu planlara iyi çalışılmış ne de eldeki hücumcular bunları yapabilecek kapasitede.

Beşiktaş'ın bu saatten sonra lige tutunması hiç kolay değil. Bunu sadece Fenerbahçe maçındaki kayıp için söylemiyorum. Ankaragücü ve Mersin İdman Yurdu'na kaybedilen puanlar bence bu maçtaki kayıptan çok daha önemli. Beşiktaş için birinci hedef Avrupa olmalı. En azından Braga'yı elemek mecburiyetindeler. Fakat mevcut durum gelecek adına ışık vermiyor.

Sonuç olarak beklediğimden zevksiz bir karşılaşmaydı. Fenerbahçe'de Yobo ve Stoch; Beşiktaş'ta Tanju(özellikle ikinci yarıdaki performansı) ve Ernst sahanın iyileriydi. Maç boyunca hakemlik pek bir şey yaşanmadı. Bu sebepten Özgür Yankaya sonuca direkt etki etmedi. Fakat kartlarda yanlışları olduğunu söyleyebiliriz.

1 yorum:

Serdar SEZEN dedi ki...

Bazı ufak şeyler oldu onlar kendini bilmez kişiler fakat geneline baktıgımızda çok zevk vermese bile güzel bir maçtı ben her iki tarafıda kutluyorum.