Ersun Yanal Eskişehirspor macerasında şu ana kadar bekleneni veremedi ama bence en büyük hatası oynattığı tarz, oyuncu seçimleri, vs. değil Dede'yi farklı farklı yerlerde oynatarak takımın yapısını değiştirmeye çalışmasıydı. Evet Dede çok kaliteli ve ofansı sağlam bir futbolcu ama onu sol açıkta, ön liberoda ya da liberoda kullanmak; özetle ondan hücumda daha fazla faydalanmaya çalışmak doğru zamanda ve pek de deneme/çalışma fırsatı bulunmadan yapıldığı için yarardan çok zarar getirdi ve mevcut yapı bozulduğu için arzulanan puanlar bir türlü gelmedi.
Yanal'ın Eskişehirspor'u Ivesa - Veysel, Ediz, Diego, Dede - Bülent, Hürriyet, Alper - Kamara, Serdar, Erkan 11'iyle sahaya çıktı. Aslına bakarsanız ilk yayınlanan esame listesinde Erkan yoktu ama Tello'nun ısınma sırasında sakatlanmasıyla hem Es Es'e hem de Erkan'a gün doğdu. Es Es'e gün doğdu çünkü Tello'nun takıma önemli bir yarar sağladığını düşünmüyorum. Hala Beşiktaş günlerinin uzağında. Dikey oynamaktan ziyade yana arşınlıyor. Erkan'sa zaman zaman top kayıplarına yol açsa da delici bir futbolcu. Bülent'e attırdığı golle faydasını gösterdi zaten. İşin ilginç yanı Erkan'ın sakatlanmasıyla oyuna giren Volkan Yaman da Kamara'nın golüne asist yaptı. Kader mi dediniz?
Fenerbahçe Volkan - Gökhan, Bekir, Yobo, Ziegler - Baroni, Emre - M. Topuz, Alex, Stoch - Sow 11'iyle sahadaydı. Aykut Kocaman takımda önemli bir değişikliğe gitmemişti. Dolayısıyla 11 üzerinden konuşulacak fazla bir şey yoktu.
Maç, klasik Fenerbahçe deplasmanı şeklinde başladı ve belirli bölümler dışında 90 dakikanın tamamında böyle devam etti. Peki nedir bu klasik Fenerbahçe deplasmanı? Maça kötü başlayıp akabinde gol yiyorsanız ve ikinci yarının başı haricinde toparlanma devresi yaşayamıyorsanız bu tam bir Fenerbahçe deplasmanıdır. Lig Tv yorumcusu ve teknik direktör Önder Özen maç öncesi yorumlarında çok önemli bir konuya değindi. Özetle Fenerbahçe'nin iç sahada da kötü oynadığını ama bunu ev sahibi avantajıyla bertaraf ettiğini fakat deplasmanlarda tüm defoların ortaya döküldüğünü söyledi ki bence çok doğru. En son örnek Sivasspor maçı. Maç 1-2 iken Pedriel kale ağzından golü kaçırmasa skor 1-3'e gelecek ve belki de maç kopacak ama o gol kaçıp akabinde Fenerbahçe'nin golü gelince sorunlar bir kez daha buzdolabına doğru yola çıktı. Büyük oranda moral-motivasyon etkisiyle karşılaşma bir anda 4-2'ye geldi. Sivasspor maçı tüm şartlar aynı kalıp yalnızca stadyum değişseydi sizce bu şekilde biter miydi? Bence bitmezdi.
Ersun Yanal maçın taktiğini oluştururken M. Skibbe'den feyzalmıştı. Belki hatırlarsınız, Skibbe Alper'i biraz daha hücuma yakın kullanmak için arkasına iki sağlam ön libero koyup Alper'i biraz daha rahat konumda oynatırdı. Bugün de Ersun Yanal, Alper'in arkasına Bülent ve Hürriyet'i yerleştirip aynı şeyi denedi ve varyasyon yine başarıya ulaştı. Hem Alper son haftalardaki durgunluğunu üstünden attı hem de Hürriyet ve Bülent oyuna daha fazla katkıda bulundu.
Fenerbahçe bu sezon çok kötü deplasmanlar oynadı ama bu kadar kötüsü olmamıştı. Koca 90 dakikada Alex'in 45'teki frikiği ve Sow'un golü dışında hiç tehlike yaratamadılar. Aykut Kocaman'ın değişiklikleri sonuç vermeyip üstüne bir de Caner atılınca ipler kalıcı olarak Eskişehirspor'un eline geçti. Eskişehirspor hücumda biraz daha becerikli olsa sarsıcı bir sonuç elde edebilirlerdi.
Caner'in kırmızı kartından bahsetmek gerek. Caner sanırım hakeme "hass..tir" dedi ve bu yüzden atıldı. Öncelikle bu küfür mü, değil mi sorusuna cevap vermek gerek. Küfürse neden sokaktaki her 10 sözcükten biri bu, küfür değilse neden bazı harflerini noktayla yazmak zorunda kalıyoruz. Aynı şey yabancı futbolcuların "f.ck"ında da yaşanmıştı. İkisi de üç aşağı beş yukarı aynı anlam ve tesire karşılık geliyor. Bu küfürlere kırmızı kart versen dert, vermesen dert. Bence işi MHK çözecek. Verin diyorsa istisnasız hepsine kırmızı kart gösterilecek, vermeyin diyorsa görmezden/duymazdan gelinecek.
Ben, Eskişehirspor taraftarı olsam Ersun Yanal'ın arkasında dururum. Çünkü Yanal'a yeterli ölçüde sabrettikleri zaman "iyi" futbolun geleceği açık. Yönetimsel sıkıntılar ve kötü sonuçlar yüzünden tribünler gergin ama şu dönemde fevri davranmamak gerek. Hele ki ülke futbolunun en iyi birkaç teknik direktöründen birine karşı.
Fenerbahçe deplasman zaafını çözemezse şampiyonluk yarışında nasıl var olacak, bilemiyorum. Bu zinciri bir yerde mutlaka kırmaları gerekiyor. Sorun kemikleşirse -ki kemikleşmek üzere- play-off aşaması bile bir şeyleri geri getirmek için yeterli olmayacak.
0 yorum:
Yorum Gönder